UEFA, önceki gün, yani cuma günü öğlen saatlerinde resmi sitesinden bir bildiri yayınladı. Bildiri, ne yazık ki Türkiye için idi. Yani Türk Spor medyası, TFF’nin dışarıya haber sızdıran ağızları ve ülkedeki bütün bilgi kıtlığı yaşayan zümre içindi. Üzüldüm. Kahroldum. Benim ülkem böyle yurt dışından sık sık kafasına vurulacak bir ülke mi oldu yahu Bu ne bilgi fukaralığıdır böyle Bu yazılı ve görsel medyada hiç mi kontrol mekanizması yoktur Yazık. Ne verirsen elinde o gider seninle mi Vallahi meseleyi yorumlamak adına atasözü, deyim ne varsa kullanmak istiyorum ama, yetmiyor galiba...
UEFA, son bildirisinde diyor ki bu kafalara, “Bizim Disiplin Kurulumuz özerktir. Toplanır, inceler, değerlendirir, tartışır ve karara bağlar. Bize de bunu ilan etmek kalır. Sonrası da benden; Şayet itiraz varsa, ceza alanların Tahkime gitmek hakkıdır.
Peki, neden benim spor medyam bu hale geldi Eh, her köşeye paraşütle bir yazar indirirseniz, her servisin başına,(bazıları hariç) işten anlamayanı oturtursanız, yazar diye kulüp amigolarını kullanırsanız, atıp tutanları, hiç bir belge sunmadan insanları aşağılayan yayınları yapanları baş tacı ederseniz, kulüp yöneticileri ile akçalı işler yapanlara köşeler ayırırsanız olacağı da budur tabii ki... UEFA’yı maskara etmek adına televizyon programlarında Avrupa Kupaları’nın kuralarını çekenleri sunarsanız, cacık, muz gösterisini alkışlarsanız ve bunlar da internet, twitt midir nedir, ortamında manşet edilirse, bundan başkası olur mu
Sanırım bu acı ders kocaman kocaman veya mini mini birileri tarafından ders olarak alınırsa, ne ala...Yoksa... Vallahi dilim varmıyor.