Türkiye’nin temel problemleri şöyle ifade edilebilir:
1. Ahlak ve maneviyat tahribatı
2. İnsan hakları ve özgürlükler, hürriyetler sürecinde geri kalmışlık,
3. Düşük gelir seviyesi,
4. Adaletsiz gelir dağılımı ve 80/20 toplumu: Toplumun %20’sinin gelirin % 80’ni ve Toplumun % 80’nin gelirin geri kalan % 20’ni alması,
5. Aşırı yüksek vergiler,
6. Artık benzeri olmayan merkezi planlama anlayışı,
7. Kamu kurumları arasında fazla çatışma alanı olması,
8. Milyarlarca liralık devlet israfı ve kamu imkanlarıyla gösteriş merakı,
9. Gittikçe fakirleşen, zayıflayan bir orta direk,
10. Teknolojiyi kullanmayan kötü eğitim sistemi,
11. Eğitimin tam anlamıyla yap-boz tahtasına dönüşmesi,
12. Çalışmayan bir sağlık sistemi, allak bulak olan hastane randevu mekanizması,
13. HES’lerle tabii dengenin bozulması,
14. Müthiş rakamlara ulaşan dış ticaret açığı,
15. Devletten soğutacak kadar kötü devlet hizmeti,
16. Politik istikrarsızlık ve partizanlık,
17. Seçim kampanyalarındaki finansman problemi,
18. Güven vermeyen bir sosyal güvenlik sistemi,
19. Şirketlerin denetimsizliği,
20. Büyük bir işsizlik oranı,
21. Müteşebbis ruhunun eksikliği,
22. Konut yapacağım derken Türkiye’nin mimari açıdan paspas olması,
23. Kötü ekonomik yönetim,
24.Teknoloji üretimindeki yetersizlik,
25. Kayıt dışı ekonomi,
26. Enflasyon yk denmesine karşılık satın alma gücünün olmaması,
27. Bürokrasi terörü,
28. Artık neredeyse çekilmez hale gelen trafik anarşisi,
29. Enerji darboğazı, hiç haber bile vermeden yapılan elektrik kesintileri,
30. Türkiye’nin geleceği olan KOBİ’lere yetersiz destek,
31. Verimsiz çalışan hantal ve kalitesiz kamu yönetim sistemi,
32. Devletin ticari mamul üretip satması,
33. Devletin hala ticari banka sahibi olması,
34. Kamu kaynaklarının bölüşümü ve yaygın yolsuzluk,
35. Hukuka ve ahlaka, maneviyata aykırılıklar,
36. Dünyada eşi olmayan ve bir nevi işsizlik sigortası modeli olan verimsiz devlet istihdam
politikası,
37. Profesyonelleşmeyen bir silahlı kuvvetler sistemi.
Bir hayal: partisiz sistem!
Şöyle bir şey hayal edebiliyor musunuz
Bir an düşünün, bilgisayarınızın başında oturmuşsunuz, aday belirliyor ve oyunuzu bu adaylara veriyorsunuz.
Parti yok, parti lideri yok. Bilgisayarınızın bir tuşuna dokunmak suretiyle ülkeyi belli bir süre yönetecek milletvekillerini sıcak evinizden, kahvenizi, çayınızı yudumlarken, bir yandan da arkadaşlarınızla, eşinizle, çocuklarınızla, akrabalarınızla sohbet/istişare ederek seçiyorsunuz.
Bu mümkün mü Kimilerine bu sorunun cevabı pozitif. Yani evet, bu olabilir.
Şimdi birçok araştırmacı bunun detaylarını belirlemekle meşgul. Böyle bir sistem nasıl olabilir, lidersiz ve partisiz bir sistematik nasıl kurulabilirin analizleri gerçekleştiriliyor.
Araştırmalar eskilere dayanıyor; Esasen böyle bir sistemin olabileceği, telekomünikasyon sisteminin gelişmesinden, bilgisayarların dünyamızı kapsama alanına almasından beri konuşuluyor. Bilgisayar ağlarının siyasette kullanımına ilişkin planlar, varsayımlar öteden beri çoğu platformda söz konusu ediliyordu.
İşte, her evde ulusal şebekeye bağlı bir iletişim terminali olacak ve sıradan vatandaşla, siyasal kararları verenler arasındaki iletişimi düzeltmek için yeni imkanlar doğmuş olacaktı.
Düzenli aralarla tüm ülkede plebisit düzenleme ya da hükümetlerin belirli konularda halkın tepkisini öğreneceği başka sistemler geliştirme tasarılarının arkasında yatan anlayış da buydu, esasen.
***
Bilgisayar teknolojilerindeki değişmelere paralel olarak, dünyada büyük bir zihniyet değişimi yaşanırken, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal alt yapısının temel problemleri henüz çözümlenemedi.
Bu bakımdan, sistemde değişimi ve toplam kaliteyi esasa alan ve projeler bazında çözümler geliştiren bir anlayışın geliştirilmesi gerekir. Dünyada yaşanan hızlı teknolojik gelişme vurgulanırken, Türkiye’de henüz temel bazı meselelerin çözümlenememesi, üçüncü bin yıla girdiğimiz bu yıllarda siyasal yönetimde hangi değişimlerin olabileceğini aynı zamanda tartışma gündemine getirmiş bulunuyor.
İşte bunun için, üçüncü bin yılın içinde, dünya liginde Türkiye’nin birinci lige çıkması için, büyük bir değişim hamlesi başlatması, dünyada yaşanan değişim dalgası karşısında, toplumların hemen hemen her şeyi yeniden değerlendirmeleri gerekiyor.
Teknoloji mutluluk veriyor mu Ya da hedef ne
Elektronik demokrasi ya da bir başka deyimle elektronik devlet yapılanmasında geleceğe yönelik beklentiler şu şekilde ifade ediliyor:
İnternette işlemler anında yapılabilecek.
Yeni inşaat teknikleri sayesinde, oluşturulacak konutlar, hızlı bir şekilde istenen biçimlere sokulabilecek.
Başta para otomatı olmak üzere, birçok işlemde kişiler parmak izinden tanınacak. Bu sistemle, para ödemesi yapılacak ve kapılar açılacak.
Bilgisayar ekranları katlanıp cebe yerleştirilebilecek.
Üstün beceri ve bilgiye sahip çalışanlar, şirketlerinde pay sahibi olarak patronlar sınıfına geçerken sendikalar zayıflayacak.
Hayat boyu eğitim normal hale gelecek. Tek alanda eğitim, meslek sahibi olma yerine, herkes birçok alanda uzmanlaşacak.
Genetik tekniği ile özellikleri değiştirilen bitkiler, çöllerin tarıma açılmasını sağlayacak.
Bu saydıklarımın büyük bölümü günümüzde var mı Var Peki ama neden aynı oranda mutlu değiliz
***
Peki, ya bizim sorunlarımız...
Elektronik Devlet teorileri, uygulaması biran göz önüne getirildiğinde çok hoş geliyor ama toplum olarak böyle bir gelişmeye hazır mıyız
Hangi tedbirlerin şimdiden alınması gerekir Türkiye’nin önemli problemlerinden birisi, çözüm bekleyen sorunların bulunduğunu algılayamamak.
Bir araştırmaya göre, her 100 vatandaşımızın 40’ı kendisini kuşatan ve çözmesi gereken sorunları tanıyamıyor ve algılaması, sorunu tanımaya yetmiyor. Hiçbir toplumun değişmeden ve sorunlara gerçekçi çözümler üretmeden yıllar boyu ayakta kalması düşünülemeyeceğinden bilgisayar/elektronik düzende bunun aşılması elzem görünüyor.
Gündeme ilişkin yazılar yazarken bu noktalara da “dikkat” diyorum, vesselam…
NOT: Bugün 25 Kasım 2013 Pazartesi … İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Ama bir son dakika gelişmesi; Cemil Çiçek, “Ben artık yokum, bu Meclis yeni ve sivil Anayasa yapamaz” diyerek çekildi. Yenilgiyi kabul etti. Şu ana kadar gelinen yol, kocaman bir sıfır. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…