Türkiye de kadından çok genel anlamda bir insan sorunu var. İnsan değeri sorunu. İnsanın, bölümlenerek değerlendirilmesi sorunları çözmüyor. Sorunları sorun haline dönüştürüyor ve bu giderek giriftleşiyor. İçinden çıkılamaz bir hal alıyor.

Türkiye de kadın sorununu, belli çevreler kendilerine göre yorumluyorlar, salt kendi bakış açılarıyla ele alıyorlar. Kadına hangi bakış açısında değer verilecek Yüzünü batıya çevirmiş olanlar, kadını insan olarak görmenin ötesinde, belli kurallara uyanı insan olarak kabul ediyor. Ölçülerine uymayan, kendi koşulları içinde durmayanları önemsemiyor bile.

Tuhaf oyunlar ülkesinde yaşıyoruz.

Bir ara SKY TÜRK te başörtüsü sorunu tartışılıyordu. Beni de telefonla bağlamışlardı. O zaman Cumhuriyet gazetesi yazarı Sayın Şükran Soner de katılmıştı. "Türkiye de bilinçli örtünen kadın sayısının %65 leri geçtiğini, ülkenin karanlığa sürüklendiğini, bunun için ciddi tedbir alınması gerektiğini" feveranla söylüyordu. Konuşma sırası bana geldiğinde, ben de: "Şükran hanım, bu insanları asalım mı, keselim mi, denize mi atalım" demiştim. Bu ironik çıkışım karşısında duraksamıştı. Ben bazı durumların üzerinde daha durunca telefonu kapatmış yayından çıkmıştı. Bugün ise Deniz Baykal örtülü kadınların oranının %70 lerde olduğunu ifade ediyor. Gazetelerde manşet.

Cehepe bir milletin bütün değerlerini yadsıyor, ruh olarak yabancı, Türkiye batılılaşmanın odağı. Bir anlamıyla İttihat ve Terakki yabancılaşmasının temsilcisi. Uzun yıllar toplum üzerindeki baskıları bir sonuç vermedi. Tutumunu sertleştirdikçe küçüldüğü, alanının daraldığı görülüyor. 22 Temmuz seçimleri bu anlamda tam bir gösterge. Batıcıların bütün imkânları kullanılarak bir kampanyaya dönüştürülen "Cumhuriyet mitinglerinin" nasıl bir sonuç doğurduğu ortada. Bu, büyük bir ayrışma da getirdi. Cehepe ruhunun üniversitelerde başörtüsü ve örtünme konusundaki tuhaf tutumu biliniyor. Bu anlamda da tam bir güvensizlik odağı. Nasıl olmasın İkna odaları, başörtülü avı, Anayasa Mahkemesi sonucu.. Bütün bunlar cehepe ruhunun somut bir yansıması. Böyle olunca giderek yitmeye başlayan ve artık bir anlam ifade etmeyen siyasal tutum yeni bir süreç başlatmış bulunuyor. Bu durumda Cehepe nin yapacağı bir şey var. Kendi içindeki o keskin, radikal, fundemental uçları ayıklamak zorunda. Yoksa o Cehepe içine başörtülüleri alacaksa, onların o keskin bakışlarından korumak zorunda. Çünkü orada insana değer verilmiyor. Modernlik bir gösterge. Batıcıların kadın nüfusun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Kadın, bazı kesimlerce modernleşirse bir değeri vardır.

İnandırıcı olabilmesi için başörtü yasağını giderici düzenlemeye öncülük etmeli. Anayasadaki bu konuyla ilgili değişmezlik kuralını da gidermeli.

Siyasaya baktığımızda da, Türkiye de sağ aldatmacanın insanlar üzerindeki etkisi yitince millet asıl akarını buldu. Bu süreç öyle kendiliğinden olmadı. Türkiye değerler üzerine oturma düzleminde. Çünkü batı güdümü insanımızı her geçen gün bunaltıyor. Hiç biri bizi yansıtmıyor. Batı kendi kurallarıyla ya da kuralsızlığıyla yaşıyor. Oysa millet olarak bizim kendimize özgü değerlerimiz var. Cehepe ve batıcılar bunu da anlamalı. Ülkenin içinde bulunduğu açmaz bir bütün. Bütün parçaları dökülüyor ve bir araya gelemeyecek kadar da sorunlar büyüyor. Siyasal gerilimlere kapılmadan, bütün siyasal partiler, kurumlar, örgütler ülke bütünlüğü açısından buluşabilecekleri durumları göz önünde bulundurmalıdırlar.

Aç olan insan bir sorundur. Aşağılanan insan sorunu vardır. Dışlanan kesimler bir sorundur. Sorunları bile sorun olan bir ülkede yaşıyoruz.

İnsan kanının bu kadar aktığı, cinayetlerin bu kadar işlendiği, soygunların, hırsızlıkların, dolandırıcılığın bu kadar belirginleştiği bir dönemde sorular ve sorunlar yumağı vardır. Bunların bir bütün olarak giderilmesi önemlidir. Batıcılıkla ve batıcı değerlerle bunların aşılabilmesi imkânsızdır.