Türkiye, dünyanın merkezindedir. Amerika nın batısı ile Japonya ya aynı uzaklıktadır. Rusya nın kuzeyi ile Afrika nın güneyine aynı uzaklıktadır. İstanbul un batısında ne kadar kara varsa, doğusunda da o kadar kara vardır. Batı nın Doğu ile olan kara ilişkisi İstanbul köprülerinden geçer. İç denizler nehir yolları ile birlikte boğazlarla birbirine bağlıdır. Bu coğrafi merkezilik sebebiyle, İstanbul a sahip olan ülke ister istemez dünyanın tüm ekonomik ve kültürel damarlarını kendisine bağlar. Bunu bütün süper güçler bilmektedir. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya hep bu şehre ve bu ülkeye göz dikmiş bulunmaktadır. Çin ve Hint ise uzaktan hasretle bakmaktadır. Ne var ki, bunlar birbirleriyle anlaşamadıkları için burası yine Türklere kalmaktadır.
Türkiye ye asıl göz diken ve sinsice işgal emeli güden sömürü sermayesidir. Sermaye, beş yüz senelik emeli olan "tek dünya ekonomisi ve tek dünya devleti"ni İstanbul dan yönetmeyi planlamakta ve Osmanlı Devleti yıkıldığından beri bunu gerçekleştirmek için pek çok şeyler yapmaktadır. Sömürü sermayesi aynı zamanda Türkiye yi ele geçirmeyi kendince projelendirmiş bulunmaktadır. Bu projesini gerçekleştirme konusunda güya sıkıntı duymamakta, kendisinden gayet emin görünmektedir.
Türkiye yi ele geçirme projesi çerçevesinde neler yapıldığına bir bakalım. -Türkiye özellikle dış borçlarla boğulmaktadır; nasılsa bir gün ellerini kaldıracak ve teslim olacaktır. -Türk halkı tarlalarını ekmemekte, fabrikalarını kapatmaktadır; nasılsa bir gün artık tarlalar kıraç hâle gelmiş, fabrikalar da harabe hâline dönüşmüş olacak; işte o zaman işgal peynir ekmek yemek kadar kolay olacaktır. -Türkiye de medya ele geçirilmiş; halka istenilen yalanlar kabul ettirilecek hâle gelinmiştir. -Türk yargısı Türkiye yi yıkacak şekilde kullanabilmektedir. Bir yargı düşünün ki, meclise cumhurbaşkanı seçtirmeyecek kararlar verebilmekte; bir yargı düşünün ki, iktidar partisini ve meclisi işlemez hâle getirebilmekte; böyle bir ülkeyi yıkmaktan kolay ne var Sömürü sermayesinin daha başka avantajları da vardır. Ülke vatandaşları lâik-anti lâik, Türkçü-Kürtçü, ilerici-gerici gruplara ayrılmaya çalışılıyor. PKK ile çatışmalar yirmi yıldır devam etmekte. Nasıl oluyor da bütün bunlara rağmen Türkiye hâlâ ayakta, ona şaşmak gerekir.
Sömürü sermayesi hedefine ulaşmayı iki yoldan planlamaktadır. Birincisi; Türk halkını dinsizleştirmek, ahlâksızlaştırmak (aile yapısını bozmak), ekonomisini zayıflatıp halkı yoksullaştırmak, birbirine düşürmek suretiyle kendisine uşak yapabilmek ve asker millet Türklerden oluşturacağı paralı askerlerle dünyayı yönetmek. Türkiye deki iktidarlara bunlar ihale edilir. İktidarlar Türkiye yi ne kadar dinsizleştirir, ahlâksızlaştırır, yoksullaştırır ve birbirlerine hasım halklar hâline getirirlerse o kadar iktidarda kalırlar.
Sömürü sermayesinin ikinci planı ise; İran ile Türkiye yi kapıştırmak, savaştırmak ve ikisi de mecalsiz hâle gelince Ermeni, Gürcü, Bulgar, Yunan halklarını saldırtarak Anadolu da Türkleri imha etmek ve karma halkları yerleştirip onları paralı asker olarak kullanmaktır.
Sömürü sermayesi aslında projesini 1997 ye kadar tamamlayacaktı ama...
Efendim, bütün bunlar komplo teorileridir, böyle bir şey yok! deyip sizi uyutan ve bu gerçekleri unutturanlar elbette vardır. Siz de öyle diyenlerdenseniz, size diyecek bir şey yok!
Bu durumda Türkiye ne yapmalı ve bu saldırılara karşı kendisini nasıl savunmalı diyenlerdenseniz; meselenin o boyutunu da ileride görüşelim.