Tüp bebek merkezleri ve kısırlık tedavileri yoğun talep

görüyor.

Çocuk isteyenler olduğu kadar istemeyenler de çoğalıyor.

Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu na göre durum gittikçe kötüye

gidiyor:

50 yıl sonra doğal yolla çocuk sahibi olanları parmakla

göstereceğiz   diyor.

Bu durumu batı dünyası şu anda yaşıyor.

Hızlı bir şekilde bizde de yayılmaya başladı bile

Batı dünyasında daha fazla kadın ve erkek, sağlıklı

olmalarına rağmen aile kurmak için normal cinsel birleşmeyi değil, tüp bebek

yöntemini tercih ediyor.

Bunun için de kısırlaşmadan önce yumurtalarını ve

spermlerini donduruyorlar. 

***

Bu alanda yapılan araştırmalara göre, her 100 çiftten

15-20 si normal yolla çocuk sahibi olamıyor.

Sorunun %50 si kadında ise %50 si de erkekte oluyor.

50 yıl önce yapılan sperm tahlillerinin sonuçları ile

günümüzdekilerin sonuçları karşılaştırıldığında sperm sayı ve hareketliğinde

büyük azalmalar olduğu saptanmış.

Dünyaca ünlü, bilim dergisi Focus un erkekler üzerinde

yaptığı bir araştırmaya göre: Erkeksiz doğum, her geçen yıl bilim dünyasında

ayrı ve özel bir ilgi görüyor.

Ayrıca, İskoç bilim adamları, 2005 te ilk kez sperm

kullanmadan ve klonlama yöntemine başvurmadan insan embriyosu oluşturduklarını

açıkladılar.

Kadınlardan alınan doku örnekleriyle hem sperm hücresini

hem de yumurta hücresini laboratuar ortamında üretmenin mümkün olacağını

açıkladılar.

***

Bugün Hollanda da beş bebekten biri tüp bebek olarak

doğuyor.

Amsterdam da durum daha da acı, her üç bebekten biri tüp

bebek olarak dünyaya geliyor.

Kısaca, üreme yeteneği inanılmaz bir biçimde kayboluyor.

Bununla beraber, günlük hayatta kullanılan bazı

kimyasallar da aynı olumsuz etkiyi gösteriyor.

Doğum kontrol hapları, plastikler, yiyecekler,

jelâtinler, şampuanlar, deterjanlar, zirai ilaçlar, boyalar ve diğer ilaçlar da

seks güdüsünün azalmasına yol açıyor ve haliyle üremeyi engelliyor.

Üreme sağlığını olumsuz etkileyen kimyasallar erkeklerde

sperm sayısını, kadınlarda da yumurtlama oranını azaltıyor.

Şampuanlardan kozmetiklere, deterjanlardan bilgisayar ve

televizyonlara kadar kimyasalların olduğu her türlü obje insan sağlığını işte

böyle olumsuz etkiliyor.

***

Bilindiği gibi, erkeği erkek yapan testosteron

hormonudur.

Alman Bunte dergisinin yaptığı araştırmaya göre, erkeğin

fiziğini, çekiciliğini, kasların gelişimini hep cinsel hormonlar belirliyor.

Eşi ve çocukları tarafından değer görmeyen erkeğin

özgüveni azalıyor ve testosteronu düşüyor.

Testosteron sadece bir cinsiyet hormonu değil, aynı

zamanda cesaret hormonu dur.

Erkeğin cinselliği, sakalı, bıyığı, kası, gücü,

saldırganlığı, cesareti, neşesi ve duygularla ilgili erkeksi bakış açısı bu

hormonun denetimindedir.

Erkek değer görmediğinde testosteronu düşüyor, değer

gördüğünde yükseliyor.

Karısı ve çocukları tarafından değer gören, saygı duyulan

erkeğin özgüveni yerinde oluyor, bu da erkeklik hormonunu artırıyor.

Her ne kadar Batı dünyasında bunlar yaşanıyor gözükse

de çok yakında bizde de olacağı muhakkak

Ufaktan ufaktan olmaya başladı bile