Neden fasarya biliyor musunuz
1) Henüz milletvekilleri TBMM’de yemin etmemişken…
2) Henüz Meclis Başkanı seçilmemişken…
3) Henüz Cumhurbaşkanı seçimde birinci parti gelen AKP’li bir milletvekiline (ki kuvvetle muhtemel bu isim AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu olacaktır) hükümeti kurması için görevlendirme yapmamışken…
* Nasıl oluyor da bütün bunlar gerçekleşmeden koalisyonlar kuruluyor, koalisyonlar yıkılıyor
* Nasıl oluyor da, “AKP ile MHP kesinlikle olamaz. Zira Recep Tayyip Erdoğan AKP’nin olmazsa olmazıdır. Dokundurmaz. Oysa MHP Tayyip beyi Beştepe’den çıkarıp Çankaya Köşkü’ne göndermek istiyor, söz verdi seçmenine. O yüzden bu iki parti yan yana gelemez…” denilebiliyor
* Nasıl oluyor da, “MHP, HDP’li tüm koalisyon formüllerine kesinlikle kapalı. MHP bu partinin ‘dışardan’ desteğine dahi tahammül edemez. Bu sebeple MHP+HDP’li formülasyonları unutun…” demeçleri patlatılıyor
* Nasıl oluyor da bir partinin genel başkanı bir diğer partinin genel başkanına “Başbakanlık” teklif edebiliyor
* Nasıl oluyor da bir partinin genel başkanı bu teklifi yapan parti genel başkanına, “Nedir bu, Çin’den gelen bir oyuncak mı ” şeklinde “ti”ye alabiliyor
* Nasıl oluyor da bir parti, bir başka partiye kapılarını tamamen kapatabiliyor
* Nasıl oluyor da “azınlık” hükümetlerinden söz edilebiliyor
* Nasıl oluyor da kulislerde “biz anlaşmak üzereyiz…” türünden mesajlar yollanabiliyor
* Nasıl oluyor da bir milletvekili çıkıp, “sen kurmazsan kurma, biz de başkasını buluruz…” göndermelerinde bulunabiliyor
* Nasıl oluyor da bir başka parti de çıkıp, “Biz bu ülkenin partisi değil miyiz Neden kimse bizim yüzümüze bakmıyor!” diyebiliyor
***
Tüm bunları neden yazdım, biliyor musunuz;
Bir süre sonra koalisyon görüşmeleri “resmen” başladığında göreceksiniz ki; daha öncesinden konuşulan birçok şey gerçekten de “fasarya!”
Sen nelere kadirsin, ey koltuk!
NE KADAR DA ÇOKLAR!
* Birinin bir başkasına aslında bildiği şeyi öğretir edasında anlatmaya kalkışması çapsızlık olduğu gibi bir o kadar da gülünçtür, öyle değil mi
* Çapsızlık ego ile doğru orantılı, mantık ile ters orantılıdır…
* Kendi yeterliliğinin farkında olmayanlara ne demeli
* Boyundan büyük işlere kalkışanlar mı ararsınız!
* Peki ya, haddi olmayan işlere burnunu sokanlar…
* Araştırmadan, etmeden çokbilmiş havalarında olanlar…
***
Çevrenize bakın. Bu tanımlara uyan o kadar çok “çapsız” var ki! Son dönemde de o kadar çoklar ki…
ALBARAKA TÜRK’TEN ÖNEMLİ BİR ESER
Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi imzalayıp göndermiş;
“Endülüs”, bankacılık faaliyetinin yanı sıra kültür ve sanat alanlarında da önemli katkılar sunan Albaraka Türk’ün 42. yeni eseri, daha doğrusu şaheseri.
Bayağı kapsamlı hazırlanan, fotoğraf ve haritalarla beslenen kitap, 8 asır Müslümanların yurdu olan ve İslamiyet’in siyasi, askeri güç ve medeniyet açısından Ortaçağ’da ulaştığı zirveyi ortaya koyması bakımından okunmaya değer.
Eserin yazarı, Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Lütfi Şeyban Endülüs’ü şöyle tanımlıyor; “Dalları batıda, kökleri doğuda Medine’de, Şam’da. Zeytinin yeşili ve barışın beyazıyla; İspanya’sı, Portekiz’i ve Fransa’sıyla rengârenk açan narin bir narçiçeği.”
Bence ne edin edin, bu kitaptan bir tane edinin. (Tel: 0216 666 0101)
NEDEN BAŞARISIZ OLDUK
“Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran’dan bu yana bir yandan 9 puanlık oy düşüşünün nedenlerini araştırıyor, diğer yandan mevcut tabloda nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine karar vermeye çalışıyor.
Davutoğlu, seçim sonrasında partinin karar alma mekanizması içindeki bütün kurullarını topladı. Bu arada üç dönemlik olup parlamentoya giremeyen deneyimli AK Partililerle de tek tek görüştü ve iki soruya yanıt aradı: “Nerede yanlış yaptık ”, “Bu tablodan nasıl çıkacağız. Koalisyon mu erken seçim mi Koalisyonsa kiminle nasıl bir koalisyon ”
Aldığı ilk karar, süreci birlikte yönetecek bir ekip oluşturmak oldu. Hürriyet’in Parlamento Büro Şefi Nuray Babacan, ilginç bir kulisi aktardı. Buna göre, Faruk Çelik, Hüseyin Çelik ve Ömer Çelik’ten oluşan bir komisyon oluşturuldu. Soyadları tuttuğu için buna ‘Çelik Komisyon’ deniliyor AK Parti kulislerinde. Diğer taraftan da Davutoğlu, ekranlara çıkan, köşe yazan, görüş belirten AK Parti’ye yakın çok sayıda gazeteci, akademisyen ve siyasetçi ile geçen Salı akşamı Başbakanlık’ta görüştü, geç saatlere kadar onları dinledi. 21.00-01.00 arasında gerçekleşen toplantıya şu isimler katıldı:
Akademisyen-köşe yazarı Prof. Deniz Ülke Arıboğan, köşe yazarı Ahmet Taşgetiren (Star), köşe yazarı Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak), gazeteci Mustafa Karaalioğlu, köşe yazarı Akif Beki (Hürriyet), Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, yaş haddi nedeniyle emekli olan eski başdanışman yazar Etyen Mahçupyan, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Vahap Coşkun, SETA Başkanı Prof. Burhanettin Duran, Şehir Üniversitesi’nden iktisatçı Dr. Mustafa Özel, Stratejik Düşünce Enstitüsü’nden Dr. Murat Yılmaz, ANAR Araştırma’nın yöneticisi İbrahim Uslu, Genar Araştırma’nın yöneticisi İhsan Aktaş.
Davutoğlu, bu buluşmanın başında, “Burada konuşulan burada kalacak, herkes düşündüğünü açıkça söylesin” diyerek eleştirel konuşmaları da davet etti. Kulislere yansıyanlara bakılırsa, bu, görüşleri büyük bir açık sözlülükle paylaşmaya itti, bir hayli kuvvetli eleştiriler dile getirildi. AK Parti’nin seçim başarısızlığında rol oynayan faktörler arasında yolsuzluk tartışmaları, Başbakan’ın seçim kampanyasında kullandığı söylem ve üslup, Cumhurbaşkanı’nın meydana inmesi gibi pek çok konu dile getirildi. Dikkat çeken bir nokta, hükümete yakın yeni medya yapısındaki ‘ölçü’ sorununun da eleştirel bir dille Davutoğlu’nun dikkatine getirilmesiydi.”
***
1) Özeleştiri elbette önemli. Ancak Davutoğlu’nun sadece “yandaş” isimlerle bunu yapması ne kadar faydalı Bu biraz da “kendin çal, kendin oyna!” değil midir
2) Esasen diğer parti liderlerinin de bu türden “özeleştiri” toplantılarına ihtiyacı yok mu Peki ya sizce
GÜVEN DUYGUSU... NE KADAR DA ÖNEMLİ...
NOT: Bugün, 22 Haziran 2015, Pazartesi. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!