ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistin'i, Gazze'yi alenen tehdit ederek, "Gazzeliler başka ülkelere gitmeli, Gazze'yi boşaltmalı, Gazze'yi biz devralacağız! Yoksa mahvederiz!" yollu küstah açıklama ve demeçleri karşısında dünya ne yapıyor?

Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre dünya üzerinde 205 ülke var...

Birkaç ülke dışında Trump'ın bu tehditlerine ve pervasızlığına karşılık veren oldu mu?

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCZ), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Birleşmiş Milletler bu tehdide yönelik neden bir adım atmıyorlar?

Uluslararası Adalet Divanı var. Birleşmiş Milletler’in başlıca yargı organı. Uluslararası Adalet Divanı'nın merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde. Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi'nden seçilen 15 yargıçtan oluşuyor. Bu tehdide yönelik BM ve Lahey Divanı nerede, sahi?

İlla eli kanlı katil Netanyahu gibi 50 bin insanı katletmesi mi gerekiyor, adım atmaları için!

***

Peki, ya ülkemiz...

Filistin konusunda başından bu yana hassas olan Türkiye ne yaptı bu tehdide ve pervasızlığa?

TBMM'de tüm milletvekillerinin imzası ile, tüm siyasi partilerin imzasını taşıyan, 'Amerika'nın Gazze planına ret kararı' neden alınmıyor ve ilan edilmiyor?

Anlı şanlı sivil toplum kuruluşlarımız var. Bu STK'larımız neden ortak bir karar almıyor?

200 küsür üniversitemiz var. Bu üniversitelerimizin senatoları neden bu küstah karara karşı ortak bir tavır ve karar almıyorlar?

İş dünyası, sendikalar vb. neden bu kadar sessiz? İşgalci İsrail sınırımızda değil mi? Bu ifade Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadesi değil midir? Neden iş dünyasından TÜSİAD, MÜSİAD, sendikal dünyadan Memur-Sen, Hak-İş, Türk-İş, DİSK vb. neden bu pervasız isme yönelik bir ortak açıklama yapmıyorlar?

Memleketimizde 81 adet baro var. Çok sayıda hukuk dernekleri ve bu alanda STK'lar var. Barolar, hukuk dernekleri, "Sen nasıl olur da bir ülke insanını zor kullanarak, silah gücünü kullanarak vatanlarından, topraklarından sürgün etmek istersin!" diyerek suç duyurusunda bulunmuyorlar?

Uzun lafın kısası; Trump hakkında neden dava açıl(a)mıyor?

ESNAFIN ÇIĞLIĞINA KULAK VERİN!

Son yıllarda ülkemizde meydana gelen ekonomik buhranın en çok zarar gören kesimlerinden birisi de esnaf ve sanatkârlarımızdır.

Bu durumun en belirgin görünürlüğü açıklanan verilere göre protesto olan senet sayısının bir önceki yıla göre %10,7 artarak 242 bin sayısına ulaşmış olmasıdır.

Sürekli pozitif açıklamalar yapılmasına rağmen ekonomik anlamda çok zor günler geçiren esnaf ve sanatkârlarımız sosyal güvenlik primlerini ve tahakkuk eden vergilerini ödeyemez duruma gelmiş; bu durum yetmezmiş gibi borçlarından dolayı banka hesaplarına e-haciz işlemlerinin uygulanması ile de adeta eli kolu bağlı hale getirilmiştir.

Esnaf Sanatkârlar Kredi Kooperatifleri’nden kredi kullanan esnaf ve sanatkârlarımız geri ödeme verilerinden de anlaşılacağı üzere ödemelerini yapamamakta, bu durum verdikleri ipotek ve kefilleri açısından büyük sorunlar oluşturmaktadır.

Mutlaka hem sosyal güvenlik primleri ve vergileri ile birlikte esnafımızın gecikmeli olan kredilerinin gecikme faizleri silinerek ödemeler 48 ay vadeye bölünerek esnafımızın önü açılmalıdır.

Enflasyonun hiçbir şekilde dizginleştirilememesi neticesinde yeniden değerleme oranları %43,99 oranında artırılarak esnafımızın ödediği bütün harç ve vergiler bu oranda zamlanmış; zaten sabit masraflarını ödemekte zorluk çeken esnaf ve sanatkârlarımız daha zor bir duruma düşürülmüştür...

Son günlerde devreye alınan diğer bir uygulama ise esnafımızı iyice düşündürmektedir.

6331 sayılı kanuna göre tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri ile 50'den fazla işçi çalıştıran az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerleri için iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerine ilişkin iş güvenliği uzmanı ve iş yerliği hekimi bulundurmak zorunluluğu 01.01.2025 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu kapsama giren 1 milyon 700 bin esnaf ve sanatkârımız için geçerli olmuştur.

Bu yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihi mutlaka ileri bir tarihe ertelenmelidir. Aksi takdirde çok büyük tartışmalara yol açan iş güvenliği uzmanlığı sistemi beraberinde büyük zorluklar ve büyük mali bir külfet getirecektir.

Ekonomi dışında esnaf ve sanatkârlarımızın en büyük sıkıntı çektiği diğer bir konu ise ara eleman sıkıntısıdır.

Bu konu ile alakalı mutlaka yapısal adımlar atılmalı, meslek liseleri ve çıraklık eğitim merkezlerinde eğitim görmek cazip hale getirilmeli, bu bağlamda çıraklık eğitim merkezlerinde öğrencilere verilen mali destek artırılmalı, bu durum meslek lisesinde eğitim gören öğrenciler için de uygulanmalıdır.

Ayrıca çıraklık eğitim merkezlerinde eğitim gören öğrencilerimize yapılan sigortalar uzun vadeli sigorta koluna alınarak, giriş tarihleri ise işe giriş tarihi olarak baz alınmalıdır." (Latif Işık, Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (Es-Der) Konya Şube Başkanı)

DEPREM SONRASI BİR ÖRNEK MODEL!

Allah korusun milletimizi, tüm afetlerden, yangınlardan, depremlerden...

Ne yaparsak yapalım; ülkemiz bir deprem ülkesi. Depremler oluyor. Elbette öncesinde alınması gereken önlemlerin alınması zaruri.

Ama bir de deprem sonrası var. Daha doğrusu depremden hemen sonrası... Aşağıdaki satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum;

* "Japonya’da 2011 yılında, dokuz şiddetindeki depremin ardından gelen tsunami felaketinde yirmi bin insan ölmüştü. Dünyanın her yerinden yardımlar geliyordu ama hiç kimseye bizdeki gibi kamyonlardan yardım koliler atmıyordu, keza kimseye yardım çadırları da verilmiyordu. Ne mi, yaptılar? Her bölgeye büyük sahra çadırları kurdular, her çadırlara sahra masaları kurdular. Orada ne kimse bir şey götürdü ne de aç kimse kaldı. Masaların etrafına dizilen insanlar yemeklerini yedikten sonra kurtarma ekiplerine yardıma koştular, çünkü her biri eğitimliydi."

"Demek oluyor ki, insanlarımızda kabahat yok, kabahat, eğitimsizlikten, organize noksanlığından. Biz de böyle bir felaket halinde her bölgeye sahra çadırları, sahra masaları kursak, yanlışları önlemiş oluruz. Kurtarma ekiplerimiz daha sağlıklı çalışır. Seri kurtarma ekiplerimiz, tekniklerimiz var. Dileğimiz, böyle bir afet vaktinde en az can ve mal kaybıyla kurtulmaktır." (Mustafa Ceyhun, Doğu Gazetesi)

---