Bir aydır genellikle Filistin’de yaşananları aktarmaya çalışıyorum. Çünkü toplum olarak dikkatimiz Filistin’e dönmüş durumda. Böyle olunca da belki insanımızın hiçbir sorunu yokmuş gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu görüntüyü iktidar sahipleri, “Artık bu ülkede kimse ne olacak halim demiyor” diyerek ülkede yaşanan ekonomik krizi gizlemeye çalışıyor. Keşke, bu gizlemeler gerçek olsa, ülkemizde hiç kimsenin gelecek endişesi taşımıyor ve herkes tuzu kuru olsa. Sanıyorum bu görüntüyü topluma gerçek gibi sunanlar toplumun içine fazlaca girmiyor, etraflarındaki kişiler de genellikle durumu çok iyi olmasa da etraflarında dolaşanların hallerinin iyi olması ile ilgili olsa gerek.

            Halbuki medyaya yansıyan haberlere göre, ülkemizde, “38,8 milyon vatandaş bankalara borçlu”, “1 ayda 1 milyonu aşkın icra dosyası”, “Ortalama konut fiyatı 2,7 milyon TL’ye ulaştı”, “Kredi kartı faizi üç haneyi zorluyor”, “Bu arada bir takım yardıma muhtaç durumda olanların sayısının 4 milyona ulaşacağı belirtiliyor” başlıklarına son bir ilave yapmak istiyorum. Bu da AKP iktidarının ülkeyi 20 yılda içine sürüklediği ekonomik durumu aktaran bir haber başlığı olacak. Söz konusu haberde , “20 yılda faiz ödemelerine 226,8 milyar dolar gittiğine” dikkat çekilerek ülke imkanlarının büyük oranda alınan borçlara karşılık ülke gelirlerinin büyük bir bölümünün faiz ödemelerine gittiği gerçeği gözler önüne seriliyordu.

Hemen belirteyim ki ekonomi ile ilgili tüm haberler olumsuz değil elbet. Söz gelimi dün bir gazetemizde, “İhracatta tüm zamanların en iyi Ekim’i” başlığı altında yer alan haber ilk bakışta sanki ülkemizin ihracatı ithalatını geçmiş intibaı veriyordu. Ancak, gerçek durum ihracattaki artış rakamı okuyucuya sunularak, ithalatın hala ihracatımızın üzerinde ve sonuç olarak dış ticaret açığımızın devam ettiğini ortadan kaldırmıyordu. Bu arada iddialı bir şekilde iktidarları döneminde kimsenin kendilerine faizi artırtamayacağını her fırsatta dile getirirken son aylarda yapılan faiz artışları ile Merkez Bankası faizi yüzde 35’e ulaşırken piyasa faizi neredeyse üç haneli rakamlara yaklaşmış durumda. Haberin içeriğinde kısaca şöyle deniyordu:

“Kredi kartı ve nakit çekim faizleri, seçim sonrasında adeta patladı. Kredi kartı kullananlar yıllık yüzde 96 gecikme faizi ödeyecek. Nakit çekimlerinde faiz ise yüzde 105’e çıkacak.”

Elbette haberde belirtildiği gibi yüzde 105’e çıkar mı çıkmaz mı zaman gösterecek. Ancak, ısrarlı bir şekilde faizlerin artmayacağının söylenmesine karşılık aynı iktidar döneminde arka arkaya yapılan faiz artışları tüm söylenenlerin geçersiz olduğunu göstermiş durumda. Ekonomik durum ile ilgili olarak birkaç hatırlatma daha yapmak istiyorum. Çünkü ekonomik sıkıntılardan etkilenen kesimler söz konusu olduğunda en sıkıntılı durumda olanların emekliler olduğunu söylemek gerekiyor. Çünkü mevcut iktidar bazı kesimlere karşı cömert iken sıra emeklilere geldiğinde o kesimi görmemeyi, sıkıntılarına ilgili duymamayı tercih ediyorlar. Bu durumu görmezden gelmez gelmeleri ekonomik sıkıntı içindeki dar ve sabit gelirlilerin dayanacak gücü kalmamış olacak.

Kısacası bu durumda dış ticaret açığının 10 ayda 94 milyar dolara ulaşmış olması bir takım rakamları ters yüz etmekle düzelmiyor. Bunun sonucu olarak uygulanmakta olan ekonomik sistem dar ve sabit gelirlilerden alıp zenginlere verme uygulamasından vazgeçmenin gündeme gelmiyor olması ister istemez başta emekliler olmak üzere dar ve sabit gelirlilerin dayanacak gücü kalmadığı gerçeğini gidermiyor. Bu durumu görmek de zor değil ama iktidar sahipleri durumu görmek istemedikleri için ülkenin ekonomik olarak iflasını gizlemek için farklı bir tablo çizmeyi sürdürüyorlar.