UZMAN eğitimcilerimiz tarafından çıkarılan Millî Şuur

dergisi, eğitim ve toplumsal konulardaki uyarı görevini yapmaya devam ediyor.

Derginin Mart ayında yayınlanan 25. sayısında Eğitimci Nizamettin Kars Bey

Geleceğimiz Olan Gençlere Büyük Tuzak Milletimizi Televizyonla Dönüştürme

Projesi başlıklı uyarıcı bir yazı yayınladı. Yazı, milletimizin yapısına

uymayan TV dizileri ve çarpık eğitim aracılığıyla, gençlerimizin nasıl bir

çürümenin içine terk edildiğinin fotoğrafını çekiyor.

Yazar, diziler aracılığıyla toplumun Batılı hayata

özendirildiğini örneklerle anlatıyor. Sadece TRT varken başlatılan Dallas,

Flamingo Yolu gibi diziler toplumu dönüştürmeye yetmeyince; Küçük Hanım,

Manuela gibi Brezilya ve Meksika yapımı pembe dizilere yer verildiğini

söylüyor. Bunların da başarılı olamaması sonucu, içerikleri ortak, ana temaları

aynı olan yerli diziler döneminin başlatıldığını ifade ediyor:

Seksen dizinin altmışında gayrimeşru ilişkiler ve bu

ilişkiler etrafında gelişen olaylar konu ediliyor. Bazı dizilerde aile içi

çarpık (ensest) ilişkiler ana konuyu oluştururken, bu çarpık ilişkiler öylesine

bir doğallıkla verildi ki, izleyicinin etkilenmemesi mümkün değil. Zinanın

doğallık kazandığı bu altmış dizinin ellisinde de zina sonucu doğan gayrimeşru

çocuklar konu ediliyor.

Çekilen 80 dizinin hemen hepsinde benzer konuların

olmasını tesadüfe bağlamak saflıktan da öte, aptallık olur. Toplumumuzun dinî

ve ahlâkî karakterine taban tabana zıt konuların ele alınmasını sağlayan,

ulusal ve uluslar arası güçlerin varlığını kabul etmek durumundayız. Ulusal

yayın yapan bir çok TV kanalının ipleri de bu güçlerin elindedir. (Millî Şuur,

Sayı 25, Sh. 45-48)

Tahribatın bu derecesi tesadüf mü

Manevî tahribatın katlanarak devam etmesinin elbette

sebepleri olması gerekir. Bunun başta gelen sebepleri arasında, eğitimimizin

gençlerimize, mensup olduğumuz İslâm dinini lâyıkıyla öğretememiş olmasını

sayabiliriz.

Fuhuş ve zinanın gizli yapılmaktan çıkıp sokaklara, okullara

kadar yansıyan bir azgınlığa ulaşması tesadüf mü Sokaklarda sevişen ortaokul

öğrencilerini görmek sıradan bir olay haline geldi. Bunun en başta gelen sebebi

de; Hükümet in 2004 yılında, AB istedi diye Türk Ceza Kanunu ndan zinayı suç

kapsamından çıkarması dır. Bu yasayı çıkaranlara sormak lâzım: Siz kimin

hükümetisiniz Türkiye nin mi, AB nin mi Lütfen, önce buna karar veriniz!

Hayret ediyorum! AKP içinde Diyanet İşleri Başkanlığı

yapmış insanlar var. Pek çok ilim adamı ve ilâhiyatçı var. İslâmî hizmet

yaptığını iddia eden kuruluşların mensupları var. Bir tanesi çıkıp da

Hayııırr! Burası Müslüman ülke. Zinayı suç olmaktan çıkaramazsınız! Bu yasayı

onaylamıyorum diyerek sesini yükseltemedi. Namus ve iffet konusunda titizlik

gösteren, edep, hayâ ve ahlâk örneği ceddimizin nesilleri böyle mi olmalıydı

Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emâneti!

Söz konusu zevâta soruyorum: Aynı yasayı CHP veya

Süleyman Demirel çıkarsaydı, yine böyle sessiz mi kalırdınız Bu sorunun

vicdanınızda muhasebesini yapmanızı ne kadar isterdim. Unutmayın, bu işin

dünyası olduğu gibi, âhireti de var. Küçük hesaplar uğruna âhiretinizi

tehlikeye atmayın. Hz. Ömer (r.a) uyarıyor: O kişiye şaşılır ki, başkasına

dünyalık kazandırayım derken, kendi âhiretini kaybeder.

 Sonra, İslâmî duyarlılığa

sahip olması gereken söz konusu kardeşlerime uyarıyorum ki; İslâm dini

konjonktürel bir din değildir, cihanşümûldür, zamana göre değişmez. Şartlara ve

şahıslara göre de değişmez. Hiçbir Müslüman, Bir bildikleri vardır diyerek

Allah ın yasak ettiklerinden yana olamaz. Seçiminizi yapınız: Allah ın

indirdiklerinden yana mısınız, yoksa dünyalık elde etmeyi umduklarınızdan yana

Çoğunuz gittiği yolu bilmiyor

Size bir anekdot sunayım: Ocak ayı başında 42 bin mevcudu

olan bir üniversitenin rektörü, ilindeki Gönüllü Kültür Teşekkülleri nin

temsilcilerini üniversite içindeki bir salonda yemekli toplantıya davet etti.

Programın koordinatörlüğünü yapan kardeşim, benim de bu toplantıda bulunmamı

istedi. Soru-cevap bölümünde, soruların yazılı sorulması istendi. Bir temsilci

Rektör e, Hocam, üniversitemizde kız erkek arkadaşlığı bahane edilerek oluşan

yaygın bir ahlâk erozyonu var. Bu konuda bir tedbir düşünüyor musunuz

şeklinde bir soru yöneltti. Rektör Bey, belki başka konulara girildiği, belki

de sıkıntılı bir konu olduğu için bu soruyu cevaplamadı. Toplantı biterken, iki

dönem AKP de milletvekilliği yapmış bir kişi söz aldı. Rektöre sorulan, fakat

cevaplanmayan sorunun cevabına girdi. Böyle öğrenciler kaç tane ki Azınlığı

oluşturuyor. Üzerinde konuşulmaya değmez. Genel durum iyi türünden bir konuşma

yaptı. Herkes ayağa kalkmışken yapılan bu konuşmaya cevap verilecek zaman

kalmadı.

Erbakan Hoca nın şuur şuur şuur deyip durduğu sözün

ne anlama geldiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Söz konusu eski milletvekili

rektör beyin üzerindeki sorumluluğu üstlendi. Değilse, böyle bir problemin var

olduğu düşüncesiyle evine gidecek, belki de uygun zeminlerde problemi dile

getirecekti. Eski milletvekili, zina yasasına oy verdiği için mi kendisine

sorulmayan bir soruyu cevaplama gayretkeşliği gösterdi acaba

Bu zat, keşke ahlâk tahribatının hiçbir dönemde olmayan

şekilde tavan yaptığını kısa bir araştırmayla görebilseydi! Bakın, Nizamettin

Kars ın başta söz konusu ettiğim yazısında okullarımızın durumu nasıl anlatılıyor:

Bizler öğretmen olarak, erkek için saç saça kavga eden

kız öğrencilere çok şahit olduk. Kız arkadaş için birbirini döven, bıçaklayan

erkek öğrencilerimiz oldu. Kız ve erkek arkadaş için liseliler cinayet bile

işlediler. Kız arkadaşı (yani flörtü) olmayan erkek kendinde bir boşluk

hissediyor. Aynı şey kızlar için de geçerli.

Flört, liseli öğrenciler için bir ihtiyaç haline gelmiş

durumda. Cinsellik yaşı yedinci sınıflara kadar düşmüş. Maalesef gençlerin bu

tip arkadaşlıklarına aileler de destek verir hale geldi. İmam Hatip öğrencisi

kız, yine İmam Hatip öğrencisi flörtünü eve davet edip anne babasıyla

tanıştırabiliyor! (Millî Şuur, Sayı 25,Sh. 48)

Bütün bunlar İmam Hatipli Başbakan, dindar bilinen bir

hükümet döneminde yaşanıyor. Bunu kendileri mi yapıyor, yoksa onlara

yaptırıyorlar mı Ne günlere kaldık ey gâzi Hünkar! Bu ifsâdı durduracak vicdan

sahipleri nerede