Yaşamanın anlamını kavrayamayanlar, hayatın
saçmalıklardan ibaret olduğunu görenler intiharı düşünüyorlar.
Dam başına veya yüksek bir apartman üstüne çıkanlar
gerçekten de intihar etmeyi düşünüyorlar mı
Bu konudaki kararları kesin mi yoksa sadece intihar
girişiminden mi ibaret
İntiharı düşünenlerden kaçı bu eylemi gerçekleştiriyor
Bu düşüncesinde ne kadar samimiler
Daha bir yığın soru
Hayatı kafasında bitirenler için denmez ama hadi öyleyse
öldür kendini! Hayatla daha fazla didinip durma, diyesi geliyor. Bizler
intihara inanmış ama uygulamaya geldiğinde bir türlü karar verememişiz. Bu eylemi düşünenler çok olabilir ama bunda
samimi olanların sayısı pek azdır. Fakat intihar insanlar için önemli
sorunların, çaresizliğin bir sonucudur. Bu girişimlerde bulunanların nedenleri
farklıdır.
Hayatın anlamsızlığını düşünen, inançsızlık boyutuna
varan süreç bu olguyu ortaya çıkarıyor. Ailevi, psikolojik, ekonomik nedenlerle
başlayan insanlardaki boşluk kişileri çıkmaza sokuyor. Hayatın bittiği yere
gelinmiş olunuyor.
Lev Nikolayeviç Tolstoy un önce Peygamberimiz ile ilgili
söylediklerine bir bakalım daha sonra da ölüm ve inanç konusundaki fikirleri
göz atalım: Muhammed her zaman Evangelizm in (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor.
O, insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların
Allah tan başka ilâhı yoktur ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir
muamma ve sır yoktur.
Bilgelik peşinde koşup da intihar etmeyi düşündüğü halde
intihar edemeyişlere Tolstoy un bakış açısı şudur: Ulaşmak istediğim yere akıl
yoluyla: ama yine de intihar edemedim, desem gerçeği söylemiş olurum.
Kimi insanlarda hayattan zevk alma sona erdiğinde ölüm ve
intihar düşünülebilir ancak insan beynindeki kaotik şüpheler nedeniyle bu arzu
gerçekleşmeyebilir. Gel - gitler insanı yıkmasa da sarsabilir. Bu sarılmayla
ölüm düşüncesi hücrelere işler. Bu sebeple de bazı insanlarda ölüm hayatın
yeniden inşasına da sebep olabilir. Ölümü çok anmak, ölüleri düşünmek ve
kabirleri ziyaret etmek dünyanın faniliği kadar sahici hayatın da bir
kapısıdır.
Gerçek hayata bağlananlar için hiçbir mesele yoktur.
Ancak çaresizlik içinde hayatlarını idame zaaflığı, korku ve canın tatlı oluşu
gibi ikilemler tereddütleri oluşturur.
Hayatın olduğu gibi ölümün de bir anlamı vardır.
Fedakârlık ve acıya katlanan insanların hayatları güçlükler içinde geçer. Ancak
inanç bu güçlükleri bertaraf eder.
Ölümün; yaşananlara, çevredeki insanlara bakıp da son
bulmasını isteyenler, intiharı düşündüklerinde: hayatın boşluğu, bütün bu anlamsızlıkları idrak ettiklerinde Allah a
sığınmaktadırlar.
Kuşkular insanı olumsuzluklara, olumsuzluklar acılara,
acılar da ölüme götürebilir. Tolstoy a göre, Ölümün mahvetmediği anlam; sonsuz
olan Tanrı ile birleşmedir. Cennettir. Tolstoy hayatın anlamını ölümle yok
olmayan bir anlama yükler: Bütün inanç sistemleri insanın ölümlü varlığına
edebi bir nitelik yani acılarla, fedakârlıklarla, ölümle yok olmayan bir anlam
kazanıyordu. Bu da demektir ki, yaşamanın anlamı ve imkânı, sadece inançla
bulunabilir.
İnanç nedir: inanç, insan hayatının anlamanın
öğrenilmesi, böylelikle insanın kendini yok etmeyip yaşadığı şeydir. İnanç,
yaşamın ve yaşamanın gücüdür.
İnsan yaşıyorsa, bir şeylere inandığı için yaşıyordur;
İnançsız yaşanmaz.
Tolstoy, insanın yaşamadaki anlamını inançla
bütünleştirir. İnançsız yaşanmaz diyerek de inanç boşluğuna düşenlerin
hayatlarını ölümle mahvettiklerini işaret eder.
Tolstoy, hayatı boyunca iç muhasebelerle dinleri ve ölümü
düşünmüş bir düşünürdür. Ölüm üzerine yayınlanmış kitap ve yazıları vardır.
Ölümün sırrını çözemedikçe hayatın hiç bir anlamı olamayacağını görüyordu. Tolstoy un ölüm ve intihara bakış açısı Allah
inancıyla perçinlenir: Ölmeye ve dirilmeye dair yüzlerce olay hatırladım.
Gördüm ki ben yalnızca Tanrı ya inandığımda yaşıyordum. Tanrı yı düşünmem
yetiyordu, o zaman hemen diriliyordum. O nu unuttuğum, O na inanmadığım
zamanlarda ise, yaşam da yok oluyordu. Yaşamın bu diriliş ve ölümleri neydi
Tanrı nın varlığına inancı kaybettiğimde, sanki yaşamla ilgili bağlarım da
kopuyordu. Tanrı yı bulmak konusunda az da olsa umudun olmasa, yaşamıma çoktan
son verirdim. Fakat yaşıyordum. Öyleyse O vardır. O, O nsuz yaşanmayan şeydir.
Her yeni şey eskir, her eskiyen de yok olur. Hayat da
böyledir insan bu dünyada ömrü ne kadarsa yaşayacak sonra da ölecektir. Hayatın
şartı budur: yaşamak ve ölmek. Her insan bir gün herkesin sağ kalmayacağını bilir
fakat kendisinin öleceğine inanmak istemez. Tolstoy, Ölüme hazırlanmanın
biricik yolu gerçeklerle dolu bir yaşam sürmektir der, Allah a inanarak ve
salih bir kul olarak hayat sürmek
Hayatı yaşanılmaz duruma getirmek ve hayata son vermek ise dünya ve ahiret
hayatını düşünen ve tefekkür edenlerin yapabileceği bir şey değildir.