KUR AN VE İLİM seminerlerimizdeki tevafuklar devam
ediyor Aktarı-yorum
Burada bizim bu ayırım üzerinde durmamız gerekmektedir. /
Acaba aralarında ne fark vardır / Bu farkı belirleyebilmemiz için topluluğun
yapısını yeniden ele almamız gerekmektedir. Canlılar ya ayrı ayrı üretir ve
ayrı ayrı tüketirler (ormandaki ağaçlar böyledir) yahut birlikte üretip
birlikte tüketirler (bir vücudun içindeki hücreler böyledir). Her hücre
ürettiğini kana salar, sonra da ihtiyacı olan her şeyi kandan alır. Bazı
canlılar ayrı ayrı üretirler, birlikte tüketirler. Arılar böyledir. Kovandaki
bal ortaktır. / İnsanlara gelinirse; yalnız insanlar birlikte üretirler, sonra
bir kısmını ayrı ayrı tüketirler, bir kısmını birlikte tüketirler. Mesela
yollar yaparlar ve birlikte kullanırlar, mabetler yaparlar ve birlikte
kullanırlar. Meradaki otları birlikte kullanırlar. Oysa bazı ürünleri ise
bölüşürler ve kendi paylarını kendi işyerlerinde veya aile içinde tüketirler. /
Böylece toplulukta iki türlü düzen vardır. / Biri kamuya ait işlerle ilgili
düzendir. İnsanların buradaki üretmeleri de yararlanmaları da ortaktır. Kişiler
ayrı ayrı düşünülmeden sadece topluluk düşünülür. Burada kadın-erkek ayırımı
yoktur, kişiler arasında ayırım yoktur. Çalışsın çalışmasın, âlim olsun cahil
olsun, topluluk önemlidir. / Oysa insana mahsus olan diğer bir yön daha vardır,
o da şudur; kişilerle topluluk arasında ilişki vardır. Kişilerin topluluk
içinde hak ve görevleri vardır. Bu hak ve görevler kişilerin durumlarına ve
çalışmalarına göre değişmektedir. Bu sayede kamuya ait olan görev ve haklar
doğmaktadır... Bununla beraber bu birlik gelişigüzel bir birlik değildir.
Topluluk içinde oluşan bir sistemdir. Yani hem cemaat topluluğudur hem de
sistem birliğidir. / Bu açıklamamız bugün yani bu haftaki çalışmada ortaya
koyduğumuz bir varsayımdır. / Siz Kur an da geçen bu kalıpları karşılaştırarak
varsayımların doğruluğunu teyit edecek veya daha iyi varsayım getireceksiniz...
(s.3; 752. hafta seminerinden, aynı sayfada devamı da var.)
Münafık kadın erkekler değil de, münafık örgüt herkesin
kendi mezhebinde, kendi anlayışında davranmasını ister. Bunun için çeşitli
yollar bulurlar. `Başkana itaat edeceksiniz derler, `ekseriyete uyacaksınız
derler, `bağımsız yargıya karışmayacaksınız derler. İşlerine geldiği zaman
işlerine geleni kullanırlar. Onlar marufun dışına çıkmakla kalmaz, topluluğu da
marufun dışına çıkarmak isterler. Birlik derler, baskı yaparlar. Oysa birliği
bozmayan farklı hareketler rahmettir. Eğer herkes aynı şeyi yapsa işbölümü
olmaz, gelişme olmaz, yaşama olmaz. Kulak sesi, göz ışığı algılayacaktır.
Herkes kendi işini kendi bildiği gibi yapacaktır. / Bir toplulukta yaşayıp
görünürde o topluluğun varlığı ve gelişmesi için çalıştıkları halde, gerçekte o
topluluğun çökmesi ve yok olması için çalışanlar münafıklardır. / Türkiye
Devleti dini ile varlığını oluşturmuştur. Lâiklik adı altında dinsizlik
yaparsanız, sonunda devletinizi yıkmış, milletinizi de yok etmiş olursunuz. /
Münafıklık iki şekilde yapılmaktadır. Biri topluluğun düzenini bozarsınız,
insanlar iyi de olsa sistem kötü olduğu için o topluluk çöker. Diğeri ise;
sisteme dokunmazınız ama orada yaşayanları bozarsınız, ahlâksız hâle
getirirsiniz, böylece yine topluluk çöker. Araba bozuk olur, şoför acemi olur,
araba devrilir. Şoför usta olur ama araba bozuk olur, araba yine devrilir.
Topluluğun kişilerini bozmaya çalışanlar münafık kadın ve erkeklerdir.
Topluluğun düzenini bozmaya çalışanlar münafıklardır ve kadınlar da buna
dâhildir. / İkili ilişkileri vardır. Kötülükte anlaşmaktadırlar. Baskı altına
alıp herkesi bir tarafa yöneltmektedirler. Herkesin kendi içtihadı ile değil de
birlikte hareket edilmesini isterler. Yani herkesin yabancıların dediklerini
yapması için `birlikte hareket etme önerisinde bulunurlar. Avrupa da
hazırlanan kanunlar gece yarısı Meclis ten geçer, sonra bizim o kanunlara
uymamızı isterler! Bu kanun sistemi, bu hukuk sistemi bir nifak sistemidir.
Münker burada marifedir. Nedir o marife olan
Ekseriyetin kararı, başkanın kararıdır. Münkerdir çünkü kişiler onu kabul
etmemişlerdir. / Merkezi sistemdir. Ankara da karar alınır, Maral (benim köyüm)
köyümde uygulanır. Marallılara o münkerdir. / Türkiye de Tanzimat tan beri
Batı dan kanunlar aktarılmaktadır. Bunların hepsi münkerdir. Çünkü halkımızın
esas sistemi olan içtihat ve icmalara dayanmamaktadır. / Halkımızın kendi
içtihat ve icmaları ile amel etmesini nehy ederler, fıkıh derslerini
okutmazlar, ahkâm-ı şer iyeyi yasaklarlar.
Yapılacak iş nedir / Yerinden yönetim getirilecek.
İçtihat ve serbest sözleşme sistemi faaliyete geçirilecek. Hakemlerden oluşan
yargı denetimi getirilecek. / Yargıtay kararları münkerdir. Çünkü tarafların
hakemleri tarafından verilmemiştir. / Demek ki maruf nedir / Herkesin kendi
içtihadı maruftur. Serbest sözleşmeler maruftur. Ortak hakemin aldığı istişari
kararlar maruftur. Tarafların seçtiği hakemlerin verdikleri kararlar maruftur.
/ Merkezde alınan kararlar münkerdir. Başkanların aldığı kararlar münkerdir.
Meclislerin ekseriyetle aldıkları kararlar münkerdir. Hâkimlerin verdikleri
kararlar münkerdir. Çünkü kişilerin bu kararlarda rıza ve iradeleri yoktur...
(s.4,5; devamı var)