BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

15 TEMMUZ kalkışması ciddi bir tecrübe oldu. Halkın anlamakta güçlük çektiği pek çok konu aydınlandı. Özellikle, problemlerin teşhis ve tedavisinde Erbakan feraseti herkesçe takdir edildi. Zaman onu haklı çıkardı.

Erbakan Hoca’nın İsrail, ABD, AB, NATO, Irak, Suriye, FETÖ, terör, füze kalkanı gibi konulardaki teşhislerinin sağlam, çözüm önerilerinin isabetli olduğunu birlikte gördük. Her seviyedeki birçok kişi bu gerçeği itiraf etti.

Erbakan Hoca’yı hep haklı çıkaran sebep neydi? Dünya durdukça geçerliğini koruyan kadim değerlerimize bağlı oluşu… O, “İslamsız saadet olmaz” diyor; hayat ve olaylara İlahi ölçülerle yaklaşıyordu. Toplumun önünden gitmesi bu yüzden!

Ölçüleri sağlamdı. Evrensel düşünürdü. Günü kurtarmaya çalışanlar onu anlamakta zorluk çekerdi. Mesela; “Yöneticilerde hidayet, feraset, dirayet meziyetleri bulunmalıdır” derdi.

TV’de, Milli Görüş’ten ayrılarak sömürgeci güçlerin güdümüne girenlerin “hidayetlerinin kararıp ferasetlerinin bağlandığını” anlatmıştı. Hanım sunucunun, “Efendim, bu vasıfların sizde olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Allah’ın lütfetmesi için dua ediyorum” demişti.

Erbakan Hoca, 1996’da başbakan olunca, ABD ondan, “İran’la ticaretini sınırlı tutmasını” istemiş; alternatif olarak da “Gülen kartı”nı oynamıştı. Hoca, oyunu görerek hem İran’la ticaret hacmini artırmış, hem de Gülen’e yüz vermeyerek ABD’nin oyununu bozmuştu.

Erbakan maneviyat erleriyle irtibatlıydı. Gezilerinde gönül erlerini ziyaret eder, dualarını alırdı. Küresel güçlerin piyonu olduğu için Gülen’e hiç sıcak bakmadı.

HAKİKAT GİZLENEMİYOR

DARBE girişimi sonrası Erbakan Hoca’nın ferasetli tutumu medyada da yankılandı: “FETÖ’nün uyumlu olmadığı tek kişi Erbakan’dı.” (Cumhurbaşkanı Erdoğan)

“TSK’deki FETÖ örgütüne göz yumduğumuz için hepimiz halkımızdan özür dilemeliyiz. İşin içinde siyasi irade onayı vardı.” (Hürriyet, Genel Kurmay eski Başkanı Necdet Özel, 12. 8. 2016)

“Necmettin Erbakan dışındaki siyasi parti yöneticilerinin hemen hepsi bir şekilde Gülen cemaatinin faaliyetlerine sempatik baktılar.” (Ruşen Çakır, Araştırmacı Gazeteci)

“2007 - 2011 yıllarında AKP, PYD’yle “tam ittifak” kurmuştur. Erdoğan’a, “Bakın, tehdit var. Bugün bize, yarın size” dediğimde; “Komutanım, çok büyütüyorsun” dedi. Cemaatin TSK’ya sızması 1970’lerde başladı. Bir tek Erbakan cemaate mesafeli durdu.” (Milli Gazete, Genel Kurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, 3. 8. 2016) “Necmettin Erbakan Gülen’e, mesafeli davranan tek kişiydi.” (Fatih Portakal, FOX TV Haber Sunucusu)

“Erbakan Hoca bunların hain olduğunu hep anlatır. Aralarında rekabet var, sanırdık. Bu da bizim hatamız.” (Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Ahaber)

“15 Temmuz darbe girişiminin ardında CİA ve MOSSAD vardı. Kalkışma TSK’ye çok zarar verdi. Erbakan milli bir adamdı. Devletten, askerden çok zarar görmüş olmasına karşın askere sahip çıkan önemli ve büyük bir insandı. Erbakan’ı başkalarının ideolojisini uygulayan biri olarak görmedik. Türkiye D - 8’i büyütmeli.” (Milli Gazete, İsmail Hakkı Pekin, İstihbarat eski Daire Başkanı, 3. 8. 2016)

FERASETLİ BAKIŞ GEREK

MİLLİ duruş meziyetine sahip Erbakan dışındaki siyasilerin büyülenmiş gibi FETÖ’nün mıknatıs alanına girmeleri düşündürücü. Küresel güçlerin bunlara, “Gülen’e dokunmayın” uyarısı yapıp yapmadığı iyi araştırılmalı.

FETÖ’cüler AKP döneminde, “Ne istemişlerse verilen” ölçüde destek buldular. İç İşleri eski Başkanı Efkan Ala, “74 ilin Emniyet Müdürü; Emniyet İstihbaratı’ndaki 7.000 polisten 6.500’ü FETÖ’cüydü.” (Yeni Şafak, 20. 8. 2016) diyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Bir neslin altını oydular” (Vahdet, 10. 8. 2016) şeklinde yakınıyor. Meclis eski Başkanı Mehmet Ali Şahin, “Yıllarca FETÖ’yü Türkçe Olimpiyatları’nda saf saf alkışladık” (Sözcü, 6. 8. 2016) pişmanlığında. Daha nice örnekler!

Erbakan Hoca, sömürgeci güçlerin kıskacında olanları hep uyardı: “Başka çıkış yolu yok. Nasıl olsa Milli Görüş’e geleceksiniz! Kafanız, gözünüz parçalanmadan gelin!”

Eksik anlatılan bir konu var: Erbakan Hoca yalnız FETÖ’ye değil; sömürgeci şer güçlerin hepsine mesafeliydi. Milli olandan yanaydı. “Erbakan’ın yolundayız” diyerek hâlâ bâtıla koşanlar gerçeği anlayamıyorlar.

AGD Genel Merkez Hanım Komisyonları Başkanı Merve Aydın “Biz hak davanın temsil edildiği yerdeyiz” diyordu: “Hoca haklıydı, demek günah çıkarmaktır, edebiyattır. Biz, Erbakan kelimesinin geçtiği yere koşan insanlar değiliz. Biz, Erbakan’ın davasını takip eden insanlarız. Bugün hâlâ Erbakan Hoca’yı takip ediyorsak, onun liderliğinden, onun Kur’an ve sünneti terk etmemesindendir. Esas olan kişinin kendisi değil, davasıdır.” (4. 9. 2016)