Fenerbahçede Aziz Yıldırım, başkan diyemiyorum çünkü kendi ürettiği villaları kulübe 4 milyon dolara sattığı gün tüzüğün 66. maddesince üyeliği otomatik olarak düşmüştü, bundan epeyce bir süre önce, tahminen 7-8 yıl önce Galatasarayın UEFA Kupası ile Süper Kupasını tamamen bir tesadüf olarak yorumlamıştı. Kendi sesi ve kendi görüntüsünden...

Oysa Galatasaray 2000de UEFA Kupasını, ardından da Süper Kupayı kazanmıştı. Ardından da hemen ertesi sezon Şampiyonlar Liginde, hem de Hakan Şükürü kaybetmiş olmasına rağmen iki grubu birden geçmiş, çeyrek finalde de Real Madride 3-2 ve 0-3lük skorlarla kaybederek elenmişti. Hemen sonraki sezonda ise yine birinci gruptan çıkmış, ikinci grupta da Barselona, Roma ve Liverpoolla eşleşmiş ve beş maçta berabere kalmış, yani hiç yenilmemişti. Son maçta da Ali Sami Şende bir ofsayt golle 1-0 Barselonaya yenilenerek elenmişti. Yani üç sezon üst üste Avrupa Kupalarında büyük başarı yakalamıştı. Üçüncü sezonda neredeyse bütün yıldız oyuncularını kaybetmiş olup, ikinci sınıf takım haline gelmesine rağmen...

İşte bu tabloyu Aziz Yıldırım Bey bir tesadüf olarak yorumlamıştı… Ne zaman ve neden mi Kendisine bir toplantıda Avrupada neden başarılı olamıyorsunuz dendiğinde, "Galatasarayınki de tesadüf. Avrupada başarılı olmak çok zor bu şartlarda" biçiminde cevap vermişti.

Şimdi sadede gelelim. Kura kolaylığı, zaman zaman iyi futbol, zaman zaman sıkı savunma, şans falan Fenerbahçe takımı Avrupa Liginde yarı finale dayanmış ve pisipisine elenmiştir. Şimdiki beklentimiz en azından Galatasaray kadar üç sezon üst üste başarılı olunmasıdır. Şayet bu olmazsa o zaman Aziz Beye o günkü sözlerini hatırlatıp, "Hangisi tesadüf" diye sormak gerekmeyecek mi İşte böyle bir dizi gerçekleşmezse, kulüp yetkililerinin ağızlarından çıkanları kulaklarının duyması gerektiği de ortaya bir kere daha çıkar.

Peki, Fenerbahçe en azından ezeli rakibi kadar bu işi sürdürmek için ne yapmalıdır Bunu da geniş biçimde ilerleyen günlerde dile getireceğim. Ama ilk şifre, "Büyük takım defansı kurmaktan geçer..."