Maddî durumu iyi olmayanların arasında mükemmel insanlar,

manevî bakımdan yücelmiş kimseler vardır. Kıyafete önem vermedikleri için veya

giyecek doğru dürüst elbiseleri bulunmadığı için pejmürde bir görünüme sahip

olan bu insanlara birçokları değer vermez. Hatta onların kendilerine

yaklaşmalarını, evlerine gelmelerini istemedikleri gibi, yüzlerine bakmaktan

bile rahatsız olurlar. İnsanların yanında böylesine değersiz olan bu kimseler

içinde Allah ın veli kulları vardır. Allah Teâlâ onları çok sever ve bir

dediklerini iki etmez. Şayet onlar bir konu hakkında, bu iş şöyle olsun diye

Cenâb-ı Hakk a niyaz etseler, Allah Teâlâ onların dileğini geri çevirmez.

İşte bu sebeple görünüşe aldanmamalıdır. İnsana insan

olduğu için değer vermelidir. Basit ve değersiz biriymiş gibi görünen

kimselerin iyi birer insan olabileceği her zaman hesaba katılmalıdır.

Bununla beraber saçı başı dağınık, eli yüzü kirli

herkesin mutlaka iyi insan olduğu da sanılmamalıdır. Varlıklı oldukları halde

tembellikleri sebebiyle veya zenginliklerini gizlemek düşüncesiyle kötü

giyinenler az değildir. Bizim güzel dinimiz, hâli vakti yerinde olanların iyi

giyinmelerini, Cenâb-ı Hakk ın kendilerine verdiği maddî nimetleri üzerlerinde

sergilemelerini arzu eder. Kısacası: Allah Teâlâ görünüşe değil, gönül

parlaklığına, davranış güzelliğine değer verir. Mal mülk, soy sop gibi geçici

değerler, yalnız başına bir şey ifade etmez. Önemli olan iyi bir kul

olabilmektir. Basit görünüşlü kimselerin arasında, Allah ın değer verdiği iyi

insanlar bulunduğu unutulmamalıdır.

İnsan bizatihi değerli ve onurlu bir varlıktır. Hz.

Peygamber (S.A.V.) Efendimiz nazarında onun siyahı da değerlidir beyazı da;

fakiri de onurludur, hizmetçisi de.

İnsan onurunun beşerî ve ilahî yönü birbirinden ayrı

tutulamaz. Bütünüyle insanı merkeze alarak aşkın hiçbir gerçekliği tanımayan

bir bakış açısı, insanı bir bütün olarak kuşatmaktan uzak olacaktır. İnsan ve

insan onuru, maddesi ve manasıyla; bedeni ve ruhuyla bir bütündür, parçalanamaz.

Hiçbir insancıl düşünce ve ideoloji, İslâm ın insan onuru konusundaki

ayrıcalıklı konumuna alternatif oluşturamaz. Aşkın değerlerden soyutlanmış,

metafizik ilkelere bağlı olmayan bir `insan onuru insana hak ettiği değeri

veremediği gibi insanı daha da onursuz bir hale getirmektedir.  Sevgili Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin

kutlu doğumu vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak gerekir ki insanın

ucuzladığı, bir meta haline dönüştüğü, insan onurunun göz ardı edildiği,

zedelendiği, ayaklar altına alındığı, insanlığın kaybolmaya yüz tuttuğu, insanı

onursuzlaştırma, itibarsızlaştırma, değersizleştirme ve değerlerinden soyutlama

gayretlerinin küresel ölçekte politikalar haline geldiği günümüzde bütün

âlemleri onurlandırmak için gönderilen rahmet yüklü adalet, hikmet yüklü ahlâk

peygamberinin onur mücadelesini ve insana bakışını yeniden keşfetmeye ve bu

keşfimizi toplumun bütün katmanlarına açmaya her zamankinden daha fazla

muhtacız.

Hiç kuşkusuz Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin örnekliği

ve rehberliği, insanlığın bugün içine düştüğü her türlü badireyi atlatması,

zedelenen insanlık onurunun tekrar yücelmesi ve özlenen aydınlığa kavuşması

yolunda yegâne melcedir.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün dinleyicilerimizin,

yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve

tüm İslâm âleminin Kutlu Doğum Haftasını tebrik ediyor; haftanın, özellikle

Suriye de, Irak ta, Arakan da, Afrika da, Somali de, Mali de, Filistin de ve

dünyanın muhtelif yerlerinde çiğnenen ve zedelenen insanlık onurunun yeniden

yücelmesine ve korunmasına vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.