Siyasilerimiz “öyle laflar” ediyorlar, “öyle açıklamalar” yapıyorlar ki; bunlar karşısında, “Rabbim aklımıza mukayyet ol” diye dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor!

Mesela BDP EŞ Başkanı Demirtaş önce PKK’yı terör örgütü olarak görmediklerini ifade ettikten sonra, “Ancak sivilleri hedef alan eylemlerini terör eylemi olarak nitelendiriyoruz” diyor!

Yani?

Yani terör örgütü olmayan terör örgütünden(!) söz ediyor!

Ya da eylemleri terör eylemi ama kendileri terör örgütü değil anlamında laflar ediyor!

Gelin de bu “amuda kalkmış” mantık silsilesi karşısında apışıp kalmayın!

Adam hem eylemlerin “terör eylemi” olduğunu söylüyor hem de bunu yapanların “terör örgütü” olmadığını iddia ediyor!

Ya aklını kaçırmış ondan böyle “abuk sabuk laflar” ediyor ya da “bizim aklımızı kaçırtmaya” çabalıyor!

Lafı dönüp dolaştırıp “devlet terörüne” falan getiriyor!

Oysa “böyle bir yakınmada” bulunmadan önce kendilerinin terörden oldukça uzak durmaları gerekmez mi?

O konuda hiç tavizleri(!) yok!

Sanki terörü kendilerine tanınmış “özel bir hak” olarak görüyorlar!  

Kendilerini “özgürlük savaşçısı” olarak görüp, istedikleri her şeyi yapabileceklerini düşünüyor olmalılar!

Terör eylemi yapmayı da hak olarak görüyorlar!

Bölgedeki vatandaşlara hayatı zehir etmeyi de hak olarak görüyorlar!

Sırtlarını dış güçlere dayamış olmanın verdiği rahatlık içinde ağızlarına geleni söyleyip geziyorlar!

O zaman da ortaya böyle “terör örgütü olmayan terör örgütleri” gibi saçma sapan cümleler çıkıyor!

Evet, Türkiye oldukça zor bir dönemden geçiyor ve bu zor dönemin en önemli sorunlarından birini siyasilerin söylemleri teşkil ediyor!

“Amuda kalkmış mantık karmaşası” ile karşımıza çıkıyorlar!

Yazımızı, “Rabbim aklımıza mukayyet ol” diye sonlandıralım!