Seçimin üzerinden yaklaşık 55 gün geçti.

Hâlâ hükümet kurulamadı. Türkiye çıkmazda. Oysa hükümetin 17 Ağustos tarihine kadar kurulması gerekiyor.  Seçmen listeleri yenilenmezse Ekim sonu, yenilenirse Kasım sonunda erken seçim kaçınılmaz. Bu durumda Meclisin oluşması da Ocak ayını bulacak. Sonuç olarak 2015 bu tartışmalarla heba olacak.

İŞİD, PYD ve PKK sorunlarına baktığımızda İŞİD operasyonlarında Amerika’nın öncülüğündeki koalisyon devrede.  NATO ve AB yanımızda görünüyor, gibi.  Ancak PKK ile mücadelede aynı şeyi söyleyebilir miyiz Yalnızız. Anlaşılır gibi değil.

İşte konunun “bam teli” de burası! Sorunların temelinde işsizlik var.

Çarpıcı bir sonuç şu; işsizlik fonuna ilk 5 ayda başvuran kişi sayısı yaklaşık 65 bin kişi iken bu rakam 6. ayda 123 bin kişiye çıktı.

Bu önemli bir gösterge.  İşsizlik ve cari açık ekonomideki öncelikli sorun.

yyy Türkiye’deki yatırımcılar artık dışarıda yatırım yapmaya başladı. Bunları konuşmayı unuttuk!

***

* Başka neleri unuttuk Mesela, yolsuzlukları konuşmayı unuttuk… Rüşveti, iltiması, kayırmacılığı unuttuk… Mesela milyonlarca işsiz inim inim inlerken “bacadan” atananları unuttuk!

* Masaya yatırılması gereken hakiki, hukuki sorunlarını konuşmayı unuttuk!

* Yatırımı, unuttuk, üretimi unuttuk! Bu ülkede istihdam ve üretim demek olan fabrika bacalarından yükselen dumanları özler olduk ve bunu konuşmayı öteledik!

* Yıllardır esnaflık yapıp evine ekmek götüren insanların kepenklerini bir bir kapatmaları ekonomik sorunun hangi düzeyde olduğunun bir işareti aslında. Bunu konuşmayı da unuttuk!

* Yaşanılan bu ekonomik sıkıntılar işçi çıkarmaları da beraberinde getiriyor. İster istemez binlerce insan işinden mahrum bırakılıyor. Üniversite okumuş, kendi bilgisine bilgi katmış genç beyinlerin de durumu hiç parlak değil; açıkçası onlar da devlet büyüklerinin yalancı gündemler oluşturarak bütün enerjilerini bu alanlarda tüketmekte olmalarından nasibini alıyorlar. Artık üniversite gençliği kendi mesleğini icra etmek dururken ‘ne olursa olsun yeter ki iş olsun’ mantığına sahip olmaya başladı. Bunu konuşmayı da unuttuk!

* Emekliye verilen paranın kira, su ve elektrik faturalarıyla nasıl bir anda eriyip gittiğini, seçimlere gidilirken partilerin bu alanda verdiği sözleri konuşmayı unuttuk!

* Türkiye’de %20’lik bir kesim Dünya’da gezmedik yer bırakmazken, lüksü sonuna kadar yaşarken, her geçen gün yatlarına yat, rezidanslarına rezidans, katlarına kat eklerken, geri kalan yüzde 80’in içinde bulunduğu durumu, yaşadığı sıkıntıları masaya yatırmayı unuttuk!

* Tam da buradan yola çıkarak bu ülkenin gerçek sorunu olan, toplumsal kesimler arasındaki “gelir uçurumunu” konuşamaz olduk!

* Eğitimin yaz-boz tahtası haline getirilmesini konuşmayı bıraktık!

***

Yoksa “Haçlı İttifakı”nın gerçek amacı da bu mu

“Terör azdı, neleri konuşmayı unuttuk” derken kastım buydu.

Haksız mıyım

ÇAY-KUR’DA NELER OLUYOR

ÇAYKUR’da işe alınan Çay Eksperleri hakkında… Bayan eksper olarak A fabrikasında işe alınacaksın. 1 ay sonra imalat işçisi olarak B fabrikasına zorunlu nakil yapılacaksın. Kıvırma ve tasniflerde vardiyalı olarak çalıştırılacaksın!

Çay-Kur Genel Müdürü sayın İmdat Sütlüoğlu müfettişlikten gelme bir bürokrat. Ancak tüm bunlardan habersiz olduğunu sanıyorum. Zira bilse bu işlere göz yummaz. “Keyfi idare” düşmanı olduğu şeklinde tanırım. Biri kulağına çınlatsa iyi olur. Sütlüoğlu’nun Çalışma Bakanlığı’ndaki müfettişlik yıllarını bilirim. Hep haktan yana tavır takındığına şahitlik ederim. Siyasi hayatı beni ilgilendirmez. Nihayetinde içimizde yetişen çocuğumuzdur. Olayın serüveni aslen daha entrikalı; Ardeşenli KPSS’ye girmiş. Çay eksper mezunları Ardeşen’e başvurur ama toplam başvuru sayısı 51. Ama alınacak sayı 17. Diğer 34 kişi başvuru sayısını dolduramadığı fabrikalara gönderilir ama en yüksek puan alanı Çayeli’ne, en düşük puanları alanları ise Işıklı Fındıklı’ya yerleştirirler. Bu nasıl bir adaletse artık bilmem.  Sonra Işıklı Fabrikası işçi ister, personel daire başkanı da hesapta bize iyilik yapar, bizler istemediğimiz halde bizi işçi olarak Işıklı’ya baskı ile gönderir. Şimdi soruyorum; bizden daha az puan alan çay eksperliğine devam ederken hatta KPSS’ye hiç girmemiş arkadaşlar eksperlik yaparken, bizleri işçi statüsüne alıp çalıştırmak adaletin neresine sığıyor Merak ediyorum doğrusu ve acil adaletli bir çözüm olmasını istiyorum. (Nazım Bayraktar)

DOĞU TÜRKİSTAN MAZLUMLARINA

Ey küçük çocuk ağlama

Batan güneş elbet doğacak

Zamanın rahminden elbet

Bir Kürşad doğacak.

***

Ruhumdan çektiğim mürekkep yetmiyor

Elim elbet kılıç ta tutacak

O zaman yekpare çarpar yürekler

Bir Metehan doğacak.

***

Uzun kalın aşılmaz surların ardında

Artık zulüm olmayacak

Aşacak aşılmaz surları

Bir Fatih doğacak.

***

Ben ciğerimden kan çektim kalemime

Zalimle savaşmak için

Bomba yağıyor rahmet yerine

Kutsal emaneti söndürmek için.

(Nafiz Vefa Kırsaç)

SİGARA TAMAM DA ALKOL NEREDE

Bilmem dikkatinizi çekti mi, hiç

Bugünlerde televizyonlarda bir “kamu spotu” dönüyor; Babalar Günü.

Kamu spotunu hazırlayan TÜTÜN VE ALKOL PİYASASI DÜZENLEME KURUMU.

Sponsorlar ise Sağlık Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.

İçeriği şöyle; Spor yapan ya da bir başka benzer aktivitede bulunan ve yorulan babaları, torunlar ve çocukları “Hadi baba, sen yaparsın…” diyerek cesaret veriyor.

Ve arka ses: “Bu değerli anları daha iyi yaşayabilmek için Babalar Gününde sigarayı bırakın!”

***

Burada 3 hata var;

1) Neden sadece Babalar Gününde! Yılın her ayında, her haftasında, her gününde, her saatinde sigaranın bırakılması lazım değil mi

2) Kamu spotunu hazırlayan T.C. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu. Ama reklam metnini hazırlayan her kimse herhalde “sadece” sigaraya duyarlı. Oysa alkol de en az sigara kadar zararlı. Üstelik kurum adında da var.

3) Hadi diyelim ki biz gazeteci olarak bu ayrıntıyı atladık. Artık “kasır”larda oturan Yeşilay Cemiyeti ne iş yapar İşleri bu nüansları takip etmek olan Yeşilay neden uyuyor

NOT: Bugün, 31 Temmuz 2015 Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!