Beşiktaş ile Antalyaspor arasında oynanacak Süper Kupa, 5 Ocak 2022 Çarşamba günü saat 20.45’de Katar’ın başkenti Doha’da bulunan Ahmed Bin Ali Stadı’nda organize edilecek.
Böyle buyurdu Türkiye Futbol Federasyonu (TFF).
İnsanın aklına hemen türlü sorular geliyor. Ne biliyim, “Ne gereği var?” Su böreği var! “Ne lüzumu var?” Çavuş üzümü var! “Neden?” Kaplumbağa deden! Gibisinden hınzır sorular. Bizim sorduğumuz bu sorular karşısında TFF üst perdeden takıldığı ve kimseye hesap vermediği için yukarıdaki tiye aldıkları cevaplar verilebilir.
Neyse biz tiyi bırakalım, konuyu ciddiye alalım. Ve ciddi ciddi soralım.
Gerçekten neden ve ne gereği vardı?
Zaten ekonomik krizdi, doların çıkışı inişiydi, moral bozukluğuydu, yok işte pandemisiydi, varyantıydı yani çok gerekli miydi? Demek ki önemliydi.
Hani şimdi Doha’ya uçaklar kalkacak. Efendim davetliler vesaire. Katar’ın Kovid-19 nedeniyle bir sürü istekleri var. Nasıl olacak? Tüm spor basını, müdürleri davet edilecek mi? Yoksa yandaş ve candaş basın mı götürülecek?
Ya da sosyal medya ve spor mahallesinde konuşulduğu, iddia edildiği gibi, Katar ile ikili ilişkilerimiz var. Swap sözleşmesinin de tarihi uzatıldı. Karşılığında bir iyi niyet göstergesi olarak mı oynanacak?
Bu arada dün FIFA Kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır ve ekibi Kuveyt Emir Kupası finalini yönetti. Ayrıca Katar Spor Yatırım Fonu’nun Süper Lig’den ismi henüz açıklanmayan bir takıma talip olduğu ve bir yıl içinde bu satışın gerçekleşeceği söylentileri de mevcut. Yani bir Körfez Ülkeleri Açılımı mı gerçekleşiyor?
TFF Başkanı Nihat Özdemir’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptığı Limak gibi, Tepe Akfen gibi, Nurol gibi Türkiye’nin önemli inşaat şirketlerinin orada yatırımları bulunuyor. Limak-Özdemir ve Fraport TAV (Tepe Akfen) –Antalyaspor ilişkileri nedeniyle maçı oraya sürüklemiş olabilir. Oğlan bizim kız bizim hesabı, nasıl olsa masrafları TFF yapacak. Hem oradaki işleri denetleriz. Hem alışveriş yapar geliriz. Türk-Katar Futbol Şenliği olur. Biraz da değişiklik olur. Bu nedenler olur. Konuşanların haklılık payı vardır. Bunları bir kenara not edelim.
Aslında orada çok sayıda Türk işçisi çalışıyor. Ve çok zor şartlarda da çalıştıkları söyleniyor. Nereden biliyoruz! 2022 Dünya Kupası finalleri için yapılan statlarda sadece Türk iççiler değil, Hintli, Sri Lankalı, Filipinli, Nepalli, Pakistanlı ve Bangladeşli işçiler de çalışıyor. BM ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) aşırı sıcakta çalıştırılan işçilerin yaklaşık 6500’ünün öldüğünü belirtti. “Kasıtlı sorumsuzluk” nedeniyle çalışma şartlarını iyileştirmesi için Katar’ı uyardı. Yani Dünya Kupası “kanlı statlar”da oynanacak.
Katar’da Türk Askeri Üssü de yer alıyor. Yani Mehmetçiklerimiz orada görev yapıyor. Hani hem işçilere hem de askerlerimize moral olsun diye Katar’ı tercih ettik diye TFF açıklama yapmış olsaydı çok daha mantıklı, anlaşılır bir neden olurdu. Kim bilir belki yakında öyle bir açıklama gelir diye düşünüyorum.
Haaa eğer öyle ise bence TFF olarak tarihi bir fırsatı kaçırdınız! Göze hoş görünmek için çok iyi bir fırsattı.
Nasıl mı? Anlatalım. Süper Kupa, hatta isim sponsoru olduğu için Turkcell Süper Kupa! (Bu Turkcell’e de hayranım. Az parayla çok reklâm yapan bir şirket. Digiturk onca dolar verdi. Turkcell Süper Lig’e üç otuz paraya isim sponsoru oldu. Bir cıngıl yayınladı. “Turkcell Süper Lig hiiiçç bitmesiiinnn” ağızlarda yer etti.) 1966 yılında Cumhurbaşkanlığı Kupası adı altında oynanmaya başlandı. 1998’e kadar bu isimle devam etti. 1981-82 yılında 12 Eylül Darbe Dönemi nedeniyle adı Devlet Başkanlığı Kupası oldu. 1998’den sonra düzenlenmeyen Cumhurbaşkanlığı Kupası 2006’da Türkiye Süper Kupası adıyla tekrar organize edilmeye başlandı. Şimdi bakıyoruz Cumhurbaşkanlığı’nın himayelerinde at, yat, bisiklet, ok, motosiklet yarışı var. Daha popüler bir spor olan futbol ile ilgili neden bir organizasyon yok? Madem Katar’da oynanacaktı neden adı Cumhurbaşkanlığı Kupası olarak değiştirilmedi? Hayret!
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Katar Emiri ile adeta bir ağabey-kardeş ilişkisi bulunuyor. Örnekleri var söyledik ismi 1-2 defa değişmiş. TFF ve özellikle Başkanı Nihat Özdemir bu ayrıntıyı nasıl gözden kaçırdı? Hayret! Tensiplerini arz ederim.
Belki de isabet oldu. Yapımlarında ucuz ve sessiz işçi çalıştırmak için gariban göçmen işçilerin kanının bulunduğu statlarla Cumhurbaşkanlığı’nın adının yan yana gelmesi hiç hoş olmazdı.