Ülkenin sorunlarının çözümü konusunda öncelikli olarak ülkeyi yönetenler sorumludur. Ne var ki, ülkemizde her olumsuz gelişmeden yönetenler başkalarını sorumlu tutuyor, kendilerinde hiçbir sorumluluk görmüyorlar. Onlara göre Türkiye yüzyılını yaşıyoruz, ülkemizi en kısa zamanda gelişmiş ülkeler arasında yerini alacak, bunun da ötesinde ülke sorunlarının çözüme kavuşturulması için verdikleri tarih de sürekli değişiyor. Buna rağmen yönetici konumunda olanlar ilk verdikleri hedef tutmayınca yeni bir tarih belirliyor, böylece tutturamadıkları hedefin sorumluluğundan paylarına bir şey düşmüyor. Kısacası ülkemiz sorumsuz yöneticiler ülkesi haline geldi. Söz gelimi ülkemizde ücretliler arasında en alt gelir seviyesinde yer alan emeklilerin payına tasarruf ve fedakârlık yapmak düşüyor da, bir avuç mutlu azınlıktan böyle bir fedakârlık beklenmiyor. Mesela daha önce yıl sonu enflasyon hedefi olarak yüzde 20 belirlenmiş ve ilan edilmiş iken, önceki gün yapılan açıklamada bu tahmini hedef yüzde 58’e yükseltildi.
Hemen belirteyim ki, geleceğe dönük tahminlerde sapmalar elbette olabilir. Ancak, bu tahminleri yapan ve ilan edenler sanki uzayda yaşıyorlarmış gibi hiçbir sorumluk üstlenmiyor, hâlâ sorumluluğu başkalarına atıyorlarsa o zaman bu ülkede sağlıklı bir gelecek beklemek mümkün olabilir mi? Kısacası, ülkeyi yönetenler sürekli bir hesap hatası yapıyorsa bu hatayı yapanların sorumluluğu olmayacak mı? Bu ülke kuralsızlıklar ülkesi mi ki herkesin yaptığı yanına kâr kalacak, tüm bu hesap hatalarının sebep olduğu ekonomideki çıkmazın faturasını hep dar ve sabit gelinliler ödüyor, buna karşılık bir avuç zengin parasına para katıyor, adeta devlet hazinesi emme basma tulumbası gibi bir görev yapıyorsa o zaman bu ülkede gelir dağılımında dengenin sağlanması mümkün olabilir mi?
Ülkemiz yönetenlerin hesap hatalarının tekrarlandığı bir konumdan kurtulamadığı sürece işler nasıl düzelecek, bir başka ifadeyle aldıkları yanlış kararlarla ülkenin içine yuvarlandığı ekonomik çukur sürekli olarak derinleşiyorsa bunun sorumluları hesap vermek durumunda değiller mi? Eğer, hesap sorulamaz bir konumda iseler o zaman bu gidişle bırakın ülke sorunlarının çözüme kavuşmasını, sürekli artacak demektir. Fakirden çeşitli yollarla alıp zengine aktaran ekonomik uygulamaların açtığı yaraların giderek büyümesi nasıl engellenecek?
Daha önceki bir yazımda emeklinin ahını alanlar iflah olmaz demiştim. Bu düşüncem daha da keskinleşti. Çünkü çalışan her kesimi enflasyon karşısında korumak için ücret artırımı yapılırken; bu işten en az yararlanan emekliler oldu. Daha doğrusu ülkeyi yönetenler nedense emeklileri içine yuvarladıkları sıkıntıdan kurtarmak bir yana son uygulamalarda emeklileri görmezden geldiler. Sanki emeklilere hakları olmayan bir artış yapılacakmış da bunu engellemişler gibi bir hava oluşturuluyor. Unutulmasın ki, bugünün emeklileri dünün uzun yıllar boyunca çalışanları idi ve ülke onların omuzlarında bir yerlere geldi.
Kısacası yaşlılarını korumayan, koruyamayan ülkeler kesinlikle geleceğe emin adımlarla yürüyemezler. Çünkü bugünün çalışanları yarın emekliler arasında yerlerini alacaklardır. Bu bakımdan nesiller arasında oluşacak iyi ilişkiler ülkenin geleceğini olumlu olarak belirlerler. Kısacası, emeklilerden fedakârlık bekleyenler yine yanlış hesap yapıyorlar. Geçmişte ekonomide attıkları yanılış adımın bedelini dar gelirliler, özellikle de emeklilere ödetmeye çalışıyor olmalarının mantıklı bir izahı yoktur. Bu bakımdan kendi yanlış adımlarının ve yanlış kararların sebep olduğu ekonomik durumun bedelini emeklilere fatura etmenin vicdani bir izahı olamaz. Ayrıca başta emeliler olmak üzere dar ve sabit gelirlilerden tasarruf etmelerini bekleyebilmek için önce bu kesimin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan kurtarılması gerekiyor.