Büyük devlet olmak idealini omuzlarında taşıyan ülkelerin, tarihin kırılma noktalarında bu idealleriyle paralel olarak strateji üretme ve ortaya çıkan problemleri çözebilme becerileri göstermeleri gerekir Yaklaşık iki haftadır, Danimarka basınının başlattığı Peygamber Efendimiz e yönelik karikatür çirkefliğini tartışıyoruz Batının Haçlı ruhunu açıkça ortaya koyan bu çirkeflik konusunda, uzmanlar, akademisyenler, din adamları, siyasetçiler ve söz söylemeye ehliyetli herkes konuştu Fakat, "Basın özgürlüğü" kılıfıyla yaptıkları densizliğe meşruiyet kazandırmaya çalışan Danimarka ve bu kepazeliğe ortak olmak için yarışan diğer Avrupa ülkelerinin hiç birisinde yapılan ahlaksızlık konusunda özür dileme temayülü bile oluşmadı.

Avrupa Birliği nin farklı organlarında görevli olan bazı yetkililer, dillerinin ucuyla bu karikatürlerin yayınlanmaması gerektiğine dair, yaptırım gücü olmayan beyanatlar verdiler Medeniyetler çatışmasının fitilini ateşleyecek bu krizin başladığı ilk günlerde, yapılan bu densizliği düzeltme ve hatadan dönme noktasında adım atması gereken AB nin yaptırım gücü olan organlarının hiç birisinden bu perspektifte bir karar çıkmadı. AB hayaliyle yanıp tutuşan, müzakere masalarında sosyal, kültürel ve hukuksal dönüşüm pazarlıkları yapan Türkiye ise, bu krizde olabildiğince nötralize bir tavır sergiledi Lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayan, büyük devlet olma idealinden bahseden hükümet yetkililerimiz, bu krizi çözmek için diplomatik girişimlerde bulunmak yerine, sokaktaki vatandaşın vereceği türden tepkilerle Türkiye nin sırtına binen sorumluluktan kaçmayı yeğlediler

İslam Konferansı Örgütü Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu nun ifade ettiği gibi, "Karikatür krizi, İslam dünyasının 11 Eylül ü olmuştur İslam Peygamberini hedef alan bu karikatürler, tarihi bir kırılma noktası oluşturmuştur" Dinlerarası diyalog, hoşgörü, barış kavramlarının batının İslam dünyasını ehlileştirme projesi olduğunu da ortaya koyan bu kriz, Türkiye nin insiyatif geliştirme noktasındaki aczini belgelemiştir Açıkça ifade edebiliriz ki; Türkiye, karikatür krizinde büyük devlet olma idealine yakışmayan bir performans sergilemiş, problemi çözme konusunda İslam aleminin kendisinden beklediği tavrı ortaya koyamamıştır. Filistin seçimlerinde sandıktan başarıyla çıkan Hamas yetkililerinin Ankara temaslarında hükümetin sergilediği traji komik tavır ise, Türkiye nin Büyük Ortadoğu Projesi nde dünyaya nizamat vermeye çalışan emperyalist zihniyetle paralel hareket ettiğini belgelemiştir

Hamas yöneticilerini parti merkezlerinde "lütfen kabul eden", hükümet olarak onlarla aynı fotoğraf karesinde görünmemek için kıyı bucak kaçanlar, ABD ve İsrail ağzıyla barış ve diyalog çağrısı yaparak zevahiri kurtarmaya kalkıştılar Ortadoğu da barış elçiliğine soyunan büyük devlet olma idealindeki Türkiye, Filistin ve İsrail arasındaki sorunları objektif şekilde gündeme getirip bölgeye yönelik doğru mesajlar verebileceği bir fırsatı açıkça tepmiş oldu. Hamas, İsrail zulmü altında inleyen Filistin in seçimle iş başına gelmiş, Filistinli her insanı temsil eden bir siyasi örgütdür Hamas a "İsrail i tanı, silahı bırak" çağrısı yapmak, Filistin topraklarında yapılan zulümlere seyirci kalmak ve bölge stratejilerine İsrail gözlüğüyle bakmak demektir

Büyük devlet olma idealindeki Türkiye, gerek Danimarka da başlayan karikatür krizinde, gerekse Hamas ın Ankara temaslarında, tarihi sorumluluğunun ve sırtında taşıdığı misyonun gereğini yerine getirememiştir Hamas ın Ankara ziyaretleri sırasında gazete ve televizyonlarımızda yapılan haberler ise, siyonist zihniyetin medyadaki hükümranlığını anlamamıza vesile olmuştur.