Allah ın belirlediği hakka uyanlar, Allah ın kullarının

koyduğu kurallara yanlar, yani kula kul olanlar, kendi kafasına göre

takıldığını zannedenler vardır, başka bir insan yoktur.

Rabbimiz buyurur:

Hevasını kendisine ilâh edineni, bir ilim üzerine

Allah ın şaşırttığı, kulağına ve kalbine mühür vurduğu ve gözü üzerine perde

çektiği kişiyi gördün mü Allah tan sonra ona kim yol göste-recek Hâlâ

düşünmüyor musunuz (Casiye süresi ayet 23)

Heva: Seni Rabbinden alıkoyan her şeydir. Bu eş olur, iş

olur, aş olur, arkadaş olur, çocukların olur, annen baban olur, makam olur,

unvan olur, korkuların olur, aşırı sevgilerin olur. Yani Rabbinden seni

alıkoyan her şey hevadır.

Şair:

Ehli tevhid olmak istersen sıvaya meyli kes

Aç gözün merdane bak Allah bes, baki heves,

Diyerek ehli tevhid olabilmek için Allah tan başkasına

meyli kesmeli çünkü Allah her şeye yeterlidir. Geri kalanlar ise hevesten

ibarettir.

Efendimizin çağındaki kâfirler Allah a kulluğa değil de,

kula kul olmaya çağırıyorlardı. Rabbimiz, En am Suresinin elli altıncı ayetinde

Efendimize: Allah ın dışındakilere kulluk yapmak bana yasaklandı. Ben sizin

hevalarınıza uymam de diye emir veriyor. Demek ki heva vahyin karşısına

dikilen veya dikilmek istenen kurumlar ve kurallarıdır.

Sen onların dinine uymadıkça, ne Yahudiler ne de

Hıristiyanlar asla Senden hoşnut olmazlar. De ki: Gerçekten doğru yol,

Allah ın yoludur. Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, Sana

Allah tan ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. (Bakara süresi ayet 120)

Kendilerine kitap verilenlere, Sen bütün delilleri

getirsen Sen in kıblene tabi olmazlar. Sen de onların kıblesine tabi olmazsın.

Onların bir kısmı diğer kısmının kıblesine tabi olucu değildir. And olsun Sana

gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, Sende o takdirde zalimlerden

olursun. (Bakara süresi ayet 145)

Eksik teraziyle, doğru tartmak mümkün değil. Tartan insanın

dürüstlüğü yeterli olmaz.

Ben hiçbir şeye inanmam, ben ateistim, tanrı tanımam

diyen insanın, kendisi gibi bir insanı ilahlaştırarak ve onun yazdıklarını

kutsal kitap gibi okumak mecburiyetinde kaldığını görüyoruz.

O ilahlaştırdığı insan da kendisine tapınan, kendi

hevasını, kendine ilah edinen kişidir.

Bunlar ilim adına şaşıran insanlardır. Bülbülü et gibi,

gülü ot gibi gören fiziki yapısını, kimyasal karışımını öğrenir ama o bülbülün

minnacık göğsünden milyonlarca nağmeyi vereni, o çamur yiyen gülden hiçbir

fabrikanın üretemediği kokuyu yaratanı görmez. Çünkü ilah edindiği ne-vası

kalbine mühür, gözüne perde olmuştur. Onların perdesini aralamak için yardımcı

olmalıyız.

Hevasını ilah edineni gördün mü Onun üzerine sen mi

vekil olacaksın (Furkan süresi ayet 43)

Hiçbir kâfir, Ateist putsuz değildir. Ateistler Biz

hiçbir ilaha inanmayız diyorlar. Ama kendi fikirlerini Allah ın sözlerinden

üstün gördüklerinden, kendi kendilerine tapınıyorlar. Kendi koyduğu kanunu,

Allah ın kanunundan üstün görenler de kendilerine tapanlardır.