Kardeş ülke Pakistan tarihinin en kanlı terör saldırılarından birine sahne oldu. Taliban’ın Peşaver kentindeki silahlı askeri okulu basarak 500 öğrenciyi rehin alması akabinde yaşanan çatışmada çoğu öğrenci 148 kişi öldü, 122 kişi yaralandı.

Bunun adı, Pakistan’a yönelik örtülü savaşta tek kelimeyle katliamdır. Bu saldırı dolayısıyla öncelikle kardeş ülkeye başsağlığı, hayatını kaybedenlere de Allah’tan rahmet diliyorum. Umarım bundan sonra, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif’in de tabiriyle bu tür “ulusal trajediler” yaşanmaz.

Fakat bu temenninin mevcut şartlar atlında ne yazık ki bir karşılığı yok. Çünkü iş bir kan davasına dönmüş vaziyette. Nasıl mı Bunun için tarafların yaptığı son açıklamalara ve Taliban’ın hedeflerine bakmamız fazlasıyla fikir verecektir. Tabi, bir de son dönem Afganistan ve bölge jeopolitiğinde yaşanan gelişmeleri ve Pakistan’ın dış politika yönelimlerini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Daha somut ifadeyle, “Yeni Afganistan” süreci, Güney Asya ve Orta Asya’nın “Yeni Büyük Oyun”da ön plana çıkan önemi ve Pakistan’ın dış politikada “eksen kayması” olarak nitelendirilmeye başlanan arayışını/tercihini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu da haliyle bizi ABD’nin Çin’i ve Rusya’yı kuşatmaya yönelik son politikasını ve bu noktada bölgede müttefikleri ile olan ilişkisini “pekiştirme” gayretlerine götürüyor.

***

Adım adım gitmek gerekirse... Önce tarafların saldırı sonrası yaptıkları açıklamalara bir bakalım. Pakistan Talibanı tarafından bir “intikam” eylemi olarak nitelendirilen terörist saldırıyla ilgili olarak Pakistan Taliban sözcüsü Muhammed Umar Horasani’nin şu ifadeleri bölgede oluşturulan psikolojik ortamı (ve haliyle Taliban’ın içinde bulunduğu ruh halini), kısırdöngüyü resmetmesi açısından oldukça önemli: “Saldırı için askeri okulu seçmemizin nedeni, ordunun operasyonlarda kadın ve çocuklarımızı hedef almasıdır. Onların da aynı acıyı hissetmesini istedik.”

Pakistan Ordu Sözcüsü Tümgeneral Asif Selim Bacva da, saldırganların hedefinin en fazla sayıda öğrenciyi öldürmek olduğunu söylüyor. Ortaya çıkan tablo da bunu fazlasıyla teyit ediyor. Dolayısıyla Taliban bu saldırı ile istediği hedefe büyük ölçüde ulaşmış görünüyor, en azından dünyada bulduğu yankı boyutuyla.

Taliban açısından burada hedef gözetilmemesi ve daha kolay olanları tercih etmesi oldukça önemli bir detay. Taliban’ın bu ilkokul saldırısı değil. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Kriz Grubu, 2009 yılından bu yana okullara yönelik saldırı sayısının 1000’i geçtiğini belirtiyor. Peki, neden okullar

Taliban’ın askeri okulu tercih etmesinin en önemli nedeni, yaptığı açıklamaların çok daha ötesinde Pakistan’ın yaşadığı güvenlik sorununu ortaya koymak istemesi. Taliban, kendi güvenliğini sağlayamayan bir ordunun ülke güvenliğini sağlayamayacağı mesajını vermek istiyor. Böylece halkın devlete olan güvenini tartışmaya açmayı hedefliyor. Bu oldukça önemli bir husus. Eğer bu algı topluma yerleşirse, ülkede bölünme senaryolarının hayata geçirilmesi ve bir iç savaş kaçınılmaz olacaktır.

***

Yaşları 9-18 arasında değişen çocukların bilinçli olarak bir intikam eyleminin parçası haline getirilmesi, Taliban’ın ruh halini ortaya koyması açısından oldukça önemli. Bu saldırı, bundan sonraki süreçte Taliban’ın sonunu hızlandıracak bir eylem olarak şimdiden tarihe geçmiş bulunmakta; eğer Pakistan buna yönelik adımlar atarsa... Nasıl mı

Burada iki önemli husus söz konusu. Birincisi “Yeni Afganistan” süreci. Afganistan ile bağlayıcı anlaşmalar yapan ABD, şimdi tüm gücüyle Pakistan’a yüklenme imkânı yakalamış vaziyette. Bu bağlamda öncelikle Pakistan’ın Afganistan üzerindeki etki arayışlarını sonlandırmak ve İslamabad’ı kendi çizgisine çekmek istiyor. Bunun bir anlamı da Pakistan-Taliban arasındaki ilişkiyi sonlandırmak!

Bu noktada ABD Başkanı Barack Obama’nın verdiği “ince mesaj” oldukça dikkat çekici.  Söz konusu saldırıyı ‘‘iğrenç ve adice’’ olarak nitelendiren Obama aynen şunları söylüyor: “Bu adi saldırıda, öğrencileri ve öğretmenleri hedef alan teröristler, bir kez daha günahkâr ve ahlaksız olduklarını gösterdiler. ABD olarak Pakistan halkının yanındayız, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya çalışan Pakistan hükümetini terörizm ve aşırılıkla olan mücadelesini sürdüreceğiz.” Burada kilit mesaj son cümlede saklı!

İkinci husus ise, Çin’in Pakistan dış politikasında ön plana çıkan önemi ve Pakistan’ın ŞİÖ üzerinden Batı kampından Doğu kampına sıçrama arzuları. İki ülkenin karşılıklı stratejik işbirliği-ortaklık anlaşmaları da açıkçası işin tuzu biberi.

Çin’i hedefine koymuş olan ABD’nin nükleer güce sahip tek İslam ülkesi Pakistan’ı göz göre göre kaybetmesi elbette mümkün değil. Dolayısıyla bu saldırı sonrası ABD, İslamabad yönetiminden terörle mücadele adı altında daha derin işbirliği bekleyecektir. Mesaj alınana kadar da bu eylemlerin devam edeceği görülüyor. 11 Eylül’den bu yana devam eden saldırılar bunun en önemli göstergesi...