Önce temel bir kuralı ifade edeyim: Irkçı Emperyalizmi

tanımadan toplumlarda ortaya çıkan olaylarını anlamak mümkün değildir. Taksim

olayları, gezi parkındaki ağaçların kesilmesine karşı olan insanlar en tabii

insan haklarını kullanıyorlar görüntüsüyle başlatıldı. Arkasından anarşist,

ahlâki ve manevi değerlerden yoksun birtakım gençler piyasaya sürülerek

başlangıç hareketi tam anlamıyla farklı bir boyuta, vurup kırmaya yakıp yıkmaya

dönüştürüldü. İktidar da yeterli tecrübeden yoksun olduğu için terör çıkarma

yanlısı olanların ekmeğine yağ sürdü. Olayların götürülmek istendiği yeri

iktidar görebilseydi yangına körükle gitmezdi. İktidarın basiretsizliği şimdi

polise yüklenmeye çalışılıyor. Polis emir ve komuta zinciri altında görev

yapar. Kendisine emredileni uygular. Aşırı güç kullanılıyorsa bu gücü böyle

kullandıran iktidardır. Nitekim Polise geri çekil emri verilince geri çekildi.

Daha önce aynı emir verilseydi yine aynı şeyi yapardı. Kanunların kendilerine

verdiği görevleri yaparken hayatlarını tehlikeye atarak hizmet edenleri iktidar

yanlış kullandıysa olayların birinci derecede sorumlusu iktidardır. Emniyet ve

asayiş güçleri değildir.

Olayların büyümesinde ana muhalefet partisinin de ağır

sorumluluğu vardır. İktidarın aleyhinde oluyor diye her fırsatı kullanarak

anarşik olaylar olurken dahi o olayları çıkaranlar kınanmaz aksine destek

olunursa, milletin ahlaki ve manevi değerlerine karşı çıkanlar kınanacağına

partililer olay çıkaranlarla birlikte protestolara katılırsa bu tavır sadece

olayları büyütmekle kalmaz, halkı iktidarı desteklemeye yönlendirir. İktidar

tutumu yanlışsa  eleştirilir ama göz göre

göre milletin malı yakılıp yıkılırken yapanlar görmezlikten gelinmez. Toplumun

hassas olduğu konularda ideolojik yaklaşımıyla halkı AKP ye yönlendirmede en etkili

destek Ana Muhalefet partisinden geliyor. Bir karar vermeleri lazım ideolojik

bir fikir kulübü olarak mı kalacaklar yoksa bütün milletetin derdini dert

edinen bir parti mi olacaklar

Olayların başlangıcında çok masum taleplerle bazı

insanlar harekete geçirildikten sonra Irkçı Emperyalizm elindeki Medya

imkânlarıyla işi tersine çevirdi. Haber ajanslarının görsel ve yazılı basının

Siyonizm in kontrolünde olduğu bilinen bir gerçektir. Siyonizmin kontrolünde

olan bu haber ajansları bir kaza neticesi geminin pervanelerine çarparak

yaralanan bir insanı polis panzerlerinin altında kalarak ezildi diye takdim

ederek halkı adeta isyana teşvik ettiler. Sonunda millet zarar gördü.

Bu olaylar karşısında

aklıselimle hareket eden sadece Milli Görüşçüler oldu. Olaylara karışmadılar.

Tahriklere kapılmadılar.. Ümit ve temenni ediyorum ki İktidar da başta Ana

Muhalefet partisi olmak üzere bütün yazılı ve görsel basın da bu olaydan ders

alır.