Futbol takımı tutar gibi taraf olmaya başladığımızda
başladı sorun aslında. Doğru bir tanım değil bu. Her taraftar kendi takımını
yanlışlarında çok ağır bir dille eleştirmekten asla kaçınmaz. Öyle ki, galip
bile gelse oynanan oyundan zevk almazsa taraftar bunu da dillendirmekten geri
durmaz.
Tahammül seviyelerimiz yerlerde geziyor. İnsan olarak
bizi bir arada tutması gereken bağlar inceldikçe incelmiş. İşin içine siyaset
girince aile bağları, arkadaşlık bağları, ticaret bağları, işyeri bağları tuhaf
bir hal alıverdi. Namazda bile aynı safı paylaşmaya çekinir hale geldik. Kendi
elimizle kendimize yazık ediyoruz abiler.
Muhasebe insanın kendisinde başlamalı. Evrensel bir
sorumuz var bizim sormayı unuttuğumuz. Müslümanlar ne kaybeder, ne kazanır
Paylaşılamayan nedir anlamış değilim. Bu dünyanın deveran etmesi gerektiğini,
iniş çıkışların yaşanabileceğini, tarih değişse de, zaman değişse de
gerçeklerin hiçbir zaman değişemeyeceğine olan imanımızın yeniden tazelenmesi
gerekmektedir. Hak ve Batıl mücadelesidir bu. Bu konuda hemfikir olmak lazım
önce. Sonra taraf seçmek. Hele bir başlayalım tarafımızı yolda seçeriz
diyemezsiniz. Batıl hiçbir zaman Hak olmaz, Hakk a dönmez. Dünya hayatı
başka, ahiret hayatı başka kafasıyla yaşanamaz. İnandığımı sistem hükmü
kıyamete kadar sürecek olan bir sistemdir. Bugünlerin geleceği bilgi
dâhilindedir. İnandığımız hassasiyetlerimizi zaman kabul etmiyor kafasında
yaşamak gibi bir lüksümüz olamaz.
Mücadele başladığı ilk günden beri ne insanlarla ne
kurumlarla olagelmiştir. Bütün peygamberler bulundukları yerdeki sistemle
mücadele etmişlerdir. Eğer bugün biz mücadele kavramını karşımıza muhatap
alarak icra etme derdindeysek ve karşımıza aldığımız sistem değil de kişi ve
kurumlarsa, bu fikirden kendimizi hemen azad etmemiz en başarılı hamle
olacaktır.
Bir seçim geldi geçti. Bir sürü tatsızlık ve seviyesizlik
gördük. Aynı kıbleye dönen insanların birbirine karşı olan hazımsızlıklarına
maruz kaldık. Herkes bir başkasını suçladı. Sistemle mücadele etmek farzı
unutuldu sanki. Manipüle bombardımanına maruz bırakılmış bireyler sandık başına
gitti. Bildikleri, dolduruldukları kadarı ile bir karar verdiler. Sonuçlara en
çok üzülen taraf en fazla oy alan taraf oldu. Tuhaf. İnsan elbette ki
doyumsuzdur. Her şeyi ister, sürekli ister, ölmeyecekmiş gibi ister. Toplumunda
bazı refleksleri vardır. Hayır ve şerrin Allah tan geldiğine iman etmenin
inceliği buradadır. 13 yıl boyunca kimseye hesap vermeden iş gören bir iktidar,
sırf iktidarı elden gitti diye tehditler savuruyor. Halkı suçluyor. 13 yıl
kendisine yönetme yetkisi veren halkı suçluyor. Kerameti kendinden bilmek
dedikleri durum sanırım. Bu süreçte hiçbir eleştiri kabul etmemelerine çok
üzülmüştüm. Şimdi günahlarını konuşmaya başladılar. Bu güzel bir şey.
Utanılacak bir şey değil. Nisyan yanımızı yok saymak bizi felakete götürebilir
çünkü.
Bizim tek sorunumuz meclisteki sandalye sayısı olduysa
eğer vay bizim halimize. Parmak çokluğuyla haklılığımızı savunuyorsak eğer
tarihimize de ihanet ediyoruz demektir. İtidal, her zamankinden daha fazla
ihtiyaç duyduğumuz bir haslet şimdi. Önyargılarımızı ortadan kaldırıp, sosyal
medyanın başından kalkıp, yüz yüze dertleşebileceğimiz ortamlar hazırlamalıyız
birbirimize. Eğrisini de doğrusunu da yatırmalıyız masalara. Her ne olursa
olsun bu masalardan kucaklaşarak ayrılmalıyız. Kardeşli bunu emreder çünkü.
Çünkü inandığımız bu din bizi kardeş sayar.
Şöyle olursa görürsünüz, böyle olursa görürsünüz naraları
atan arkadaşlara yapmayın. Eğer 13 yılda inşa ettiğiniz şey bir üflemeyle
uçacaksa bir şey yapmamışsınız demektir. Kimseye kızmayın, suçlamayın kimseyi.
Şapkalarımızı koyalım önümüze, vicdanımız yoklayalım bir ve konuşalım bunları
insanca. Siz söylendiği gibi ne 28 Şubat yaşadınız, ne de baskı gördünüz Bu
baskıları gören insanlar hâlâ prensipleriyle siyaset yapmaya çalışıyor.
Beğenmeseniz de, reel politik takılmadıkları için siyaset dışı kabul etseniz
de
Sandıktan birinci parti olarak çıkmış, bu ülkedeki her
bir insanın sorumluluğunu üstlenmiş ve her birine dokunmuş bir partiyi
kapattılar arkadaşlar. Üstelik bugün hangi fraksiyona sahip olursa olsun
herkesin ayakta alkışladığı icraatları yapmıştı bu parti. Karardan sonra o
partinin genel başkanının yaptığından ders alalım umuduyla hatırlatmak istedim.
Alınan bu karar tarihin akışı içerisinde küçük bir
noktadan ibarettir
Kalbinizin sahibine emanet olun
Eyvallah!!!