Muhafazakarların veya mütedeyyinlerin iktidarla, güçle,
makam, mevkii ve maddiyatla imtihanından sınıfta kaldığını görüyoruz. Sınıfta
kaldıkları yetmezmiş gibi işin en acı yönü olarak kimlikleri nedeniyle dine
de halel getirme noktasındalar artık. Yapılan aleni yanlışları, hataları
savunmaktan, gücü, iktidarı, makamı, maddiyatı yoz şekilde kullanmaktan ötürü
yükselen tepkiler ve eleştiriler, maalesef dinimiz e de uzanıyor sayelerinde.
Bir düşünelim. Önceden, bu ülkenin halkında, mütedeyyin
insanlarla ilgili olarak Müslüman adamdır, yalan söylemez, çalmaz, hak yemez,
zulmetmez vs cinsinden bir önkabul söz konusuydu. Müslüman adam yapmaz
yargısı, kısıtlı bir kitle hariç tutulursa genelgeçer bir yargı gibiydi. Bugün,
bunu söyleyenlerin sayısı azalmadı mı Makamın, mevkiin, gücün, iktidarın,
maddiyatın yozlaştırdığı muhafazakarları görenler, Müslüman adam yapmaz
noktasında değil maalesef. Toplumun Müslüman adam yapmaz önkabulü ve yargısı
zedelenmiş durumda ve bunun vebalini de kime yazmak gerektiği çok açık.
Mütedeyyin insanlar, kendileri güç ve iktidar
noktasındalar, makama, maddiyata erişmiş haldeler ve gözleri hiçbir yanlışı
görmediği gibi duyduklarına da kulak tıkamakla meşguller. İşte bu da bir
zulümdür. Mütedeyyin insanlar, sırf eldeki imkanlardan olmamak güdüsüyle
zalimleşiyorlar , toplumun diğer kesimlerinin hakkına giriyorlar. Bunların
hepsi vebaldir.
Türk toplumunun dindarlaştığına dair birtakım açıklamalar
yapılıyor. Halbuki toplum dindarlaşmıyor, muhafazakar kesim daha çok dış
açılıyor, hayatın içine daha çok giriyor, daha çok göze batıyor, daha fazla
para harcıyor, diğerleri ne yapıyorsa aynısını onlar da yapıyor.
Muhafazakarlar, dünyevileşiyor aslında. Maaşallah, başı örtülü kızlarımızın
giyim kuşamları, en süslü püslü açık kızlarımızınkinden aşağı kalır değil
artık! Albenileri, gösterişleri, marka kıyafetleri pahalı telefonlarıyla gayet
güzel(!) pozlar veriyor, bunları paylaşıyorlar. Artık muhafazakar gencimiz,
altında 300 bin TL lik arabasıyla en lüks kafelerde boy gösterebiliyor.
Muhafazakar annelerimiz, kızlarının başörtme törenlerini kiralık salonlarda,
binbir türlü şatafatla yaparken, evlerini en lüks markaların, en trend ve
pahalı mobilyalarıyla süslüyorlar. Muhafazakar moda dergilerinde, en şık, en
gösterişli, en albenili nasıl olunur tüyoları veriliyor artık.
Bu şartlarda, yapılan ufak tefek hatalar, yanlışlar,
hatta makara terbiyesizlikleri de, Kutlu Doğum pastası kesme
patavatsızlıkları da, günah işleme özgürlüğü hezeyanları da hoşgörülebiliyor
tabi. Öyle olunca da Müslüman adam yapmaz yargısı yıkılıyor haliyle. Vebal
yüklenmek isteyen çok demek ki
Muhafazakarlar, bir din
komasındalar ancak ortada din adına hiçbir şey yok neredeyse. Bilinçsizce
bir Müslümanlık mümkün olabilir mi Mesele burada. Olamaz, olamıyor da
Yanlışa, hataya göz yumarak mümkün mü Davayı sadece imam hatip açmaya, amaçsız
bir başörtüsü savunusuna indirgeyip insanları Müslümanca tepkileri bile
veremeyecek derecede bilinçsiz hale getirince bunlar da normal maalesef.
Düşünün, Cumhurbaşkanı nın İstanbul ziyareti esnasında
vatandaşın birisi Hoşgeldin Allahın elçisi! diyor ve kimseden tepki yok.
Benzer şekilde, Cumhurbaşkanını Mescid-i Nebevi de gören vatandaşlarımızın,
Türkiye seninle gurur duyuyor diye slogan atmaya başlaması Mescid-i
Nebevi de, yani Peygamberimizin (SAV) huzurunda yani! El insaf!
Muhafazakarların halidir bu; dindarlaştığını sanarken,
giderek dünyevileşen, giderek bilinçsizleşen bir topluluk Şuur olmadan
dindarlık nasıl olacak