Seçim kampanyaları sebebiyle söylenmedik söz kalmadığı ve söylenen sözlerin de insanımızın derdine derman olmadığı için başlığı “Sözün bittiği noktadayız” olarak belirledim. Bu arada yapılan açıklamalarda özellikle iktidar kanadı toplumun tüm taleplerine çözümü seçimlerden sonraya erteleniyor. Böyle olunca da ister istemez seçim sonrasına havale edilen çözümler bir seçim yatırımı olarak değerlendiriliyor. Bu arada yapılan çeşitli açıklamalarda seçimleri hangi taraf kazanırsa kazansın seçimlerin ardından bir ek bütçe çıkartılması mecburiyeti ile karşı karşıya kalınacağı belirtiliyor. Yani hazırlanan 2023 bütçesi 4 ayda yetersiz hale gelmiş bulunuyor. Bunun yanında seçimler öncesinde yapılan ücretlerdeki artışlar da dar ve sabit gelirlilerin rahat nefes almasını sağlamaktan uzak görünüyor. Hâlbuki söz gelimi emekli aylıklarına bir kalemde 2 bin lira zam yapılmasına rağmen bir diğer ifadeyle en düşük emekli aylığı 7 bin 500 liraya çıkartılmış olsa da eğer bir evde 4 emekli varsa bile bu dört emeklinin alacağı aylık ücret o aileyi yoksulluktan kurtaramıyor. Çünkü en düşük aylık alan 4 emeklinin toplam alacağı 30 bin lira tutarken son açıklanan yoksulluk sınırı rakamı 31 bin 152 lira. Bu arada yine açıklanan verilere göre açlık sınırı 12 bin liraya yaklaşmış. Böyle olunca da 7 bin 500 lira aylık alan 7 milyon emekli açlık sınırını bile yakalayamıyor. Kısacası yapılan tüm zamlara rağmen piyasada fiyatlarda yaşanan artış dar ve sabit gelirlileri yokluğa mahkûm hale getiriyor. Böyle bir noktada aslında ekonomiden bahsetmek anlamsız kalıyor.
Çünkü adına serbest piyasa dense de tam bir başıboş piyasa kuralları hüküm sürüyor. Sonuç olarak uygulanmakta olan ekonomi modeli sadece zenginlere çalışıyor; bir diğer ifadeyle fakirlerden ve dar gelirlilerden toplayıp zenginlere aktarıyor. Böyle olunca her geçen gün zengin daha da zenginleşirken fakirler yoksullaşıyor. Bu arada geçmişte orta direk olarak nitelendirilen kesimde artık hızla fakirler arsında yerini alıyor. Diyebiliriz ki toplum yoksullukta birleştiriliyor. Bu arada ekonomide yaşanan çıkmazın iktidar partisini ikiye böldüğü bunun sonucu olarak AK Parti’nin yeni bir ekonomi modeli aramakta olduğu haberleri medyaya yansıyor. Gerçekten uygulanmakta olan ekonomi modelinin yanlışlığı fark edilip yeni bir arayışa girilmiş ise o zaman insan uyguladığınız model dün ortaya çıkmada 21 senedir zaman zaman ufak değişiklikler yapılsa da uyguladığınız ekonomi modelini öve öve bitiremediniz. Bundan sonra bulacağınız -eğer bulabilirseniz-ekonomi modelinin toplumu yeni bir hayal kırıklığına mahkûm etmeyeceğinden emin olmak mümkün değil. Çünkü tüm ikazlara gidilen yolun yanlışlığı her fırsatta hatırlatılmasına rağmen iktidar sahipleri bildiklerinden şaşmadılar. Diyebiliriz ki uygulanmakta olan model her geçen gün ülkeyi daha da kötü bir noktaya sürüklüyor. Bu gidişata rağmen Türkiye yüzyılından bahsediliyor nasıl uçup kaçtığımız ileri sürülüyor. Yani öncelikli olarak iktidar sahipleri uyguladıkları sistemi gözden geçirmeli aksayan yönlerini görmeleri ve ona göre bir çözüm bulmaları gerekiyor.
Geldiğimiz noktada enflasyon hayat şartlarını iyice çekilmez hale getiriyor. Bu durum sadece dar ve sabit gelirli ücretliler ve emekliler için değil esnaf da fiyatlardaki artış sebebiyle sattığı malı yerine koyamıyor. Fiyat artışlarını engellemek için cezalar kesiliyor olsa da çözüm olmuyor. Özellikle akaryakıt zamları bir türlü son bulmuyor. Bu da tüm ürünlere zam olarak yansıyor. Kısacası her bakımdan sözün bittiği noktadayız. Artık son söz seçmende.