Politika üretmekle politika yapmak arasındaki farkı
bilmek memleket meselesidir. Çünkü politika üretmek sadece seçilmişlerin görevi
değildir. Politikaların oluşturulmasında yönetimin ve yönetilenlerin birlikte
çalışması toplumsal mutabakatı sağlamanın en kolay yolu iken bunun sadece
yöneticilere bırakılması gelişmeye aykırıdır. Bu açıdan sosyal politikaların
insan odaklı ve etkili olabilmesi için hem yöneticilerin hem de yönetilenlerin
ortak bir mecrada buluşması gerekiyor. Acaba sosyal medya bu mecra olabilir mi
Sosyal medya, politikaların oluşturulmasında
katılımcılığa, öngörülebilirliğe ve saydamlığa yer verilmesi, kamu
politikalarının vatandaşın güvenini kazanmasına ve uygulanabilirliğinin
sağlanmasına yardımcı olması noktasında önemli bir alandır. Bu alanda,
politikaların açık, şeffaf, anlaşılabilir ve somut şekilde; çerçevesi bireysel
hak ve özgürlüklerden oluşturulmak suretiyle hazırlanması mümkün olabilir.
Ancak bu, başta sivil toplum örgütleri olmak üzere, politika üretimine ve
uygulamaya katılım sağlayacak ihtisas kurumları üzerinden
gerçekleştirilmelidir.
Sosyal medya ihtisas alanları belirlenerek politika
üretme noktasında etkili bir alan olabileceği gibi, özellikle uygulanan
politikaların sonuçlarının analiz edilebilmesinde de etkili bir alan olabilir.
Böylelikle politikaların uygulama süreçlerini düzenleyici etki analizlerinin,
performans ölçümlerinin günlük, haftalık ve aylık periyotlarda seyri
izlenebilir. Böylelikle, benimsenen politikalar ile ilgili olarak dönemsel etki
analizlerinin yapılması ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması başarılmış
olacaktır.
Tasarı halindeki veya yürürlükteki düzenlemelerin olumlu
ve olumsuz etkilerinin sistematik bir şekilde değerlendirilmesini içeren sosyal
medya uygulamaları sayesinde, alınan kararların piyasada nasıl bir sonuç
yarattığı dikkatle izlenmesi de başarılmış olacaktır. Böylece, e-imza ve
internetten oy kullanma gibi teknik ilerlemelerin tartışıldığı günümüzde,
e-demokrasi yolu da açılabilir.
Devletin her biri alanında uzmanlaşmış sosyal medya
kuruluşlarıyla işbirliği yapmasıyla, hem ulusal sorunları aşmaya yardımcı
olacak, hem de katılımcı demokrasiyi geliştirerek devlete duyulan güveni
artıracaktır. Bunun altyapısı açısından uyulması gerekli standartların ortaya konulması,
kararlara dayanak olacak bilgilerin toplanıp yayılmasının nasıl yapılacağı
yapılacak bir sempozyumla tanımlanabilir. Böylece sosyal medya, ölçme,
danışmanlık, etki analizinin kalitesini denetlemek ve etki analizine ne ölçüde
riayet edildiğine dair rapor hazırlama noktasında da önemli bir aktör olabilir.
İyi yönetişimin temeli olan katılımcılığın
artırılabilmesi için katılıma açık süreçlerin oluşturulması, etkin katılımı
sağlayacak sosyal medya yapılanmasının sağlanması ve katılımcıların bilgiye erişiminin
ve anlamlı bir katılım için gerekli eğitimlerin verilmesiyle sosyal medya,
sosyal politika üreten bir araç haline dönüştürülebilir. Bu dönüşüm, yapılacak
reformların sadece bir yasalaşma süreci olarak değil, aynı zamanda bir kültür
değişimi projesi olarak algılanmasını da tetikleyecektir.
Böylelikle, medyanın sosyalliği eğlence olmaktan
çıkarılarak, politika üretmenin de bir eğlence olacağı yeni sayfalar
açılmalıdır. Bu noktada ise, geliştirilecek metot ve yakalanacak başarının
ödüllendirmesi ve teşvik edilmesi ile birlikte mali kaynaklara olan ihtiyacın
karşılanması gerekmektedir. Sosyal medyanın sadece eğlence boyutuyla yol
almasına yönelik ayrılan kaynakların sosyal politika oluşturma yönünde kanalize
edilmesi bile konunun gerçekleşmesi için yeterli olacaktır. Ancak, e-devlet
için e-dönüşüm gerektir.