Hiçbir zaman kötülük yapanın yaptığı yanına kâr kalmaz.
Önünde görmezse sonunda görür.
Gül eken gül koklar, pıtrak dikeni ekenin ayağına pıtrak batar.
“Ebu Cehil kuyu eşer eştiği kuyuya kendi düşer”
Sevgili Peygamberimizi öldürmek için Mekke parlamentosuna teklif götüren Ebu Cehil’in kendisi Bedir harbinde geberir gider, oğlu İkrime, Sevgili Peygamberimizin değerli komutanları arasına girer.
Rabbimiz, Yahudileri anlatırken hem onlara hem bize öğüt olsun diye şöyle buyurur: “Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötülük yaparsanız, kendinize (kötülük yapmış olursunuz). (O iki bozgunculuktan) sonuncusunun zamanı geldiğinde (öyle kullarımızı göndeririz ki) yüzlerinizi kara etsinler, ilk kez girdikleri gibi yine mescide (Kudüs’e) girsinler ve yendiklerini mahvetsinler” (İsra süresi, ayet: 7).
Tarih boyunca en akılsızca iş yapan bir ülkeyi araştırırsanız karşınıza Yahudiler çıkar.
Tarihin en eski milletlerinden olmalarına rağmen, sayıları İspanyol çingenelerinin sayısına ulaşamıyor.
Çünkü paraya olan hırsları onları düşünmeden altının üzerine atlamaya sevk ediyor.
Sineğin pisliği görünce tuzağı göremeden saldırdığı gibi servete saldırıyor.
Hazreti Musa doğmadan önce Firavun yönetiminde iken Firavun bunların erkek çocuklarını doğumda öldürdüğünü haber verir Kur’an-ı Kerim.
Hazreti Musa aleyhisselam bunları Firavun’un zulmünden kurtarmasına ve özgürlük sağlamasına rağmen bunlar, Allah’ı bırakıp Samiri’nin altından yaptığı putu görünce ona tapınmaya başlarlar.
Milattan önce 721 tarihinde Asurîler zamanında tamamı yok edilmesi için öldürülmüşler.
Milattan önce 586 yılında Buhtunnasır, “Yeryüzünde Yahudi bırakmayın” emrini verir. Gizlenmeyi başaranlarla yeniden ürerler.
Milattan önce 203’te Suriye’de yeniden kılıçtan geçirilirler.
Milattan sonra 70 yılında Romalılar tarafından Kudüs istila edilir. Romalı komutan Titus tarafında Kudüs’ün yakılıp Yahudilerin kılıçtan geçirilmesini emreder.
Yeniden derlenip toplanırlar ve yeniden isyana kalkınca 135 yılında Romalılar tarafından beş yüz bin Yahudi öldürülür.
Sevgili Peygamberimiz, Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilere güvenlik sözleşmesi yapmasına, canlarını korumaya karar vermesine rağmen Yahudiler, Mekkeli müşriklerle, Medineli münafıklarla beraber hareket etmeleri ve Peygamberimizi öldürmeye teşebbüs etmeleri nedeniyle Beni Nadir Yahudileri kuşatılmış ve sonunda Medine’den sürülmeye razı olmuşlar.
Yahudi’ler sürgün edilirlerken Sevgili Peygamberimiz ashabına, “Yahudilere borcu olanlar borçlarını ödesinler” buyurmuş. Her üç kişiye bir deve verilmesini, canlarına zarar verilmemesini, Şam’a kadar güven içinde gitmelerini sağlamış.
Hazreti Ömer zamanında onların yaptıkları haddi aşınca bir tek Yahudi kalmamak kaydıyla Suriye taraflarına sürgün edilirler.
1290 yılında İngiltere’de birçok Yahudi idam edildikten sonra geri kalanları sürgün edilirler.
1306’da Fransa’dan, 1370 de Belçika’dan sürülürler.
1380’de Çekoslovakya’dan sınır dışı edilirler.
1394’te geri gelen Yahudiler tekrar sürgün edilirler.
1420’de Macaristan’da bir tek Yahudi kalmamak üzere sürülürler.
1444 yılında Hollanda’da çıkarılırlar.
1492’de İspanya’dan sürülürler.
1510 yılında Rusya’dan çıkarılırlar.
1540 senesinde İtalya’da sürgün edilirler.
1551’de Almanya’da sınır dışı edilirler.
1562’de Çekoslovakya’ya geri gelenler tekrar kovulurlar.
1582’de yine gizlice Fransa’ya sızanlar tekrar sürgün edilerek ülkeden çıkarılırlar.
1744 yılında Çekoslovakya’ya gizlice girenler yeniden sürgün edilirler.
1919’da Ukrayna’dan çıkarılırlar.
“Yahudi Sorununun Nihai Çözümü”nü Alman Nazileri beş milyon Yahudi’yi öldürmede görürler.
Yukarıda tarih ve adını verdiğim devletlerde içişleri bakanlıkları önce adres tespiti yapmış, maliye bakanlıkları çeşitli dalaverelerle mallarına el koymuş, Hıristiyanlarla ortak oldukları şirketler, Yahudileri şirketten kovmuş, işten çıkarmış... beş milyonu öldürülmekten sonra arta kalanları Filistin’e sürgün etmişler.
Almanların yaptıklarını bilmeyen yok.
Bütün bu devletlerden kaçabilenlerin tek sığınağı Osmanlı olmuş.
Kırklı ve ellili yıllarda Yahudi ve Hıristiyanlara birçok haksızlık yapıldığını ileri sürenler şunu bilsinler ki, mağdurlara yardım elini uzatan Osmanlı, İslam’a göre hareket etmeye çalışıyordu.
1924’ten beri Türkiye’de uygulanan kanunlar, Avrupalıların kanunlarının tercemesidir.
Dünyanın bütün mağdurlarına kucak açan Müslümanların birinci kıblesine saldıran Siyonistler, son sığınaklarına da saldırıyorlarsa kuzey kutbunda bile beyaz ayılar onlara sığınma hakkı tanımazlar.