Enflasyon belası “bildiğini okumaya” devam ediyor!
Enflasyon belasının “bildiği okuması” ne?
Elbette yüksek seviyesini koruma!
Enflasyonu düşürme yolunda atılan tüm adımların yapılan vahim hatalar yüzünden etkisiz, daha doğrusu çaresiz kaldığı görülüyor.
Mart ayı yıllık enflasyonu TÜİK verilerine göre yüzde 40’lara merdiven dayamış bulunuyor!
ENAG vergilerine göreyse yüzde 70’leri aşmış durumda.
Yandaş medya böyle bir tablodan bile kendisine “son otuz dokuz ayın en düşüğü” diye övünç payı(!) çıkarıyor!
Yandaş medya ne ile övünüyor?
Mart ayı yıllık enflasyonu “son otuz dokuz ayın en düşüğü çıktı” diye övünüyor.
Son otuz dokuz ay!
Yani üç yıldan fazla bir dönem!
Bu kadar uzun bir süre sonunda yakalayabildikleri en düşük rakam yüzde 40’lara merdiven dayamış bir rakam!
Bunların en düşük rakam diye övündükleri rakam, dünyanın pek çok ülkesinde çok yüksek enflasyon diye biliniyor.
Ama yandaşların elinden bununla bile övünmekten başka bir şey gelmiyor.
Hallerine gülmek mi lazım, ağlamak mı?
Sanırız en güzeli, onların bu haline acımak olsa gerek.
Evet, bir yandan enflasyon düşüreceğiz diye vatandaşları bin bir türlü sıkıntının içine sokuyorlar.
Bunu yaparken enflasyon ateşini körükleyecek adımları atmaktan da geri durmuyorlar.
Yıllardır yaptıkları gibi yine vahim hatalar yapmaya devam ediyorlar.
Son otuz dokuz ayın en düşüğü diye övündükleri enflasyon oranı aslında dünyada en yüksek enflasyon oranlarından biri!
Yıllardır enflasyonu düşüreceğiz diye atılan adımların birçoğu enflasyon ateşini körüklüyor.
Ancak ekonomiye yön verenler “biz bu işi beceremedik” demeyi kendilerine yakıştıramıyorlar.
Her mağlubiyetten sonra galip gelme umuduyla ayağa kalkıyorlar.
Aynen güreşe doymayan pehlivan gibiler.
Sırtları mindere yapıştıkça onlar bir daha, bir daha diye ayağa kalkıyorlar.
Son otuz dokuz ayın en düşüğü diye övünmeleri bunun en bariz örneğini teşkil etmiyor mu?
Yıllardır aynı şeyi tekrarlayıp duruyorlar.