Son günlerde yaşanan olaylara bakınca, bir dönemin daha
sonuna geldiğimiz anlaşılıyor. Yakın siyasi tarihimizde yaşadığımız süreç, bu
dönem de tekerrür ediyor.
Olaylara bakınca iyi bir halk deyimi olarak, Abbas
yolcu demekten kendimi alamıyorum.
Anlı şanlı güç sahipleri de her fani gibi yok oluşa doğru
hızla ilerliyor, yerlerinde yellerin eseceği güne doğru gidiyor.
Dokundukları yerlerde ateş çıkaran, bastıkları yerleri
titreten, çok kimselerin hayatı iki dudağı arasında bulunan, aleyhte
konuşanları bu topraklardan kovacak kadar güç gösterisinde bulunanlar; nice
muktedirler gibi yok olacaklar.
Gemi, bir bir terkediliyor. En büyük hançerler dost
bildiklerinden sırtlarına iniyor. Merkezde görülen bu durum illerde daha bariz
yaşanıyor. Büyük kırılmalar,
kırgınlıklar ve çekip gitmeler yaşanıyor. Bundan kısa bir süre öncesine kadar büyük güce adeta tapmış(!) olan
kimseler bir anda yön değiştirmiş durumda.
***
17 Aralıkta başlayan süreç, yani Yolsuzluk ve Rüşvet
Operasyonu aslında malumun ilanıydı. Herkesin bildiği, kabullendiği ama benim
hırsızım iyidir mantığıyla Bu işin kuralı bu! Geçmiştekiler de çalıyordu!
Başkası çalıncaya kadar bizimkiler alsın Çalıyor ama yapıyor dediği bir
olaydı.
Karizma çizildi. En yumuşak karın, en büyük darbeyi yedi.
Yolsuzluk olsaydı bu kadar yol olur muydu Çalsaydık okul yapar mıydık
diyerek işin içinden sıyrılmak kolay değil.
Yaşanan yüz kızartıcı suçlar karşısında kendilerine
güvenen nice kitleler, gördükleri ve duydukları karşısında şoke olmuş durumda.
Çevrelerindeki dal-alkışçılar avuçlarını patlatıncaya
kadar alkışlasa bile artık onarılmaz yara aldılar.
Çünkü rüşvetin ve hırsızlığın hiçbir izahı yoktu.
Alanlarda yaptıkları savunma ve saldırıların, suçluluk
psikozu içinde yapılmış savunmalar olduğu her halinden belli olmakta.
Bereket kimse de zaten Yok böyle bir hırsızlık, bunlar
iftira! d(iy)emiyor da.
Ortaya atılan iddialardan tek bir tanesi iftira
olsaydı, iddia sahibini anasından
doğduğuna bin pişman ederlerdi.
Zaten bu kadar kapsamlı kitleyi hedef alan, şahsiyetleri
ayaklar altına alan, rezilliğin bininin bir parçaya düştüğü bu durumda, iddia
sahipleri de mesnetsiz iddiada bulunmaya cesaret edemezlerdi ya.
***
Gelelim sadede. Anavatan Partisi nin çöküşü de böyle
olmuştu. Önce birer ikişer gemi terkedilmiş, sonra da tümden gümlemişti.
Ne var ki işin acı tarafı da şuydu; ANAP ın cenazesini
kaldırmak da bizimkilere düşmüştü. Anlaşılan bu cenaze de yine bizimkilerin
elinde kalacak.
Kim bile bilirdi ki, günün birinde, hayatları yolsuzluklar hırsızlıklar ve
arsızlıklarla mücadele ile geçmiş olanlar; bunların yılmaz hamisi ve savunucusu
olacaklar.
Heyhat!
***
Bulundukları ortamı savunma imkânları kalmadığından,
Saadet in çıktığı televizyon kanallarını ve Suriye konusunda söylediklerini
anlamak istedikleri gibi yorumlayarak çamur atma gayretindeler.
Saadet Partimizin son günlerde gerçekleştirdiği iltihak
törenleri yeni dönemin müjdecisi olacak inşallah.
Bu katılımlardan, içte ve dışta bazı çevreler rahatsız
olsa da, iltihakların bu adrese gerçekleşmesi son derece önemli.
Refah Partisi nin yükseliş yıllarında, dönemin Isparta
Belediye Başkanı nın Refah Partisi ne iltihakıyla başlayan Varan-1, Varan-2 ile
devam eden iltihaklar serisi, bugün de Saadet Partimizde yaşanıyor.
İyiler için iyiler kazanacak!