Dikkat ediyor musunuz bilmem! Türkiye Cumhuriyeti

tarihinde belki de böylesine bir medya eksen kaymasına şahit olmamıştık. Geçmiş

dönemlerde Besleme Basın tabiriyle karşılaşmıştık, gazetelerin iktidar

partisine karşı muhabbeti için böylesine bir yakıştırma yapılmıştı ama bu

dönemde medyanın neredeyse iki kampa ayrıldığını ve toplumu da kendi meşreplerince

ayırmaya kalkıştığını görmekteyiz. Maalesef bu medya ikilemi, toplumda gri

tonların yavaş yavaş kaybolmasına yol açıyor. Siyah-beyaz dışında hiçbir renk

kabul edilmiyor Yapılanlar ya tamamen doğru, ya da tamamen yanlış.

Oysa medya doğruları gösteren, yanlışların düzeltilmesi

için sistemin içindeki çarkların ve mekanizmaların işletilmesini sağlayan bir

toplumsal aygıttır. Bir yönüyle muhaliftir, muhalefet ruhunda vardır Çünkü

muhalefet etmezse, toplumu derinden etkileyen yanlışlıkların üzerine gidilemez,

sorunlar çözülemez, problemler dağ gibi büyüyerek geleceğe adım atmaya çalışan

insanların ayağında bir pranga gibi yapışıp kalır.

Örneğin, iktidarın çıkardığı yeni internet düzenlemesi

Herkesin kafası karışık, insanlar neyin ne olduğu konusunda bilgisiz durumda.

Hükümet yaptığını savunuyor, kendilerine muhalefet misyonu biçen gazeteler ve

medya aygıtları ise yapılanın toptan yanlış olduğunu savunuyor.

Kabul etmeliyiz ki, bilgisayar teknolojisiyle hayatımıza

giren internet, doğru ve yanlış algılarımızı mahvetti. Kendi oluşturduğu sanal

dünyanın içine hepimizi hapsetti. Sosyal medyanın gerçekleriyle yatıyor, sosyal

medyanın oluşturduğu dünyanın hapishaneleriyle kalkıyoruz. Toplumsal muhabbet

ortamımızı bile sosyal medyanın koridorlarında arıyoruz. Hayatımızın en mahrem

bilgilerini paylaştığımız sosyal medyanın hazin gerçekleri, bir bumerang gibi

geriye dönüyor ve kişiliklerimize yönelen bir silah gibi kullanılıyor. Özel

hayatımızın milyonların önünde deşifre olmasına yol açıyor, mahremiyetimizi kurcalayan

telefon tuşlarıyla benliğimize hançerler saplanıyor.

İnternete çeki düzen verilmesi gerektiğini aylardır yazıp

çiziyoruz Fakat yapılan düzenlemenin ne kadarı doğru Özgürlük olmalı tamam

kabul ama özgürlüğün sınırı ne olmalı İktidarın yaptığı düzenleme, internetin

mahrem alanlar dışındaki bölümünün özgürlüğünü ne kadar ortadan kaldırıyor

Artık bilgisayarlarda arama motorlarına girip çıkışımız

bile kontrol altına alınıyor mu Bu trafik bizim kendi mahremimizle ilgili ne

kadar boyutu kapsıyor Eğer böyleyse internette şöyle bir gezinti yapabilmek

bile suç kapsamına mı alınıyor

Eksen kaymasıyla kastettiğimiz işte tamamen bu

anlattığımız şeyler Medyanın bir bölümü, internet düzenlemesine tamamen karşı

bir pozisyon alıyor, yandaş olarak tabir edebileceğimiz bir bölümü ise

yapılanları tamamen doğru kabul ederek, algılarımızı değiştirmeye çalışıyor.

Varsa bir eksiklik, bunların giderilmesi, özgürlük olarak

lanse edilen sanal dünyanın karşımıza çıkan mahremiyet boyutuyla ilgili

düzenlemelerin doğru dürüst bir platformda yapılması daha doğru değil mi

Biz sanal dünyanın özgürlüğünün tamamen sınırsız olduğunu

kesinlikle düşünmüyoruz. Zira bu düşünce, mahremiyet kavramı üzerinden toplumu

habis bir ur gibi sarmaya çalışan internetin kapitalist zihniyetinin ve küresel

eşkıyaların ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz. Çocuklarımızın

zihinlerine kirli bir sarmaşık gibi zehrini kusan internet canavarını da hiç

kimse aklamaya çalışmasın. Bizim anlamadığımız bu düzenleme problemlere ne

kadar çözüm buluyor