Bir ülkeyi işgal edeceksiniz ve bunun ardından bir takım atamalarla hükümet oluşturacaksınız ve buna da bağımsız Irakın yönetimi adını vereceksiniz. Böyle bir şey olmaz, bir hükümetin oluşturulmasını sağlamış olmak o ülkenin bağımsız olduğu, kendi kararlarını kendisi verebildiği anlamına elbette gelmez. Hatta yeni yönetimin oluşturulması için seçim yapılmış olması bile vaziyeti kurtarmaya yetmez, yetmiyor.
Zaten işgal altındaki bir ülkenin bağımsızlığından söz etmek genel anlamda dünya kamuoyu, özelde ise işgal edilmiş olan ülkenin halkını kandırma ve oyalamaya yönelik taktikten ibarettir. Eğer böyle olmasaydı Bushun Irak Başbakanı Malkiden emir niteliğinde talepleri olabilir miydi Böyle talepler oluyor ve bu talepler medyada "Bushtan Malikiye 5 emir" başlığı altında yer alıyorsa böyle bir ülkenin bağımsızlığından söz edilebilir mi Türkiye Kuzey Iraktaki terör örgütü mensuplarına karşı işgalci ABDden somut adım atmasını istediğinde bu konunun Irak yönetimini ilgilendirdiği şeklindeki değerlendirme en hafif ifadesi ile gayri ciddi olmaz mı Zaten işgal ile bağımsızlığın birlikte düşünülmesi işin özüne aykırıdır.
Böyle bir ülkede o ülkenin tek gelir kaynağı olan petrol ile ilgili bir yasa çıkartılacaksa buna "Ulusal Petrol Yasası" denebilir mi Belli ki Irak petrollerini sömürecek güçler tayinle iş başına getirdikleri hükümeten sömürülerine bir yasal kılıf hazırlamasını istiyorlar. Hatta yasa metnini başlığına kadar işgalciler hazırlayıp hükümete veriyorlar, onlara da işin prosedürünü hazırlamak kalıyor. Bu bakımdan dün bu köşede dikkatinizi çektiğimiz Irak petrollerinin yüzde 70ine ABD ve İngilterenin 30 yıl süre ile el koyacakları yönündeki hususla ilgili şimdi öğreniyoruz ki, Bush Irak Başbakanı Malikiden Ulusal Petrol Yasasının biran evvel çıkartılmasını istemiş. Yani adamlar Irakın tek zenginliği olan petrollerini sömürüyorlar hem de buna bir de ulusallık yaftası takıyorlar. Aslında emperyalist güçler bunu sadece Irakta yapıyor değiller. İşgal etmemiş oldukları halde pek çok ülkede kendi çıkarlarını emirlerindeki kukla yönetimler eliyle benzer kılıflar altında garantiye alıyorlar.
Belli ki ABDnin Irakta yeni stratejisi peşmergelere yeni görevler verilmesini öngörüyor. Söz gelimi Süleymaniyede bulunun 3 peşmerge tümeninin önümüzdeki günlerde Başkent Bağdata kaydırılacağı ve bu hususa Irak yönetiminin destek vermesi de Bushun Malikiye bir başka talimatı. Denebilir ki, Bush Amerikanın kayıplarını azaltmak ve Bağdatta sükunetin sağlanması için peşmergelerden yararlanma yoluna gidiyor. Böyle bir değerlendirme doğru da olabilir. Ancak, ortada çözüm bekleyen bir Kerkük meselesi varken işgalci ABDnin Bağdatın kontrolünde peşmergelerden istifade yoluna gitmesi Türkmenlerin geleceği açısından ciddi bir tehlike arzeder. Kerkükte böyle bir ortamda yapılacak referandum sadece peşmergelerin istediği sonucu almalarına yardımcı olacağı gibi, referanduma kadar geçecek sürede peşmergelerin Kerkükün nüfus yapısını bozma ve kendi istedikleri gibi değiştirme hususunda ellerinin güçlenmesi anlamına gelecektir.
Öyle anlaşılıyor ki, ABDyıllarca Saddamı stratejik ortak(!) olarak kullanmışken şimdi Saddamın yerini Irakta peşmergeler almış görünüyor. Tabi ki bu durum ABDnin peşmergeleri uzun süre aynı konumda tutacağı anlamına gelmez. Emperyalistler için ebedi dostluk yoktur. Sadece çıkarların devamı vardır. Bunu elbet bir gün Barzani ve Talabani de anlayacaktır. Irak petrollerinden kendilerine bir miktar koklatılacak, buna karşılık büyük bölümü işgalcilerin kasasına akacak. Görünen budur. Şu andaki Irak yönetimi de geçici iktidarları uğruna ülkelerinin zenginliğini işgalcilere peşkeş çekmede yasal kılıf hazırlama görevini üstlenmiş olacaklardır.