Dünkü yazımda genel olarak yeni yıl, yeni ekonomik yıl, kurban bayramı, iki bayram arası, yıllık muhasebe, gelecek yılın planlaması, İstanbul ve Türkiye gibi konular üzerinde durdum.

2006 yılını yaşadığımız iyi-kötü, güzel-çirkin, faydalı- zararlı, doğru yanlış, başarılı-başarısız yönleriyle geride bıraktık ve hayırlısıyla 2007 yılını yaşamaya başladık

Madem ki dinî, ilmî, iktisadî, siyasî ve sosyal yönleriyle hayatımızın yeni bir yılına ve yeni bir dönemine girdik; o halde dün de işaret ettiğim üzere, geri dönüp 2006 da yaşadıklarımıza kısaca bakmak, mutlaka değerlendirme yapmak, yapılan hatalardan dersler çıkarmak gerekir. Bunu yapalım; yaptıktan sonra da derhal önceki günlerde, haftalarda ve aylarda muhasebe yapıp planladığımız üzere 2007 yılı üzerinde duralım.

Geçmişin muhasebesini yapmak ve geleceği şekillendirmek bir beşer için ne kadar mümkünse, en azından o kadarını yapmak zorundayız. Yapılması gerekenleri yapmadığımızda, ortaya çıkan sonuçları yaşanmış tecrübelerle biliyoruz. O halde hiç olmazsa bundan sonrası için aman dikkat!

Yakın, orta ve uzak vadedeki yarınlarımızın istediğimiz gibi gerçekleşmesi için çok özel ve özenli bir çaba içinde olmalıyız. Çünkü bugün yaşadıklarımız hep geçmişte ektiğimiz olumlu veya olumsuz tohumların sonucudur. Sadece iş hayatımızda değil; ev, aile, apartman, semt, mahalle, bucak, şehir, bölge ve ülke, hattâ çapımıza göre kimilerimiz için dünya ölçeğinde yaşamakta olduğumuz hayatımızın her merhalesini planlı ve programlı şekilde şekillendirip çekidüzen vermek durumundayız. Şayet bir taraftan bir şeylere karşı memnuniyetsizlik ve bunlara bağlı olarak mutsuzluk yaşıyor, diğer taraftan bunların değişmesini istiyorsak, değişime kendimizden başlamamız gerekiyor.

Nasıl diye soracak olursanız, kısaca açıklayayım.

Geçmişte zaman zaman yaptığımız ve bundan sonraki hayatımızda hiç aksatmadan yapacağımız üzere, geçmişin iyi bir muhasebesini yaparak, bu muhasebeden ibretler aldıktan sonra, geleceği planlayarak ve bu planlananları hiç aksatmadan sağlam bir irade ile uygulayarak.

İsterseniz konuyu biraz daha açıp detaylandıralım.

Her şey aileye hizmet için!

İnsan dünyaya fert/birey olarak aile içinde dünyaya gelir, zamanı gelince de kendisi bir "aile" kurar.

Aile sonrasında kurulan tüm dinî, ilmî, iktisadî, siyasî ve sosyal kuruluşların tamamı "aile"ye hizmet etmek içindir. Öyleyse "aile" pek çok şeyin temel direğidir. Ailelerinde refah, saadet ve huzuru olmayanların hayatın değişik alanlarında tam bir istikrar ve başarı yakalamaları mümkün değildir.

Sonra on kadar "aile" bir araya gelir ve bir aşiret/ocak oluşturur. Ocaklar bir arada toparlanıp bir kabile/bucak kurar. Bucaklar şa b/vilayet/il, iller de kavm/ülke olur. Ülkeler bir araya gelerek ümmet/birlik (Avrupa Birliği gibi) oluşturur ve son merhalede de beşeriyet/insanlık (BM gibi) teşkilatlanmış olur.

Çağımız dünyasında bu teşkilatlanmalar ne kadar sağlıklı, sağlam, dengeli ve adil bir şekilde olabilmiştir diye düşündüğümüzde; bugüne kadar yaşananlarla birlikte hâlen sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir tarafında cereyan etmekte olan olaylar bunun cevabını vermektedir.

Bu yıl neler yapmalıyız

Planlama yapmak ve değişime kendimizden başlamak dedik.

 Neler yapabiliriz

1. Bu yıl ve Allah ömür verirse önümüzdeki yılları planlı bir değişime paralel olarak yaşayalım. Mesela, aile hayatımızda neleri daha iyiye götürmek istediğimizi belirleyelim. İş hayatımızı ve zamanımızı iyi planlayıp yönetelim. Her şey mâli durumumuz ve çevremizle denk ve uyumlu olmalı. Her hafta sonu minik muhasebeler yapalım. Bu arada ihmal etmeden bir sonraki haftayı da planlayalım. Bilahare bunu aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık dilimler hâlinde geliştirelim.

2. Bakara Sûresi nin o meşhur bir sayfalık Alışveriş yaptığınızda üşenmeyip yazınız! âyetinde (Kur an, 2/282) emredildiği üzere, her şeyi bir deftere, dosyaya, bilgisayara veya değişik ve ilgili kayıtlara yazınız. Daha geniş bilgi edinmek istiyorsanız, Millî Gazete arşivindeki "Muhasebeli Fıkıh zamanıdır" (8.6.2006) başlıklı makaleme bakabilirsiniz. Bu arada bütün zaruri ihtiyaçlarınızın en başına bilgisayar sahibi olmayı alın, çünkü bütün detayları ve versiyonları ile hayatınızdaki her şeyi ancak bilgisayar sayesinde yazabilirsiniz.

3. Üçüncü olarak, ev kadını veya iş adamı olmak üzere her ne iseniz, iş hayatınızı bu genel planlama ve her şeyi yazma prensiplerimize dahil edelim. Her şeyi kendimizi geliştirmek, çalışma hayatımızda daha başarılı, daha faydalı ve verimli olmak için yapalım. Kendimize hayatımız boyunca -beşikten mezara kadar- hep gerekli olacak birikimleri bir an önce elde etmeye bakalım ve kesinlikle bugünün işini yarına bırakmayalım.

4. Son olarak, sürekli ve hiç ihmal etmeden yaşadığımız toplumun her kademesine katılıp katkıda bulunalım. Kamu ve sivil toplum kuruluşlarımızın kalitesi arttıkça, buna paralel olarak bizim "fert" ve "aile" olarak onlardan alacağımız hizmetlerin kalitesi de artacaktır. Dolayısıyla, ister sosyal sorumluluk deyin, ister topluma katkı deyin, yaşadığımız toplumun her kesimine mutlaka katılıp katkı yapalım.