Bismillâhirrahmânirrahîm!
DÜNYANIN en sömürgeci ülkesi İngiltere’dir. Büyük Britanya İmparatorluğu döneminde İngiltere, ülkesini “Güneş batmayan imparatorluk” olarak tanıtırdı. Bir profesör hocamız, birlikte eğitim aldıkları İngiliz bir arkadaşının şu sözünü nakletti: “İngiltere bugün de güneş batmayan imparatorluk idealini sürdürmektedir.” İngiltere’de müstakil olarak “Sömürgeler Bakanlığı” bulunması, sömürge zihniyetinin kesintisiz sürdüğünü gösterir.
Sömürgeci İngiltere, Siyonistlerle bir olarak Osmanlı’yı yıkmaya, İslâm’ı yok etmeye girişti. Siyonistler 1897’de Basel’de yaptıkları kongrede Abdülhamit’i tahttan indirme, Osmanlı’yı yıkma kararı aldılar. 1. Dünya Savaşı’nın bu olaydan kısa süre sonra başlaması, savaşı hazırlayan sebeplerin bu ikili tarafından tezgâhlandığını gösteriyor. İngiltere ve Siyonizm’in ortak hedeflerinin olması bu görüşü kuvvetlendiriyor.
Uzun savaş yıllarından gelen Osmanlı, 1. Dünya Savaşı’na girmemekte kararlıydı. Görüntüde savaş İngiltere ve Almanya arasında geçiyordu. İngiltere, Rusya’ya yardım etmek bahanesi ile Osmanlı sınırlarını ihlâl etti. Almanya, iki gemisine Osmanlı bayrağı çekerek Rus kıyılarına saldırdı. Topraklarını savunmak zorunda kalan Osmanlı, Almanya’nın yanında savaşa girdi. Savaş sürerken dünyadaki Haçlı orduları Osmanlı’ya karşı birleşti.
Savaşların en kanlı bölümü Gelibolu Yarımadası’nda geçti. Haçlıların silâh, teknoloji ve lojistik gücü çok yüksekti. Osmanlı hem uzun savaş yılları yaşadı; hem de yeni bir savaşa hazırlıksızdı. Ancak, Mehmetçiğin iman ve azmi yüksekti. Şehadet özlemiyle “Bir gül bahçesine girercesine” düşmanın silâhlarına karşı vücudunu siper etti.
SINIRSIZ FEDAKÂRLIK
ÇANAKKALE’DE, Gelibolu Yarımadası’nın her metre karesine 6 bin mermi atıldı. Mehmetçik geri dönmeyi düşünmeyen bir kan fedakârlığı ile vatanını savundu. Haçlılar kazanacaklarına inanmıştı. O kadar ki, yakınlarına yazdıkları mektuplarda birbiriyle İstanbul’da randevulaştılar. Askerimizin iman ve azmi bütün planları alt üst etti. Çanakkale’nin geçilemeyeceğini dünyaya ilân etti. 253 bin şehit vermek pahasına topraklarını savundu. Kendini dünyaya hayran bıraktı.
Çanakkale harikası, Haçlıların kibir ve gururunu kırdı. Özellikle İngiltere, ellerindeki teknolojiye rağmen hezimete uğramayı hazmedemedi. “Biz yenilmedik, geri çekildik” imajı oluşturmak için 120 bin kişilik ordusunu Irak Cephesi’ne sürdü. Osmanlı, 10 bin kişilik ordusunu İngiltere tehlikesine karşı Irak Cephesi’nde konuşlandırmıştı. Burayı Nurettin Paşa komuta ediyordu.
İngilizler Bağdat’ın 160 km. güneyindeki Kût-ul Amare kasabasını ele geçirdiler. Nurettin Paşa Bağdat’a 30 km. mesafedeki Selman-ı Pak bölgesinde savunma hattı oluşturdu. Osmanlı’dan takviye güçler istedi. Bu bekleyiş Osmanlı ordusunun kayıplar vermesine yol açtı. Enver Paşa’nın emriyle Irak Cephesi’nin komutanlığı Halil Paşa’ya verildi.
Halil Paşa Kût-ul Amare’yi kuşattı. İngiltere’ye dışarıdan gelebilecek yolları kapattı. İngiliz ordusu bölgeyi tanımıyordu. Bölgenin arazi yapısı onların hareket alanlarını daralttı. Sazlık ve bataklıklarla kaplı yapı, düzensiz taşkınlar İngilizleri yıldırdı. Tifüs gibi bulaşıcı hastalıklar yayıldı. Askeri bulaşıcı hastalıktan kırılmaya başladı. Çaresizlik içinde zaferden ümidini kesen İngilizler geri dönme yolları aramaya giriştiler.
OSMANLI’NIN SON ZAFERİ
KÛT-UL Amare’de sıkışan İngiliz ordusu için General Tawhend, gönderdiği bir mektupla, İngilizlerin silâhlarını bırakıp serbest bırakılmaları karşılığında 1 milyon sterlin teklif etti. Mücahit Halil Paşa, satılık bir komutan olmadığını göstermek için teklifi “şiddetle” reddetti. İngiliz casusu Lawrence’in arabuluculuk girişimleri de sonuç vermedi. İngiliz ordusu teslim olmak zorunda kaldı.
Kût-ul Amare’de Osmanlı’nın 350 subayı ve 10 bin askeri şehit oldu. İngiliz ordusundan 13 general, 481 subay, 13.300 er Osmanlı’ya teslim oldu. Toplam 30 bin zayiat vererek geri döndüler. Kût-ul Amare, Osmanlı’nın dünya sahnesinden çekilirken kazandığı son zafer oldu. (29 Nisan 1916)
Sömürgeciler de yenilir. Zalimler korkaktır. Sömürgeci Haçlılar, sanayi devrimi yapıp en geniş silâh imkânlarına sahip oldukları Çanakkale Savaşları’nda da hezimete uğradılar. Osmanlı, savaş yorgunu olup maddî imkânsızlıklar içindeyken bile Haçlıları dize getirdi. Maneviyat, maddeye üstün geldi. Türkiye manevi zenginliğini korumalıdır.
İngiltere, yenilgi sonrası da ifsadını sürdürdü. Kût-ul Amare yenilgisinden 17 gün sonra Fransa ile anlaşıp Osmanlı’yı yıkarak, İslâm’ı yok etmeyi amaçlayan Sykes-Picot Antlaşması’nı yaptı. 2 Kasım 1917’de Siyonistleri Filistin bölgesine yerleştirmek için Balfour Deklarasyonu’nu yayınladı.
Sömürgeci İngiltere, 11 Aralık 1917’de General Allenby öncülüğünde Kudüs’ü işgal etti. Siyonistleri Filistin bölgesinde toplamaya girişti. 1948’de Filistin’in işgalini İsrail’e bıraktı. Bundan sonra yaşanan işgal, katliam ve soykırımın hazırlayıcısı oldu.