Arap Dünyası için sık sık dile getirilen  bir söz vardır: "Araplar ittifak etmemek üzerine ittifak etmişlerdir"..Bu söz ne derece doğrudur bilemiyorum ama İslam ülkelerini birbirine düşürmek, muhtemel bir birlikteliğin ortaya çıkartacağı gücü engellemek için de  uydurulmuş olabilir. .Söz gelimi bir iş içinden çıkılmaz hale gelmişse, "Arap saçına döndü" denir.. Bazen de işi daha ileriye götürerek, "Ne Şamın şekeri ne Arapın yüzü" gibi anlamını derinlemesine düşünmediğimiz, komşularımızla aramızda dostluğu ve sevgiyi değil, düşmanlık ve kırgınlıkları körükleyici  dilimize girmiş benzer sözleri  bizde zaman zaman gelişi güzel kullanırız. Arap dünyasında da bizlerle ilgili benzer sözler dilden dile dolaşır..Bilmeden islam ülkelerinin birliğini engellemekte çıkarı olan başta siyonistler olmak üzere islam düşmanlarına hizmet etmiş oluruz.

*

Bu girişten sonra "Solda birlik ve tam bağımsızlık" başlığı üzerinde durmak istiyorum.

Son zamanlarda soldaki dağınıklığa önleyebilmek için bir takım çağrılar gündeme gelmeye başladı.. Aslında bu solda birlik çağrıları ve istekleri yeni değil.. Ne var ki, ne zaman solda birlik gündeme gelmiş ise ardından yeni ayrışmalar yaşanmıştır. Bir bakıma solda birlik diye diye sol yamalı bohçaya dönmüştür. Bu yeni solda birlik çağrıları yeni bir bölünmeye yol açar mı bilemeyiz ama, bize göre solun derdi bölünmüşlük değil, toplumun değerlerine karşı çıkmak, hatta toplumun değerleri ile savaş halinde olmaktır. Sol partiler ve sol düşünceyi benimsemiş olanlar kendi kendilerini yeniden gözden geçirip, toplumla savaşarak bir yere gelemeyeceklerini anlamak durumundadırlar.. Özellikle toplumun inanç değerlerini her fırsatta eleştiren, inançlı insanları aşağılamayı ilericilik ve aydınlık sananların birleşmeleri ya da birleşmemeleri fazlaca bir anlam ifade etmez . Eğer, toplumun kendilerine göstereceği ilgi ve güven ile iktidar olacaklarsa sol partiler için bu ihtimal çok uzaktır. Hele hele kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanları karşı cephe olarak görüp algılamak, bununda ötesinde düşman cephe olarak görmeleri sürdüğü müddetce sol birleşse ne olur  birleşmese ne olur

Her ne ise.. Tabii ki, birleşip birleşmemek kendilerine solcu diyen ve siyasetle uğraşanların bileceği iştir.. Ancak, olayın bir başka boyutu da siyasi partiler milletten alacakları yetkiye göre iktidar olmak,iktidar olacak çoğunluğu sağlayamazlarsa muhalefet olarak uyarı ve eleştiri görevlerini yapmaktır. Bunun da ötesinde alternatif program ve çözüm teklifleri ortaya koyarak ülke yönetimi kötüleşmeye başladığında millet ümitsizliğe düşmekten alternatif program ve önerileri ile kurtarmaktır. Yani sorun solda dağınıklıktan ziyade çözüm üretememektir.

Bülent Ecevitin solu birleştirmek üzere adres olarak gösterdiği Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen bir gazeteye yaptığı açıklamada şöyle bir değerlendirme yapıyor:

"ABDnin Iraka Türkiyeden girmesi için sözler verildi. Bence ABDye verilen sözlere dayanarak bugünkü iktidar oluşturuldu."

Büyükerşene göre demek ki, Türkiyenin iç politikasındaki şekillenmeyi ABD sağlıyor.. Bu sözlerin başka bir anlamı olabilir mi Bu ise, ülkemizin kamil manada bağımsız olmadığını, olamadığını göstermez mi Yani Türkiyenin öncelikli olarak bir tam bağımsızlık sorunu var demektir.

Olayı sadece bugünkü  iktidarın şekillenmesini ABDye yüklemekle izah etmek hem doğru olmaz hem de haksızlık olur.. Sağı ile solu ile Milli Görüş partileri hariç tüm partilerin gözü kulağı sürekli olarak ABDde ve oradan gelecek haberlerde değil mi Bu bakımdan çizgisi ne olursa olsun tüm partilerin ülkeyi tam bağımsız kılacak projeler üzerinde mutabakat sağlaması gerekir. Bir ülke tam bağımsız olamamış ise o ülkede başka şeylerin tartışılıyor olması hedef saptırmaktan öte bir anlam ifade etmez. Hele hele bir takım hayali iç düşmanlar oluşturarak  bu hayali düşmanla savaşa kalkışmak sadece dış düşmanların işini kolaylaştırır.