Kalp kırmak: En iyi bildiğimiz.

Dost kalmak: En zor başardığımız.

Yalnızlık: Lafını ettiğimiz.

Yanlışlık: Bile bile yaptığımız.

Hadsizlik: Altından geçtiğimiz.

Kiracılık: Dünyadaki halimiz.

Şairlik: Belanın başı.

İşsizlik: İş bittikten sonra herkesin doğal hali.

ELEŞTİRİ ÜZERİNE

İnsan yeter ki kafaya koysun, en güzel ve pürüzsüz şeylerin içerisinde bile eleştirecek şey bulur. Eleştirmen ayıp bulmak için yola koyulmaz. Yolda iken karşılaşır kusurlu olanla. Onu anlamaya çalışır. Şayet anlaşılacak bir tarafı yoksa onu kendi haline bırakır. Kusurlu olan kusuru ile yaşayabildiği kadar yaşar. Kişi kusurunun farkında değilse ondaki kusuru kusursuz biçimde haber vermek gerek. Bunun yolu da pozitif hoşnutsuzluktan geçer. Yani eleştiriye değer bulduğunuz şey sizin sayenizde irtifa kazanmalıdır. Eleştiri düzgün bakış normlarına sahip olmayı gerektirir. Kötünün içinde güzel aramak olmadığı gibi güzelin içinde kötü bulma gayreti de değildir. Aksine, aksak ve kusurlu olanı iyi ve güzel olanla tanıştırmak, fakat bunu tenkit inceliği içerisinde gerçekleştirmektir.

TAKSİM’E CAMİ

Neredeyse bir asrı aşkın Taksim’e cami yapılsın-yapılmasın ile vakit geçirmişiz. Neler girmemiş ki bu tartışmanın içine. Gericilik, ilericilik, çağdaşlık, çağ dışılık, laiklik, modernlik, şimdi sırası mı gibi itirazlar ve daha neler neler. Bir de, “Efendim cami varken camiye ne gerek var?” diyenlerin çıkışı var ki ezberden öteye gitmiyor. Oysa camiler bağımsızlığımızın simgesidir aynı zamanda. Zarifoğlu’nun dizesinde söylediği gibi: “O sabah ezan sesi gelmedi minarelerden / Korktum bütün insanlık adına.” Ezan sesinin kısıldığı ve kesildiği yerde zemin kayıyor demektir. Mabetler herkesindir. Herkes bu mekânlardan nasibine düşeni alır. Buluşturup kaynaştırır ve birleştirir. İsmi ile müsemmadır. Emek verenlerden, inşasına katkı sağlayanlardan Allah razı olsun. Camilerimizin kuşatıcılığa ihtiyacı var. Aslında bu bizim ihtiyacımız. Çocuklar, kadınlar, gençler, yaşlılar, evliler, evsizler herkes burada bir araya gelebiliyorsa amaç hâsıl olmuş demektir.

8. KEZ İSTANBULENSİS

Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali 8. kez gerçekleştirildi. Geçen seneyi saymazsak İstanbulensis Şiir Festivali kalite ve görkeminden hiç taviz vermeden büyük bir coşku ile bugünlere geldi. Geçen yıl pandemi sebebiyle aksayan festivalin ev sahipliğini Sultanbeyli Belediyesi yapıyor. Bu sene festivalin teması Yunus Emre etrafında söyleşi ve konferanslara da yer verildi. Online olarak gerçekleştirilen festivale teveccühün bir hayli fazla olduğunu görmek kimseyi şaşırtmadı, çünkü Sultanbeyli Belediyesi bu konuda oldukça tecrübeli. Festivalin her kesitinde bu kendini hissettiriyor. Yurt dışından 10, yurt içinden 10 şairin katıldığı şiir festivalinde, yazarlar ve akademisyenler de Yunus Emre üzerine söyleşilerde yer aldılar. Sokakla aramızın açıldığı pandemi günlerinde şiirin toparlayıcı, bir araya getirici misyonunu bir kez daha görmüş olduk. Ünlü müzisyen ve piyanist Yücel Arzen’in şairlerin şiirlerinden bestelediği şarkılardan oluşan nefis konserini de anmadan geçmeyelim. Festivalin mimarları Sultanbeyli Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Keskin Bey’i ve Kültür Müdürü Sayın Mehmet Mazak Bey’i tebrik ediyor, şiir coşku ve heyecanının kesintisiz sürmesini diliyorum.