Televizyon reytinglerinde öne çıkanlar, en fazla kan akıtanlar, kinli göze en fazla sahip olanlar, intikam peşinde olanlar, hüzün saçanlar, gözyaşı döktürenler, ihanet edenler, numara çekenler, dalavere peşinde olanlar, arka sokaklarda vuruşanlar...

Bu durum, hayra alamet değildir.

Seçimin birinde küçük bir şehirde başkan olan yeniden başkan olabilmek için meydan konuşmasında kürsüye iki kavanozla gelir.

Kavanozun biri bomboştur.

Öbür kavanozun içi parayla doludur ama dolmasına az bir boşluk kalmıştır.

Halk, hayretle başkanın kavanozlarına bakmaktadır.

Herhalde dolmaya az kalan kavanozdaki paraları dağıtacağını zannetmektedirler.

Başkan konuşmasını tamamlarken, “Bakın, şu dolmasına az kalan kavanoz benim kavanozumdur. Şu boş kavanoz ise rakip adayın kavanozudur. Benimkinin dolmasına az kalmıştır. Bana verirseniz sizden çok az para çalacağım. Öbür adaya verirseniz onunki boş olduğundan daha fazla soyulacaksınız” demiş.

Kazanmış mı kazanmamış mı

Bana ne, sana ne.

İster o kazansın ister bu kazansın.

Siz, kendinize bakınız.

Bir, kavanoz dolduran olmayın.

İki, kavanoz doldurmak için solcu modasına takılmayın, takva elbisesiyle soyguna gitmeyin, muhafazakâr ayaklarıyla malı götürmeyin.

Üç, kendiniz haramlardan ve yalanlardan uzak kaldığınız gibi haramlara ve yalanlara kapı açanlardan uzak durmayınız ve onların da yaptıkları kötülüklerden uzaklaşması için yardım ediniz.

Kendisi temiz olmayan başkasını temizleyemez.

Pisliği sidikle temizleyemezsiniz.

Bütün pislikleri tertemiz olan su temizler.

Rabbimiz buyurur: “Ey iman edenler, size gereken kendinizi (ve toplumunuzu) düzeltmektir. Siz doğru yolda olduğunuz zaman sapıtanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir” (Maide Suresi, ayet: 105).

Bu ayeti yanlış anlayıp Hıristiyan rahipleri gibi manastıra çekilme fikrine sahip olanlar konuşulmaya başlayınca Hz. Ebu Bekir (R.A.) şöyle açıklamış: “Bu ayeti okuyorsunuz fakat manasını yanlış anlıyorsunuz” demiş. “Ben bir gün Peygamber Efendimizin (S.A.V.) yanında idim. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: İnsanlar kötülüğü görür ve o insanları o kötülükten alıkoymuyorsa, çok yakında Allah azabını onlara genelleştirir, umumileştirir” diyordu ( Müsnedi Ahmed, Tirmizi, Sünen, Fiten, 8).

Bulaşıcı hastalık şehrinize gelmişse, kapıları kapatıp evde oturmak çare değil.

Şehre gelmeden karantinaya almak, gelmesini engellemek gerekir.