Ramazana sayılı günler kaldı.
İçe dönüş fırsatı yakalayacağımız bu müstesna ayda keşke muhasebemizi de hakkıyla yapabilsek. Muhasebe ne zaman yapılır?
Tabi ki kişi kendisinden uzaklaştığı zaman hesabı karmaşıklaştığı gibi muhasebesi de içinden çıkılmaz olur.
Gerçek oruç lezzetini tadabilmesi için her türlü eşya ve insan kalabalığından uzak durmalı insan. Susalım ve sustuğumuz yerden açtığımız yolla kendimize ve de mazimize uzanalım.
Hiçbir şeyi hatırlamaya değer bulmuyorsak bir önceki senenin Ramazan ayını hatırlayalım.
Acıkmakla doymak, susamakla kanmak arasında geçirdiğimiz otuz günü sayfa sayfa geriye dönüşler yaparak okuyalım. Ramazan biraz da geride değil midir zaten.
Ta çocukluğuna dek uzanan oruçları, sahurları, imsakları ve iftarları hatırlamıyorsa insan tuttuğu orucu ân içinde hatırlasa ne olur? Uzun süredir Ramazan gürültüsünden dem vuruyor daha çok festivali andıran Ramazan gecelerinden hoşnutsuzluğumuzu dile getiriyoruz. Bunun sebebi açık: İftarda yiyip içtiklerimizin tadını alıyoruz, fakat orucun o kendine has manevi lezzetini bir türlü tadamıyoruz.
Tüm benliğimizle oruç tutmadığımızdan olsa gerektir doyumdan ziyade açlıklarımız artıyor.
Peki, nasıl bir yol takip edelim ki oruç bize unuttuklarımızı hatırlatsın ve bizi gerçek açlık ve hakiki doygunluğa ulaştırsın. Tane tane sıralayalım o halde:
Bir; Yemek yemeden önceki halimizle yemek yiyip artık yiyemez hale geldiğimiz halimizi mukayese edip, muhasebeleştirelim.
İki; Televizyonlarda hâli ile değil de kâli ile konuşup mangalda kül bırakmayan lafazan hocaları izlemeyelim. Onun yerine Kur’an okuyalım, çocuklarımızla ilgilenelim veya yıldızları seyredelim.
Üç; Ramazanı tartışmalarla değil sükûnetle geçirmek istiyorsak iç gündemimize tabi olalım, ölümü düşünelim, faniliği, başka insanlara karşı mesuliyetimizi hatırlamaya çalışalım.
Dört; Oruç tutan insanlarla tutmayanların durmadan mukayesesini yapmak yerine orucun terbiye ettiği irademiz ve şahsiyetimizle yaşadığımız topluma merhamet, müsamaha ve bereket getirelim.
Beş; Toplu iftarlardan ziyade ailemizle, komşularımız ve akrabalarımızla iftarları çoğaltalım.
Altı; Dilimize de oruç tutturalım, dilin afetlerinden hem kendimizi hem başkalarını koruyalım.
Yedi; Küsleri barıştıralım, yoksulların ihtiyaçlarını giderelim, lokmalarımızı fakir fukara, garip guraba ile paylaşalım.
Sekiz; Bol bol kitap okuyalım, bilgisizliğin ve amaçsız bilginin başımıza neler açtığını düşünelim.
Dokuz; Siyasiler ve devleti yönetenler Ramazan ayının arınma ayı olduğunu bilerek üsluplarını ayarlamalıdırlar. Ramazan söyleyeceklerini sessizlik içerisinde söyler.
On; Elektronik aygıtları ve haberleşme cihazlarını mecbur kalmadıkça kullanmamalı, alışkanlıklarımızdan ve bağımlılıktan bizi kurtaracak olanın oruç olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.