Bismillâhirrahmânirrahîm;

     SİYASETTEKİ hareketlilik dikkatinizi çekiyor mu? Genel seçimlere 1.5 seneden fazla süre olmasına rağmen seçim atmosferini yaşar gibiyiz. TBMM, dün 27. Dönem, 4. Yasama Yılı’na girdi. Meclis’in açılması siyasi tansiyonun daha da yükseleceğini gösteriyor. Salgın; geride bıraktığımız orman yangınları, sel felâketleri; ekonomik ve sosyal olayların ortaya çıkardığı gerilim ve sıkıntı ortamı, halk ve yöneticilerin daha da “sorumlu” davranmasını zorunlu kılıyor.

     Her dönemde, devlet yönetiminin olmazsa olmaz şartı “adalet”tir. Adalet toplumu rahatlatır. Güven duygusunu artırır. İnsanları birbirine yaklaştırır. AKP Genel Başkanı, Mersin’deki bir açılışta, “Bizim hizmet anlayışımızda partizanlık, ötekileştirmek, şehirleri oy rengine göre tasnif etmek yoktur. Millete hizmetkâr olmaya geldik” (17.09.2021) demişti.

     Yeni yasama döneminde ilk görüşülecek konular içinde “seçim sistemi”; “siyasi partiler yasası” var. Düzenlemeler, güçlü olanın çıkarına göre değil; milletin ihtiyacına yönelik olarak yapılmalıdır. AKP ve MHP seçim sistemi ile bazı konularda anlaştı. AKP kurulurken, “Bizim iktidarımızda hiçbir milletvekili parmak kaldırma makinesine dönüşmeyecek” demişlerdi. Şimdi göreceğiz, partilerinin çıkarlarını mı dikkate alacaklar; yoksa Türkiye’nin ihtiyacını mı?

     Anayasa, cumhurbaşkanına olağanüstü dönemlerde KHK çıkarma yetkisi veriyor. Fakat bu her dönemde geçerliymiş gibi uygulanmaya başladı. TBMM by pass edildi. Yeni yasama döneminde milletin temsilcisi TBMM’nin gücünü görmek istiyoruz. KHK’lar milletvekillerinin parmak kaldırıp indirmesini bile ellerinden alıyor.

SORGULAMA ZAMANI

     YENİ dönemde, “seçim sistemi”, “siyasi partiler yasası” ilk görüşülecekler arasında. Geçmişte iktidarlar bu yasaları, o günkü konumlarına, çıkarlarına göre düzenlediler. Geleceğin bağımsız araştırmacıları; Anayasa, “Temsilde adalet, yönetimde istikrar” prensibini getirmesine rağmen, 30 gazete, 30 TV kanalının tek taraflı kullanıldığını; vatandaşın vergisiyle oluşan devlet imkânlarının (TV’ler dâhil) yüzde 95’inin tek partiye çalıştığını hayretler içinde görecekler!

     Alın, 2017 Referandumu’nu! Sözde Başkanlık Sistemi oylandı. Saadet Partisi dışında Başkanlık Sistemi’nin ne getirip ne götüreceğini konuşan olmadı. Referandum kampanyalarına bakın! “Erdoğan mı, Kılıçdaroğlu mu olsun?” tartışmalarından başka bir şey göremezsiniz. Halka öyle vaatler yaptılar ki: “Başkanlık Sistemi’nin kabulünün hemen ertesi günü Türkiye şahlanacak, uçacak, işler hızlanacak. Yeter ki, bize oy verin!”

     Sonuç daha kötü oldu. Türkiye “tek adam” yönetimine dönüştü. “Tek adam”ın görüşü alınmadan bir şey yapılamaz hale geldi. Planlama, vizyon, disiplin eksikliği var. Türkiye felâkete sürüklenir durumda. “Düşüyor” olan uçak; halka “uçuyor” olarak gösterildi. Saadet Partisi’nin referandumla ilgili bütün endişeleri gerçek oldu.

     Şimdi yaşananları “sorgulama zamanı”! Devlet erkânı arasında bile, “aklını kiraya verenler” deyimi konuşuluyor. Halkın olup bitenin farkında olması, düşünmesi, araştırması, olayları sorgulaması gerekiyor. “Aldandık, arkadan vurulduk, sinsi oyuna geldik” benzeri sözleri duymaktan bıkıp usandık. Bu sarmaldan kurtulmak için halkın “uyanık, ferasetli, basiretli” olması gerekiyor.

 ADALET ÖNCELİĞİ

     BUGÜN Türkiye’nin en büyük ihtiyacı “adalet”tir. Adalette başarılı değilseniz, her alanda dökülürsünüz! Adalet eksikliğine bakın ki, “adil yargı”; “adil yargılama”; “adil hâkimler” gibi sözler çok kullanılır oldu. Hukuk (adalet), bu kavramların hepsini karşılar. Adalet eksikliği, halka bu sözleri söyletiyor.

     Adalet; parti, saray adı oluyor; hatta BM toplantılarına Daha Adil Bir Dünya Mümkün kitapları götürüyoruz. Adalet böyle mi sağlanır? Seçimlerde, siyasi partilerin TBMM’de adil temsili ile ilgili bir düzenleme yapılacak mı? Seçim sistemi sirk aynası gibi! Seçimlerde devletin imkânları, TV’leri bütün siyasi partilerce “adil” kullanılacak mı? “Bir kişiye tam dokuz; dokuz kişiye bir pul” anlayışı mı sürecek?

     Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin İstanbul’daki toplantısında, “Adalet konuşulacak değil; tatbik edilecek bir iştir. Kitap yazarak adaleti sağlayamazsınız” diyerek şunları anlattı:

     “Adalet üstün tutulmadan barış, fikir hürriyeti olmaz. Sadece bize değil, dünyaya adalet öneriyorlar. Sen önce adaleti ülkende uygula da görelim! Adaleti çiğneyeni terfi ettiriyorlar, arkasından diyorlar ki: Bizim memlekette adalet zirvede.” (26.09.2021)

     Lükse, israfa dalmak adalet değil. Saray yaparak kalkınacağını düşünmek de. Yetmiyor, bunu KKTC’ye de öneriyorlar! Sayıştay raporları ürpertici! Saray’ın bir günlük harcaması 7.9 milyon lira. Ekonomist Alâattin Aktaş, “Başkanlık Sistemi’nin borcu, önceki 95 yılı geçti” (Dünya, 10.08.2021) diyor. Bu borçları vatandaş ödeyecek. Uyanalım, şuurlanalım, yeni aldatılmalara fırsat vermeyelim.