Düşünce, duygu ve hayallerin sözlü veya yazılı olarak güzel
ve tesirli biçimde anlatılması sanatına edebiyat deniyor. Edebiyatın da türleri
var malumunuz olduğu üzere. Yukarıdaki tanım edebiyatın türlerini kapsar.
Edebiyatla iştigal edenler istedikleri edebi türler yoluyla
fikirlerini ifşa ederler. Fakat bazı cümleler vardır ki yukarıdaki tanımı kısa
bir metin veya mısra ile de hedefine vardırır. Resim sanatına göre
karikatürdeki kısa, yerinde oturgan çizgiler bir ustalığı gösterdiği kadar az
çizgiyle çok mana ifade eder. Mısralarla karikatür arasında bir bakıma hedefine
ulaşmada bir benzeşmeden söz edilebilir. Fakat biri çizgi diğeri de kelimelerle
okuyucuyla veya izleyici ile buluşurlar. Bu benzerlik bir yana şiirde özellikle
serbest yazılmış şiirde öyle fikirlere varıyorsunuz kısa bir mısra bile adeta
sizin gözlerinizin önüne dünyayı getiriyor.
Mehmet Solak “Benden Sonraya” (Hece Dergisi sayı, 192)
isimli şiiri de bizlere böyle bir düşünceye adeta teksif ediyor.
Şair ilk mısrasında:
“önce ne vardı” diyor. Önce ne vardı; bu kelimenin ihtiva
ettiği alan o kadar geniş ki mısraın devamını okumadan eğer düşüncelere
dalarsanız sizi oldukça meşgul edebilecektir. Mısraın devamı ikinci bir soruya
yol açmaktadır:
“söz mü karanlık mı” Ve devam ediyor soru:
“sessizlik mi yoksa şimdi mi”
Hemen belirtelim ki Mehmet Solak’ın şiirinde ikinci Yeni’nin
etkisi seziliyor. İkinci Yeni ile ilişkisi olsa da olmasa da… Yukarıda
örneklerini verdiğimiz metinin yazılışında da bunu görmek mümkündür. Burada
belirtmek istediğimiz özellikle de şiirin diğer edebi türlere göre daha
kestirme, daha öz bir anlatımla okuyucuyla buluşmasıdır. Bütün edebi türlerin
bir önemi, bir duruşu ve etkisi mutlak vardır fakat şiirin ki bir başka! Zira
şiir de bir mısra sanki bir insan, sanki bir kâinat, sanki bir dünya, sanki/say
ki bir âlem!
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i istisna tutalım; kitaplar
belki dünyayı değiştirmeye gücü yetmez ama yerine göre insanları
değiştirebilir. Bu da edebiyatın etkisiyle olur. Maksat insanın değişmesine yol
açan başka saiklerin varlığını ifşa etmek değildir. Zira insanın ne ile, ne
zaman, kim tarafından, nasıl ve niçin değişebileceğini, değiştirileceğini
kestirmek yerine göre mümkün olmasa da insan haliyle değişiyor. Değişim de
etkileşimle başlıyor
Bir roman, hikâye, şiir, resim, müzik vs… insanı değiştirebilir mi
Bu soruya verilecek en makul cevap şu olacaktır:
Değiştirmese de etkiler. Etkiler de zamanla değişime
dönüşüme neden olabilir. Yani dolaylı bir değişimden söz etmek mümkündür.
Orhan Pamuk, Yeni Hayat (roman) isimli kitabının ilk
cümlesinde der ki “Bir kitap okudum, hayatım değişti” Yazar belki de insanların
okuyarak aydınlanmasını ve değişmesini istemiş olmalıdır.
Şiirin etkisi diğer edebi türlere göre duygu ve fikren kısa
ve keskinliğindedir. Bir mısraya vurulursunuz. Ve o şiirin ektisi altında
kalırsınız. Dolayısıyla da bazı şiirler kolay kolay unutulmaz. Vekâleten de
olsa kaymakamlık yaptığı Ege bölgesinde bulunan Eşme ilçesi hakkındaki mısra
Şair Eşref’deki gibi gerçeklikle beraber mizahi yön açığa çıkar:
“Kaza ile kaza oldu
Eşme kazası
Koyun gütmekten gelir encümen azası.”
Bu ve benzeri beyitler yerine göre nükte yerine göre fıkra
kabilince dillerde pelesenk haline gelebilir.
Kimi mısralar da atasözü gibi özlü birer veciz söz oluverir.
İslam Şairi Mehmet Akif’in beyitinde olduğu gibi:
Sözüm odun gibi olsun; hakikat olsun tek”
Şair herkes gibi konuşmayan kişidir gibi bir düşünce vardır.
Bu sözün gerçekçiliği; şairlerin insanlara kendilerini ve dünyayı keşfetmeyi
öğretirler. Kelimelerle oynarlar, dilin ifade imkânlarını zorlarlar yeni kelime
ve kavramları denerler, birçok kişinin düşünmediğini, belki de düşünmek
istediği fikirleri ifade gücünü zenginleştirerek sunarlar. Bazılarının da
belirttiği gibi şiir, şairlere yüklenmiş Allah vergisi bir yetenektir. Bu
yeteneğin önceliği ve önemi bu sanatın nasıl kullanılacağıdır. Şiirin özgün
oluşu dikkati çekecektir, farklılığı görülecektir. Arayış ve yeniliklerle ve
temellendirilecek bütün yenilikler ve atılımların edebi bir estetik zemine
oturması okuyanda yeni duygular, fikirler vermesi ve heyecanı ortaya çıkarması
o şiiri de şairi de kalıcı yapacaktır. Şiiriyle etkili olan şairler daima
yenilenmiş; kelime dağarcığını zenginleştirmesi ve kitlelerde derin tesirler uyandırması
sebebiyle hedefine ulaşmakla kalmamış ve bazı değişimleri de tetiklemişlerdir.
Dillerden düşmeyen nice şiirler vardır ki topluma yol
gösterici olmuşlardır. Şiirin tamamı olmasa da bir kısmı daima ezberden okunmuş
ve hafızalarda yer etmiştir. İnsanların fikirlerine güç katmış ve tutumlarının
gerçekleşmesinde etkili olmuşlardır.