TEOG ’un kalkmasına sevinmek istiyorum. Kimse yerine bir şeyler koymaya kalkmasın. Bu benim açık uçlu sevdalarımdan biridir. Nazım gibi haykırmak istiyorum: ‘Çocuklara kıymayın efendiler!’ Çocukların çocuklukları öldürülmesin; hem şeker de yiyebilsinler. Sadece şeker yemek mi? Uçurtma uçursunlar, çember çevirebilsinler.

Bakanlık açıkladı: TEOG’un yerine sadece ‘nitelikli liseler’ olarak adlandırılan Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri ve Proje Liseleri için dileyen sınava girebilecek. Bu sınavları soruları tek merkezden gelecek ve de açık uçlu olacak. Eyvallah, ne diyelim, hayırlı olsun.

Ömrü bu test sistemiyle mücadele içinde geçmiş birisi olarak geç de olsa geri adım atılmasını sevindirici ve olumlu buluyorum. Fakat sevincimi kendi ellerimle kundaklamak pahasına yetkili zevata birkaç sorum olacak:

Soru bir; Öğrencilerin kahir ekseriyetinin sınava girmeyeceğini mi sanıyorsunuz? Eğer öyle sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Bu millette sınav bağımlılık yaptı bir kere. Kolay kolay kapısının önündeki ya da mahallesindeki okula çocuğunu göndermez, ne yapar yapar sınava sokar. Özellikle anneler düne göre bugün daha hırslı ve daha rekabetçi. Aslında ebeveyn çocuğunu sınava sokar gibi görünse de kendisi sınava giriyor. Kendini evladında gerçekleştirmek isteyen o kadar çok aile var ki. Onların hızına yetişene aşk olsun. Bu bakımdan çok az sayıda aile evine yakın olan okula boyun eğip razı olur.

Soru iki; Sınava girmeyen öğrencilerin eve yakın beş okul (lise) tercih hakları olacakmış. Her semtte beş okul bulunma imkânı var mıdır? Olsa bile emin olun bu beş okul arasında da rekabet başlayacaktır. Her semtte bir ya da birden fazla yer alan okul sadece İmam Hatip Liseleridir. İster istemez okul tercihinde zorlanan aileler çocuklarını mecburiyet icabı İmam Hatiplere vermek zorunda kalacaklar. Sonuç mu? Gönülsüz İmam Hatip okumuş nevzuhur bir gençlik kitlesiyle muhatap olacağız.

Soru üç; Söz konusu yeni uygulamalar düne ait uygulamaların hemen hemen aynısı. Bir tür geriye dönüş var. Dün iyi idiyse neden değiştirildi? Pekâlâ, dünde kalınabilirdi? Söz konusu olan iyi ve yararlı uygulamalarsa şayet ‘devlette devamlılık’ ilkesi esas alınabilirdi.

Soru dört; Taşrada yetenekli, çalışkan ve kabını aşmak isteyen çocukların Türkiye ’nin seçkin, başarısını ispat etmiş önemli okullarında okuyabilme şansı ne olacak?

Soru beş; Gençlerle ve de onları yetiştiren öğretmenlerle istişare edildi mi? Eğer istişare edilmediyse bu çocukların hayatları boyunca ‘öğrenilmiş çaresizlik’ gibi ‘öğrenilmiş istişaresizlik’ üzere bir yol izlemeleri sıkıntı oluşturmayacak mıdır?

Bu soruları öğrencilerin sınav kaygısını bitirmek üzere yapılan hamlelere sevinme isteğimin boşa gitmemesi için soruyorum. Sevinçler kursakta kalmasın. Öğrencilerin dersleri de teneffüsleri de bölünmesin.

Su bardağı ile meşgul olup denizi görmezden gelmesinler.