İslâm/Ehl-i Sünnet akâidinin önemli eserlerinden, Hâkim es-Semerkândi tarafından kaleme alınan ve Ali Nar Hocamız tarafından tercüme edilen “Sevâdü’l-A’zam” adlı risâlesinin 61 maddesinden 27’sini bir önceki yazıda aktarmıştık. Bugün de Müslüman’ın inanç ilkelerini aktarmaya devam ediyoruz:

28- (İnsanlara benzemeksizin) Allah’ın da (kötü işlere) kızıp (iyi işlerden) hoşlandığını kabul eder.

29- Allah’ın (ahirette) mahiyetini bilmediğimiz şekilde görüleceğinin hak olduğuna itikat eder.

30- Nebilerin mertebesinin evliyâdan (tamamen) üstün olduğunu kabul eder.

31- Evliyânın kerâmetini hak bilir, inkâr etmez.

32- Allah’ın saidi şakî yapmasının adâleti gereği, şakiyi said yapmasının ise lûtfu gereği olduğuna inanır.

33- Kâfirlerin akıllarının (aslında) peygamberlerin de (öbür) müminlerin de aklına eş olmayacağını bilir. (Bazı icadlarıyla kâfirlerin daha akıllı olduğuna kanaat edenleri reddir. Hâlbuki peygamberlerin ve Müslümanların daha üstün görüşlü olduğu şu asırda daha iyi itiraf edilmektedir).

34- Yaratıcı olarak Cenab-ı Hakk’ın ezeli ve ebedi olduğuna, onun için durum değiştirmenin düşünülemeyeceğine inanır.

35- Allah’ın Âlim ve Kadir olduğunu, onun ilim ve kudretinin kesin olduğunu itiraf eder.

36- Cenab-ı Hakk’ın, günahkâr mü’minlere, günahları miktarınca cehennemde azab etmesinin hak olduğunu bilir.

37- Mushafta yazılı olanın Kur’an olduğunu ve Allah’ın kelâmı olduğunu, mecâz değil, gerçek anlamıyla mahlûk olmadığını bilir.

38- Halk bunun hayır mı, şer mi olduğunu anlasın anlamasın, Allah Teâla’nın, dilediğini yaptığını (şu anda) dilediğini yapmakta olduğunu bilir.

39- İmanın mecâzi olmayıp, hakiki olduğunu görür. (Yani insan inanınca gerçekten inanmış olur. Bazı kimselerin sandığı gibi lâftan ibaret olmaz).

40- Bir kimsenin dünyada hakka tecavüzü varsa ve helallik de alınmazsa; kıyamette karşılık olarak onun sevabının alınıp hak sahibine verileceğini bilir.

41- Tâatın tevfik ile denk, isyânın da hizlan ile denk olduğunu bilir. (Yani günah da işlese, sevap da işlese kula o işi yapacağı güç, yaptığı anda bahşedilir. (Fiilden önce değil).

42- İmanın; kalp ve dil olmak üzere iki uzuvla olacağını bilir. (Yani, dil ile ikrar, kalp ile tasdik, Ebu Hanife’nin görüşüdür. Bazı mezheplerde ameli imandan cüz saymış... Ona dikkat çekilmektedir).

43- Allah’ı kalben tanıyıp da, diliyle ikrar etmeyenin kâfir; diliyle ikrar ettiği halde kalbiyle tasdik etmeyenin ise münafık olacağını bilir.

44- Allah’a yer, zaman, geliş ve gidiş isnad etmez.

45- Allah’ı hiçbir şeye benzetmez ve “O’nun hiçbir benzeri yoktur” der.

46- Bazı durumlarda (çalışıp) kazanmanın farz olduğunu bilir (Yani, kendi emeği ile geçinmek, kimseye muhtaç olmamak).

47- İmanın amelden ayrı şey olduğunu bilir.

48- Bilir ki; muttekinin de, günahkârın da imanı (iman olarak) denktir.

49- Ölümden sonra dirilmeyi hak bilir.

50- Kıyameti hak bilir.

51- Vitir namazının, bir selâmla biten, üç rekât olduğunu bilir.

52- İmamın abdestinin bozulmasının, cemaatin namazını bozacağını kabul eder.

53- Az olan ve akmayan sudan abdestin caiz olmadığını bilir.

54- (Abdestini bozmuşsa) mestlerini çıkaranın, ayaklarını yıkaması gerektiğini bilir.

55- (Abdest bozulunca) iadesinin hakk olduğunu bilir. (Yani kan, irin çıkması ya da başka bir yolla, var olan abdest gider. Yeniden almak gerekir).

56- İmanın artmayıp, eksilmeyeceğini bilir.

(Bazı kimselerin, kendilerinden sorumluluk kalktığını, çünkü Allah’a kavuştuğunu iddia etmesine karşı cevap ve tedbirdir. Mü’min ölünceye kadar itaatle mükelleftir. Şeriatın, gücü yettiği her hükmünü ifa etme borcundadır).

57- İblis laînin, Allah’a ibadet ettiği dönemde, Allah ve melekler nezdinde mü’min olduğunu bilir.

58- Ebubekir ve Ömer (gibi zevatın bile) iman etmediği ve puta taptığı dönemde kâfir olarak bilindiğini görür.

59- Sevgisinden ötürü Hakk âşıklarından sorumluluğunun düşmeyeceğini de bilir.

60- Allah’ın rahmetinden ümid kesmenin küfür olacağını bilir.

61- Son anında imansız gitme tehlikesini de hak bilir ve Allah’tan korkar.