Kavramların zihinleri bulandırmada önemli bir rol üstlendiği gerçek. Günümüz koşullarında hayata egemen olguların kendi kavramlarını ürettiği gerçeğinden yola çıkarak, bir karmaşa oluştuğu, bundan ötürü de insanların, bu zihni karmaşada iyice kendi olmaktan çıktıkları biliniyor.

Kitleleri yönlendiren ve sürükleyen öncülerin, etkilerin gücü söz konusu. Geçmiş zamanda düşünce merkezli oluşların, zihin açmada, insan yetiştirmede ve etki alanını bilgi ve düşünceyle donandırmada önemli bir yoldu. Bugün tam tersi bir durum sözkonusu. İnsanları bilgilendirme, donandırma ve ufuk açma yerine, reklâm mantığıyla insanları propagandayla kuşatarak, düşünceye dayalı alana geçişi engellemek için çalışılıyor. Amaç tüketim ve egemen güçlerin çıkarları doğrultusunda sürükleme, her şeyi bir mal gibi görme düşüncesi ağırlık kazanmaktadır.

Bugün düşünce adamları öncü değildir. Daha çok yeni dünyanın egemen güçlerinin propagandaya dayalı olan yalan rüzgârları insanları tam bir kuşatma altında tutmaktadır. Bir milletin yok edilişi, bir ülkenin işgali tam bir yalan üzerine kuruludur. Propaganda yalan mantığı içermektedir. Abede nin mantığı da budur. Özellikle think thank kuruluşlarının ruhu bunun üzerine kuruludur. Merkezde bilge ve düşünce adamlarının olmadığı, bir grubun, ya da kişilerin bir araya gelerek zihin egzersizleri yaparak, o gün ve o süre için ortaya attıkları düşüncelerden ortaya çıkan ve bir toplumu sürüklemenin yeni bir yöntemidir.

Abede şiir ruhu ve mantığı üzerine kurulu bir ülke değildir. Abede uygarlığından söz etmiyoruz. Böyle bir uygarlık yoktur. Bu ülkenin / oluşun olmayan uygarlığının bir karmaşaya dayandığı yürüttüğü politikanın erdem ve düşünceye dayandığından söz edilemez. Genel geçer konulara dayanan bu hareket kendi çıkarlarına uygun adamlarla yürümektedir. Bu merkezden doğan ve yayılan her şey bir yalandan ibarettir. Bu yalana kananların mantığında da bu yatmaktadır.

Ortak akıl bakışı da bu ruhtan doğmadır. Yani abede nin yalan ruhundan doğmadır. Peygamberler ve şairler medeniyetinden gelme gelenekte, düşünce adamlarının, bilgelerin, şairlerin önemli bir yeri bulunmaktadır. Günümüz büyük şairi ve düşünce adamı Üstat Sezai Karakoç un üreteceği bir görüş, bir düşünce, bir dize ortak akıl gruplarının ve think thankçıların ürettiklerinin toplamından çok daha değerli ve önemlidir. Buna diğer düşünce adamlarını da dahil edebiliriz. Yahya Kemal, Mehmed Âkif, Necip Fazıl, Rasim Özdenören gibi.

Ortak akıl ortak kusmuk gibi bir şeydir. Merkezinde düşüncenin ve düşünce adamının, İslâm medeniyet ruhunun olmadığı, salt çıkara, hırsa dayalı bir oluştur.

*

Yahudi Sami Ofer sermayesinin, hortumculuğunun ülkemizde ve medeniyet topraklarımızda varlığı için yapılan propaganda bu işin ne denli bir vehamet içerdiği ortadadır.

Anadolu coğrafyasında yerli sermaye diye nitelendirebileceğimiz halk sermayesini çökerten güçler, onları devre dışı bırakırken onun yerine yabancı ve Yahudi sermayenin konuşlandırılması süreci bir zihni karmaşayı da beraberinde getirmektedir.

Bugün Filistin topraklarında yapılan utanç duvarları; bırakın savaşçıları, çocukları acımasız öldüren gücün ruhu, sermayesi ve kaynağı neresidir, onları besleyen kimlerdir bunun üzerinde durulmamaktadır. Üstelik baskın basanındır mantığıyla bu kirli ruhu olumlamak, masum göstermek ortak aklın ürettiği bir bakışla sermaye ırkçılığı tanımlamasıyla gelinen nokta neresidir bunun üzerinde durulmalıdır. Sermaye ırkçılığı yok ise hâlâ yeşil sermaye tanımlamasıyla dışlanan yerli ve gurbetçi sermayesinin önünün açılması, 28 şubattan beri mağdur edilenlerin haklarının iadesi için nasıl bir çaba gösterilmektedir

Abede güdümündeki ve köle ruhluluğundaki petrol artığı zenginlerin ve Yahudilerin birlikte cirit attığı bir ortamda hangi sermaye adına konuşulduğu ve kimin sözcülüğü ve köleliği yapıldığı gün gibi ortadadır.

Biz ancak kendi ruhumuzdan doğan kavramlarla ve düşüncelerle bir varlık ve kişilik olabiliriz. Yalan imparatorluğunun kölesi, sözcüsü onlar gibi yalancısı olmaktan öteye gidilemez.