Muhterem Müslümanlar!

Milletlerin tarihleri varsa gelecekleri de var demektir.

Müslüman Türk milleti olarak bizim şanlı bir geçmişimiz,

yüzümüzü güldüren, başımızı dik tutturan şerefli bir ecdadımız var.

Geçmişimizden hep sitayişle/övgüyle bahsediyor onlara Allah tan daima rahmet

diliyoruz.

Ecdadımızdan bahsederken duyduğumuz haz önümüzü

aydınlatmalı. Yiğitliğin, kahramanlığın, kılı kırk yararcasına hassasiyet

gösterilen İslâmî inancın yaşanmasının, helâl-haram hususunda gösterilen

dikkatin, dedelerimizi, ninelerimizi kahramanlaştırıp destanlar yazdırmasının

önemini hepimize gayemizin ne olması lazım geldiğini idrak ettirmelidir. Aksi

hâl mezar taşlarıyla övünmek olur ki, bu da anlamsız, boş bir iddiadan başka

bir şey olmaz.

Muhterem Müslümanlar!

Bizim tarihimiz zaferlerle doldur.

Ecdadımızı kahraman yapan Müslümanlıklarıdır/İslâmi

yaşantıdaki hassasiyetleridir. Bugün, tarihimizdeki zaferlerden biri olan

Çanakkale Zaferi üzerinde duracağım:

Çanakkale muharebeleri, tarihin akışı içinde yalnız

Türkiye açısından değil, siyasi, ekonomik ve kültürel yönleriyle dünya tarihini

etkileyen birçok gelişmelerin ve sonuçların önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Çanakkale Zaferi ile ilgili değerlendirmesinde Sami Paşazâde Sezai der ki:

Çanakkale müdafaası üç mucizeler muharebesidir. Bu zafer

ile Müslüman Türk milleti:

          İçinde

yaşadığı konumu (yani hâli) kurtardı.

          Mâziye

hamâset/kahramanlık ve azâmetini/büyüklüğünü iade etti.

          Vatanımızı

bir vatân-ı ebedi/ebediyyen bize ve nesillerimize vatan yaptı.

Batılıların Hasta adam dediği bu millet, Çanakkale

zaferiyle Balkan harbinden kalma ezikliği üstünden atmış; kahraman bir milletin

varlığını bütün dünyaya ispat etmiştir.

Çanakkale Zaferi, kurtuluş savaşımızın başlangıcı

olmuştur. Kazanılan bu zaferle:

          Osmanlı

Devleti anî çöküşten kurtarılmıştır.

          Rusya da

rejim değişikliği olmuştur.

          Avrupa

süper güçlerinin yenilmezliği efsanesi son bulmuştur.

Bu mücadelelerin temelinde sarsılmaz bir imanın olduğu

bize kendini gösteriyor. 270 kiloluk mermiyi Ya Allah diyerek kaldıran Seyyid

Çavuş lar bize sağlam imanın ne büyük destanlar yazdırdığını en anlamlı şekilde

anlatmaya yetiyor.

Muhterem Müslümanlar!

Birinci Dünya Savaşı içerisinde 3 Kasım 1914 9 Ocak 1916

tarihleri arasında, Çanakkale Boğazı nda cereyan eden savaşlara, Çanakkale

Muharebeleri adı verilmiştir. Biz savaşta 253 bin şehit verdik. Bir yıldan

fazla süren bu savaşa 700.000 (yediyüzbin) insanımız katılmıştır.

Çanakkale, bir ölüm-kalım savaşıdır. Ya ölüm ya kalım

kararının verilişidir. Acımasızlığa, canavarlığa, yalan yanlış ön yargılara

karşı, insanlığın, vicdanın ve merhametin adıdır.

Çanakkale Zaferi, insanlığın son insani savaşıdır. Bu

savaştan ecdadımız yüz akıyla çıkıp canlarıyla koruduğu bu vatanı bizden

sonraki nesillerimize ulaştırılmak üzere bizlere vatan olarak bırakmışlardır.

Onlar vazifelerini yaptılar. Bizler ne yapıyoruz Meselemiz budur. Bizler

imanlı, namuslu ve insanca yaşayalım diye onlar canlarını verdiler. Onların

canlarını verdiği hedefte biz imanımızı muhafaza edebiliyor muyuz Millet olarak

namuslu yaşayabiliyor muyuz İnsani vasıflarımızı koruyabiliyor muyuz

          İmanlı

olmanın ve kalmanın ateşten bir gömlek hâline geldiği;

          Televizyon

ekranlarına varıncaya kadar kadınların bir kısmının pazarlandığı;

          Sokaklarının

şehvet panayırı yapıldığı;

          İnançlı-inançsız

insanlarının akıl almaz usullerle fişlenmeye tâbi tutulduğu;

          İnançlı

yaşamanın dezavantaj olduğu;

          Vatana

hizmeti ibadet aşkıyla yapanların tepelenmeye çalışıldığı;

          İşkencelerin

dayanılmaz boyutlara ulaştığı;

          İhanet

şebekelerinin şer güçlerle işbirliği yaparak zulümlerini sınır tanımazlıklarla

icra ettiği bir ülkede bizler/millet olarak Çanakkale ruhunu muhafaza ediyoruz,

emanetlere sahip oluyoruz dersek dünyanın en yalancıları ve insan olma

özelliğinin de yabancıları konumuna düşeriz.

Muhterem Müslümanlar!

Ecdada lâyık olmanın şartı İslâm itikadı üzere olmak ve

yaşamaktır. Gerisi palavra olur, ihanet olur, düşmana çanak tutmak olur. Çanak

değil Çanakkale ruhuna sahip çıkalım.

Fetih ve Nasr surelerini okumayı da ihmal etmeyelim...