İnsan seçer ama bu seçiminde hangi organı başroldedir? Gözüyle, kulağıyla, burnuyla, midesiyle, şehvetiyle, öfkesiyle, eliyle, ayağıyla, diliyle, kalbiyle ve vicdanıyla donatılan insanın seçimini hangisi belirlemelidir?
Gözüyle seçenler, “görmüyor musun yol yaptılar” diyor. Kulağıyla seçenler “yedi düvel”den dem vuruyor. Burnuyla seçenler kötü kokular almaya başladığından şüphe içinde! Midesiyle seçenler, “işkembeden atma”ya devam ediyor. Şehvetiyle seçenler gücün peşinde olmaya devam ediyor. Öfkesiyle seçenler “kemik edebiyatı” ile yol almaya çalışıyor. Eliyle seçenler, elinin emeğiyle yol almanın zorlaştığının farkında. Diliyle seçenler, verilen sözler gerçekleşmediği için sessiz. Kalbiyle seçenler, sevdiğine kör, sevmediğine yabancı. Vicdanıyla seçenler ise, organların savaşının sonlanmasını bekliyor…
Seçmek, organların savaşı değildir, organların bütününü vicdan potasında eritmektir. Çünkü maharet ilim ile iradeyi birlikte artırarak adil bir yönetim anlayışının kapısını aralamaktır. Bunun için her seçim, seçmen için bir fırsattır. Bu fırsat, elbette önce cesaret ister. Cesaret ise, öngörülebilirlik ve ileriye dönük sağlıklı bir fizibilite oluşturularak güçlendirilmeli, risk alarak kendini sürekli yenileyebilmelidir. Geleceğe umutla bakanlar, hep cesaretle aldıkları kararları hissedeceklerdir.
Hissetmiyor musun; dün gözünle göremediğin, kulağınla duyamadığın, burnunla tadamadığın acı gerçeklerle bugün yeniden yüzleştiğini? Dün midenle yön verdiğin, şehvetine kapılarak yol verdiğin, öfkenle sindirmeye çalıştığın işlerin, bugün yeni sorunlar olarak karşına çıktığını? Dün elinle, ayağınla, dilinle engel olabileceğin ama olmadığın için bugün dert yandığın uygulamaların, bugün başını iki elinin arasına alman için yeterli olduğunu? Hissediyor, kalbinle “artık tamam” diyor, vicdanınla “değiştir”menin yolunu arıyorsun!
Her seçim bir değerlendirmedir. Eğer seçimimiz bir kıymet kazandırmayacaksa, geleceği nasıl değerlendirebiliriz ki! Ölü balıklar gibi akıntıya kapılarak, iradeyi perdeleyerek yarınlar şekillendirilmez. Elbette karar vermekte zorlanacağız, ama bu vereceğimiz kararın kalitesini gösterecektir. Çünkü karar; bilinçli eylemler bütünüdür. O halde vicdanımızın sesimizi dinleyerek, gerçek tercihimizin peşinden koşarak bilinçli eylemleri tetiklemeliyiz. Yarınları değiştirmenin başka yolu yok!