İKTİDAR partisinin seçim stratejisini ağırlıklı olarak
iki husus üzerine oturttuğu görülüyor. Birincisi başkanlık sistemi, ikincisi
ise sandıktan koalisyon çıkarsa bunun kâbus, felaket ve krize oy vermek
anlamına geleceği korkutmacası. Başkanlık sistemi ile ilgili düşüncelerimizi
çeşitli kereler dile getirdik. Seçimlere kadar da getirmeye devam edeceğiz. Bu
yazımda seçmenin koalisyon öcüsü ile korkutarak 12 yıl sonra bir kez daha AK
Parti yi tek başına iktidar yapmaya zorlayan yaklaşım üzerinde durmak
istiyorum.
İktidar partisi sözcülerine sormak istiyorum: Seçmen
sandığa gittiğinde tek başına bir partinin iktidar olmasına değil de bir
koalisyona oy verirse ne olacak Milletin doğruyu göremediğini mi
söyleyeceksiniz Böyle bir yaklaşımın mantığı olabilir mi Özellikle de bir
partinin kendileri tek başlarına iktidar olmadıkları takdirde ülkenin bir
felakete sürükleneceğini söylemek anlamına gelebilecek bir yaklaşım demokrasi
ile bağdaşır mı Hemen belirteyim ki, geçmişte koalisyonların uzun ömürlü
olmadığı, bu sebeple de ülkenin bir takım sıkıntılara sürüklendiği doğrudur.
Ama bunun sebebi seçmenin isteğinin yanlışlığı değil, siyasilerin hırs ve
öfkelerine hâkim olamamalarıdır. Olayı sadece siyasilerin yanlışları ile izah
etmekte haksızlık olur. Eğer, partiler seçimlere giderken yasal olarak
ittifaklar oluşturabilmeleri, tüzel kişiliklerini koruyarak, seçmen hem
ittifaka hem de kendi partisine oy verebilmesinin önü açılabilseydi,
seçimlerden sonra koalisyonların gündeme gelmesi hiç de kriz ve kaosa yol
açmazdı. Ne var ki, darbeciler öyle bir anayasa hazırlamışlardı ki, seçimlerden
tek başına bir partinin iktidarı bile çıksa ülke krizden kurtulamıyordu. Yani,
geçmişte yaşanan siyasi krizlerin öncelikli sebebi koalisyonlar değil,
darbecilerin seçilmişlerden ziyade bürokratları yönetimde hâkim kılmak için
oluşturdukları anayasa idi. Bu bakımdan AK Parti nin 12 yıllık iktidarında
Cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliğini yaparken işin bu
boyutunu da düzenlemesi mümkün iken, bu yapılmamıştır. Belli ki darbeciler
seçilmişleri bürokratlara mahkûm etmişler, iktidar partisi de toplumu sadece
kendisine mahkûm etmek gibi bir tutum sergilemiştir.
İktidar partisinin ülkenin huzurunu sadece kendi
iktidarında görmesi, özellikle de koalisyonları bir felaket gibi takdim etmesi
en hafif ifadesiyle demokratik anlayışa aykırıdır. Toplumu korkutarak sadece
kendisine mahkûm gibi gösterme gayreti doğru bir yaklaşım değildir. Kaldı ki,
her partinin bir yükselme ve gerileme devri olabilir. Bir gün toplum başka
partileri de sınamak isteyebilecektir. Eğer, iktidar partisi kendisinden sonra
ortaya çıkacak durumu felaket olarak görüyorsa, şimdiye kadar niçin kendisinden
sonrada ülkenin bir krize düşmesini engelleyecek bir yasal düzenleme niçin
yapmamıştır
Geçmişte, seçimlerin daha kesin sonuçları alınmadan bazı
parti başkanları bir yerlerden aldıkları talimat gereği, Millet bize muhalefet
verdi diyerek kenara çekilmek suretiyle krizlerin fitilini ateşlemişlerdir.
Ancak o yaklaşımın sakıncaları çeşitli kereler görülmüştür. Kaldı ki, milletin
her seçimde bir partiyi tek başına iktidar yapmak gibi mecburiyeti yoktur. Eğer
birileri toplumu kriz ve kaos ile korkutarak belli bir yönde hareket etmeye
zorluyorsa bilinmelidir ki bu demokratik bir yaklaşım değildir. Demokratik
olmayan bir anlayış ve yaklaşımın sahiplerinin tek başlarına iktidar
olmalarından da kâmil anlamda demokratik bir uygulama ortaya çıkmaz. Bu
bakımdan tüm partiler peşin olarak seçmenin iradesine saygı duymalıdırlar ve sandıktan
çıkan sonucu milletin talimatı olarak kabul etmelidirler.