Şüphesiz herkesin kendi zaviyesinden bir seçim sonucu okuma yöntemi vardır.

Sonuçlara bakınca da kazanan net olarak Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.

En büyük kaybeden ise Adalet ve Kalkınma Partisi olmuştur.

Bunlar hepimizin bildiği hakikatler.

Ancak bir de gizli özneler var.

O da Gazze’ye giden gemiler ve ekonomik kriz.

Herkesin gördüğü ama iktidarın görmezden geldiği gemiler.

O gemiler, insanların vicdanına çarpmış anlaşılan.

Bir de iktidar, “nasılsa biz ekonomide yaşanan adeta yıkımı 10 ay önce propaganda bombardımanıyla gölgede bıraktık, yine benzer bir durum yaşanır” diye düşünmüş olmalı.

Sokağın feryadına kulaklarını tıkadı. Üstelik kendi mağdur ettiği milyonlara sırtını döndü.

Bu kez insanların canına tak etti.

İktidara ceza vermenin en kestirme yollarını tercih eden seçmen, kazanmaya en yakın adaya oy vererek faturayı sarayın bahçesine bıraktı.

Bakalım bu iş buradan dönecek mi?

BU KARE “AKŞENER BIRAKMAYACAK” DİYOR

Yerel seçimlerden beklediği sonucu alamayan İYİ Parti’de Genel Başkan Meral Akşener’in görevi bırakması bekleniyordu. Ancak pazartesi günü Akşener’in olağanüstü seçimli kongre kararını açıkladığı toplantıdaki kare “Akşener’in göreve devam etme kararında olduğuna” işaret ediyordu. Basın toplantılarında kullanılan cümleler kadar, verilen resim de önemlidir. Akşener, kamuoyunun önüne neredeyse bütün parti yöneticileriyle çıkınca “sorumluluğu hep birlikte omuzlayacağız, genel başkanımızın arkasındayız” mesajı da verilmiş oldu.

AK PARTİ BİTTİ Mİ?

Bunu söylemek çok iddialı bir söz olur ancak işi tahmin edilenden oldukça zor.

Birincisi ülkeyi kendi elleriyle getirdikleri ekonomik uçurumun kenarından çekip alacak mecalleri yok.

Hem fiziken hem de psikolojik olarak.

Böyle olunca da erimeyi durdurma imkânları yok.

Aslında ortalıkta bir Adalet ve Kalkınma Partisi yok, Recep Tayyip Erdoğan Partisi var.

Erdoğan da hem fiziki olarak yorgun hem de bu sonuçlardan sonra balkon konuşmasında da gözüktü ki, bir hayli moralsiz.

Ve en önemlisi de ilk kez ikinci parti konumuna düştüler.

Yani bir miktar abandone olmuş haldeler.

Rakipleri ise belirli bir hava yakalamış durumda.

Artık “kaybetmemesi gereken parti”den “kazanması gereken parti” konumuna düştüler.

Bir diğer ayrıntı da en büyük ortakları MHP de adeta erimiş durumda.

Bakanlar Kurulu’nda ve parti yönetiminde yapılacak birkaç değişiklikle bu badire atlatılacak gibi durmuyor.

Yara derin.

BUNA YANILMA DENEMEZ!

Gazeteyi okurken dikkatimizden kaçmış, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun’un seçimlerden önce sonuçlara ilişkin sıraladığı öngörüler önümüze düştü.

Ahmet Hakan’ın öngörülerinin ya da beklentilerinin neredeyse tamamı yanlış çıkmış.

Bir gazeteci için hele ki bir gazetenin kaptan köşkünde oturan bir isim için epeyce sıkıntılı bir durum.

Hata payı içerisinde ise asla değerlendirilemeyecek bir tablo.

ENDİŞE ETMİŞTİK AMA HAKLI ÇIKTIK

Seçimlere neredeyse saatler kala bu köşede iktidar partisinin tam da içerisinden önemli bir kulis bilgisi paylaşmıştık. Aslına bakarsanız biraz da risk almıştık, yayınlarken de endişe etmiştik ama seçim akşamı doğru bilgi verdiğimiz net olarak gözüktü.

İktidar partisinden bir ismin, bir meslektaşımıza “biz bittik ama uzatmaları oynuyoruz” dediğini aktardığımız yazımızdan çıkan tablo ciddi bir metal yorgunluğu ve umutsuzluğu işaret ediyordu.

Buradan çıkarılacak sonuç; iktidar, seçimden daha kötüsü, gelecek umutlarını da kaybetmiş görünüyor.

BABACAN, EKONOMİST OLABİLİR AMA SİYASETÇİ OLMADIĞI KESİN

Bu konuyu şimdilik çok fazla açmayacağız. Ne demek istediğimizi, nereye varmak istediğimizi siyasetin kenarında dolaşan hemen herkes anlamıştır.

Sadece şunu söylemek isteriz ki; Temel Karamollaoğlu Bey’in “muhafazakâr bir blok oluşturma” değerlendirmesine dahi tahammül edemeyerek sabahı dahi beklemeden “Biz oy birliği ile kendi logomuz ile seçime girme kararı aldık” diye açıklama yapınca biz bu kanıya varmıştık.

Yani aşırı özgüven, hatta biraz da kibir insanı yiyip bitiriyor.

BU MANŞET DE BURADA DURSUN

Ülkemizde ulusal alanda yayın yapan çok sayıda gazete var.

Bunlara ilave olarak, internet siteleri, televizyonlar ve yorumcular var.

Millî Gazete, daha sandıkların tamamı dahi açılmadan attığı manşet ile ortaya çıkan sonuçların bir erken seçim çağrısı olduğunu yazdı. Başka da bu minvalde manşet atan olmadı.

Cumhur İttifakı’ndan ilk yapılan açıklamalarda ise “erken seçimin gündemde olmadığının altı çizildi.”

Bu meslekte edindiğimiz tecrübe ne zaman ki “erken seçim” yok deme ihtiyacı hissediliyorsa aslında bir kurt düşme durumu yaşanıyor demektir.

Dememiz o ki; sözünü ettiğimiz bu manşet de burada dursun.

Yaşayan görür, zamanın ne getireceğini.