7 Haziran seçimlerinde milletvekili çıkarmayı hak kazanan 4 siyasi partinin basiretsiz ve uzlaşmaz tutumu yeni hükümetin kurulamamasına yol açtı. Görevlerini yapamayan partiler, Anayasa gereği seçimlerin yenilenmesine sebep oldular. Seçim takvimi işlemeye başladı. Başı yere eğilmesi gereken bu 4 parti hâlâ birbiriyle dalaşmaya devam edecek mi dersiniz

Ülkemiz güvenlik konusunda kritik bir eşikte bulunuyor. Barış, kardeşlik ve huzura ihtiyacımız olduğu bir noktadayız. Bu da tek yürek, tek güç olmamıza bağlı! Bu atmosferde siyasilerimizden ötekileştirici ve çirkin sözler duymak istemiyoruz. Ülkenin gerilimli ve kutuplaştırıcı üsluba tahammülü yok.

Siyasiler seçim propagandası sırasında yapıcı ve birleştirici olmalı; halkın seçtiği partilerle birlikte çalışma, uzlaşma ve anlaşmayı engelleyecek bir üsluptan uzak durmalıdırlar. Milletvekilliği bir emanettir. İletişim becerisi olmayan, kibir ve gurur sahibi, karşısındakini küçümseyen bir yapıya sahip olan adaylar yol yakınken emaneti sahibine iade etmelidirler. Çünkü halk onlara kavga için değil, problemlerinin çözümü için vekalet veriyor.

Savaşa gider üslupla seçime gitmek uzlaşmayı baltalar. 7 Haziran seçimlerini Çanakkale Savaşları’na benzetenlerin sayısı hiç de az değildi. Nitekim Sedat Peker, “7 Haziran hilal haç mücadelesidir” (Akit, 6. 6. 2015) demişti.

İçte siyasi bir mücadele veriliyor. Bunu dış düşmana karşı verilen savaşa benzetmek büyük bir tehlikedir. Güvenlik güçlerimiz, askerimiz ne güne duruyor Canla başla görevlerini yapmaya çalışıyorlar. Ama siyaset kurumu barışçı ve ikna yöntemini kullanan bir söylemi benimsemelidir.

SİYASİ NEZAKET GEREKLİ

Siyaset önemli bir hizmet alanıdır. Siyaseti iş edinenler, siyasi nezaket kurallarını bilmek zorundadır. Sorumsuz siyasiler, “siyasette vefa yoktur” sözünün gereğini yapıyorlar. Siyasetçi de bir insandır. Siyasi alanda çalışması onun insani değerlerden uzaklaşmasını gerektirmez. Şefkat ve merhamet sahibi, birleştirici olması gereklidir.

42 yıl siyasetin gülen yüzü olmuş Erbakan Hoca’nın mücadelesi hepimize örnek olmalıdır. O, hiçbir zaman milli ve birleştirici olmayı, şefkat, merhamet ve vefakârlığı, siyasi nezaketi elden bırakmadı. En şiddetli muhaliflerine bile şefkat ve merhametle muamele etti. En zıt muhalifleriyle birlikte çalışmanın yolunu buldu. MSP döneminde Ecevit ve çevresindekilerin çoğu onun temsil ettiği görüşe hışımla bakarlardı. Fakat Erbakan Hoca Türkiye hükümetsiz kalmasın, diye CHP ile hükümet kurma fedakârlığında bulundu. Aradaki buzları eritti. Ülkenin problemlerini çözmek için halkın seçtiklerinin birlikte çalışması gerektiğini öğretti.

Milli Görüş’ün bir partisi Meclis’te iken ülke hiç hükümetsiz kalmadı. 7 Haziran sonrası siyasi tarihimizde olmayan bir olay yaşandı. Yüzde 41 oy alan parti hükümeti kuramadı. Çok partili dönemimizde ilk defa, hükümet kurulamadığı için seçimlerin yenilenmesi zorunluluğu ortaya çıktı.

Niçin Çünkü Meclis’e giren 4 siyasi parti 13 senedir birbirlerine demediklerini bırakmamışlardı. Öyle yakıştırmalar, öyle benzetmeler yaptılar ki, çocuklarımızın terbiyesini bozmaktan korktuğumuz müstehcen sözler bile duyduk. Hayır, hayır! Böyle bir siyaset yöntemi olamaz.

BİRBİRİMİZİ DİNLEYELİM!

Gerilim üzerine siyaset yapan partilerden biri olan CHP’nin Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Milli Gazete’ye ziyaretinde siyasi üslup konusunda itiraflarda bulundu: “Birbirimizi ayrıştırarak Türkiye’yi ‘büyük’ yapamayız. Siyaset dili o kadar sert ki, Allah’tan millet daha sağduyulu. Millet de siyasilerin dilini referans alsa, biz sokakta her gün kavga edeceğiz. Maalesef, siyaseti siyasiler kirletiyor. Ayrıştırıcı, küçültücü dil hiç kimseye fayda getirmez. Empati yapmalıyız.” (17. 3. 2015) Böyle bir konuşma ancak Milli Görüşçülerin bulunduğu bir mekânda yapılabilirdi.

Hükümet’e gelince… Adalet mülkün temelidir, lütfen adil davransınlar. Devlet imkânlarını yalnız kendi lehlerine kullanmaktan vazgeçsinler. “400 de 400” talimatları milli iradeye saygısızlıktan başka ne ifade eder Programınızı açıklarsınız, halk ikna olursa tek başınıza iktidar olursunuz; aksi durumda hükümet kurma sorumluluğundan kaçma lüksünüz yok. Şimdiden uzlaşma kültürü edinmeye bakın. Empati yapın. Siyaset bir bakıma uzlaşma ve birlikte çalışma sanatıdır. Kendi özel işinizi yapmıyorsunuz. Halktan aldığınız emanetle devlet yönettiğinizi bilmelisiniz.

İçinden geçmekte olduğumuz süreçte, vazgeçemeyeceğimiz kırmızı çizgimiz Türkiye’nin güvenliğidir. Böylesine hassas bir dönemde hâlâ birbiriyle dalaşmayı siyaset zannedenler, lütfen bu kavgalarını başka bir platformda yapsınlar. Türkiye’nin geleceği ile oynamasınlar. Siyasilerin basiretsizliği yüzünden Türkiye’de seçimler yenileniyor. Herkes, savaşa değil, seçime gidildiğinin idrakinde olmalıdır.