Bizim çocuklar Bizanslılarla Palekanon savaşına gitmiyorlar.

Çimpe kalesini almaya da.

Sazlıdere savaşı ile Edirne yi de fethetmeyecekler.

Anneler, Sırpsındığı na,  ya da Kosova meydan muharebesine uğurlar gibi ellerine kına yakmayacaklar.

Niğbolu dan haber bekler gibi sevinemeyecekler.

Ya da Venediklilerle vuruştuğumuz bir deniz savaşı hiç olmayacak.

Ne Varna ya uymakta bu gidiş, ne Mohaç a.

Viyana ya giderkenki coşkuyu da arayamıyoruz.

Preveze de haçlıları yendiğimiz gurura da benzemiyor.

İnebahtı demiyorum, belli ki bu gidişlerimizin karşılığı hezimet olmayacak.

Belli ki üstünlük bizde.

Ama bizim çocuklarımız bir futbol müsabakasına gitmiyorlar.

Ya şehit olacaklar, ya gazi

Ya da bir ömür ceremesini çekecekleri hangi ıraklı çocuğun babasını öldürdük sıkıntısı.

Kim bilir, hain kurt Amerika onlar için ne kalleş senaryolar hazırladı.

Gelin dünyanın kaç bucak olduğunu görün der gibi, Şırnak ta kırdığı 13 gök ekinimizin daha fazlasını Irak topraklarında kırmak için mi

Ya da kendi çok gelişmiş ölüm kusan silahları ile vuracağı Iraklıların suçunu da bizim çocuklara atıp onları paranoid bir ruh sancısına sokmak mı

Petrolün varilini seksen doların üzerinde satma hayali mi bu savaş ya da. Türklerin dünya dengelerini altüst etmelerine göz mü yumacağız tezi ile yarım kalmış bir haçlı işgali mi yoksa.

Irak savaşında tezkere karşıtlarını affetmeyenler, zil takıp oynamaktalar şimdi. Oh nihayet Irak a giriyoruz sevinci ile ellerini ovuşturmaktalar.

Ne ki savaşlar da eskisi gibi namuslu meydan muharebeleri değildir artık.

Sanki o köşe yazarları kendi oğullarını göndermekteler.

Ya da yüz milyarlık düğün yemekleri verdikleri sevgili damatlar gidecek bu savaşa.

Kimler gidecek

 Şırnak ta ölenlerin hayat hikâyelerini okuyup can evinden vurulduğumuz, yoksul halk çocukları gidecek yine.

Köylerinde, patates tarlalarında çapa yapan gençler gidecek.

Ya da en zengini, dedesinin kamyonunda çalışan gariban çocuklar gidecek.

Oralarda onlar ölecekler.

Adile Sultan yalısında kendilerini deniz polisinin koruyarak fırın ördeği yiyen düğün davetlilerinin çocukları orada ölmeyecek.

Belki söylenecek birkaç kişi, daha ne istiyorsun bak düğün takılarından da zekât olarak biraz şehitlere verecekler. Dünyanın hazinesini terazinin bir kefesine koyun, diğer kefeye de yirmilik fidanın tırnağını.

Hangisi ağır çeker.

Elbet canlı evladın tırnağı.

Hiç gidilmesin mi

Gidilecekse tek evladımızın burnu kanamayacak tedbirler alınarak gidilsin.

Gitmelere, silahlara ayrılacak kaynaklar güneydoğunun yoksul halkına harcansın.

Köyleri boşaltılmış, ağaçları kesilmiş, hayvancılığı bitirilmiş insanların çocuklarının dağdakilere katılmaması için, üç beş zenginin ya da sanatçının kendilerini rahatlatmak için şehit ailelerine verdikleri sadakalar ile bu iş düzelmez.

Yeni şehitlerin arkası kesilmez.

Amerika yı çiçeklerle karşılayan Iraklılar gibi bizim ülkemizde de Bush katilinin yolunu gözleyen işbirlikçi çok.

Köklü tedbirlerle devlet güneydoğuyu mamur hale getirip, işsizlik vebasının belini kırdığında, ne Amerika dan medet umanlar kalır, ne terör.

Devlet temizlik için kolları sıvadığında, terörün örttüğü uyuşturucu, silah ve sigara kaçakçılığını önleyip, devlet görevlilerinin de karıştığı bu suç çetelerinin üzerine gidebildiğinde, güneydoğu kırık kanatlarını oynatabilecektir.

Makam arabası, özel şoför, koruma gibi at ile ayran içmeye gitmeyi, bıraktığında devlet, kaynak bulabilecektir.

Kafası çalışmayan, kıytırık müdürlerin kalça kemikleri altın kaplama mı ki; kendi otosu ile işine gidip gelmeyerek, yoksul milletin parasını benzine verip, tüyü bitmemiş yetimin hakkını hovardaca tüketebilmekte.

Parası varsa kendi otosu ile işine, yoksa otobüsle giderse sırtımızdaki yüklerden daha çabuk kurtulacağız. Bu millet omuzlarındaki yükleri attığında daha özgür, refah ve mutlu olabilecektir.