6 Ocak 2015 tarihli Millî Gazete de Altı Helal Üstü

Haram başlıklı bir haber vardı. Tolga Saçıkaralı nın bu haberinde Bolu nun

Mengen ilçesine bağlı Gökçesu Merkez Camii nin altında bulunan ATM den

bahsediliyor, cemaatin her yere başvurmasına rağmen 8,5 yıldan beri ATM nin

kaldırılmadığı anlatılıyordu.

Bu haber gerçekte çok ciddi bir sancıyı, yarayı ve

garâbeti dile getirmekteydi. Bu sancı sadece Gökçesu ya mahsus değildi. Her

yerde aynı problem var. Geçen sene bizim semt camiinin bahçesine de sanki

başka yer kalmamış gibi-  bir bankanın

ATM si konuldu. Tıpkı haberdeki gibi başvurmadık yer bırakılmadı. Ama sanki her

yer duvar olmuştu.

Mevzu açılmışken, biraz daha detaya girelim. Hayli

zamandan beri (12 Eylül 1980 den sonra arttı. O devirlerde işbaşında olanlar;

camiin en alt katında fitness salonu, üstünde alışveriş merkezi, onun üstünde

cami olacak demişlerdi.) camilerimizi sarmalayan ciddi bir fitne unsuru var:

Camilerin altına alışveriş merkezleri açılıyor. Buradan çok ciddi kira geliri

alındığı söyleniyor. O arada dedikodunun bini bir para Dernek idarecileri

töhmet altında kalıyor.

İstanbul da otururken şâhit olduğum bir tabloyu

nakledeyim: Ülkemizin en büyük camilerinden biri inşa edildi. Şirinevler Ulu

Camii O muhteşem cami vakit namazlarında bile ağzına kadar doluyordu. Hele

cumaları ihtiyaca kâfi gelmiyordu. Bunun üzerine avlunun üzeri cam kubbe ile

kapatıldı. Neredeyse camiin içi kadar bir alan kazanıldı. Ama yine ihtiyaca

kâfi gelmemeye başladı. Camiin altı ise market olarak kullanılmaktaydı. Oysa

orası da camiin müştemilatı olarak kullanılabilirdi. Kaldı ki oranın camie tek

kuruşluk faydası yoktu. Koca Camii oranın sâkinleri yaptırmıştı. İlave kısmı da

öyle Camiin bütün giderlerini de cami cemaati karşılıyordu. Öyleyse bu markete

ne gerek var

Bu örnekten yola çıkarak ciddi bir problemi dillendirip

hal çaresi üzerine kafa yormayı talep edeceğim: Camiler kesinlikle ticaretten

uzak tutulmalı, fitne kapısı temelli kapatılmalıdır. Camiler ilim ve ibadet

mahalli olarak hizmet vermelidir. Camilerin altında, sağında, solunda kiraya

verilmiş mahaller olmamalıdır.

Ecdât camilerin bakımı ve cami görevlilerinin maaşı için

dükkânlar, araziler vakfetmişlerdi. Ama bunlar caminin altında, bitişiğinde

değillerdi. Camiden ayrı bağımsız gayr-ı menkullerdi. Hem hangi gâye ve neresi

için vakfedilmişlerse, o gâye ve o yer için kullanılırlardı.

Camilerin sınırları dâhilinde (altında, yanında,

bahçesinde) bu ticârî müesseselerin bulunmasının inancımızla ilgili mahzurlu

kısmı da var. Meselâ fâizle ilgili dinimizin hükümleri açık. Avamı-havassı

herkes bunları bilir. Peki, fâiz kurumunun ATM sinin camide ne işi var Bizim

Anteplilerin bir sözü var: Sarımsağı nerede yedinse, ağzını orada kokut!

derler. ATM yi koyacak başka yer mi yok Cemaat camide namaz kılıyor. Markette

mikrofondan oyun havaları çalınıyor. Ya da bazı marketlerde içki satılıyor

(Eski devirde Ankara da büyük bir camiin altında açılan markette olmuştu)

Buyurun bakalım!..

Cami dernekleri idarecileri, elektrik, doğalgaz başta

olmak üzere gelen faturaları karşılamak için çırpınmakta. Cemaatten bazıları,

Bu yerlerden dünya kadar para alıyorsunuz, ödesenize, ne diye para toplayıp

duruyorsunuz demekte. Onlar da yemin edip Buralardan camiye tek kuruş

gelmiyor demekte. Alın size küçük çapta bir fitne Diyanet İşleri Başkanlığı

bu işe mutlaka köklü çözüm bulmalıdır.