İçinde bulunduğumuz dönemde Müslümanların çok parçalı

olmaları kafa karışıklığına ve hatta yol sapmalarına neden oluyor. Başlangıçta

insanların iyi niyetlerle bağlandıkları çevrelerin zaman içinde niyetlerinin

farklı olduğu anlaşılsa bile girilen yoldan ne yazık ki dönülemiyor.

Genellikle de ciddî şaşkınlıklar yaşanıyor günümüzde. Çok

parçalı oluş dışında Müslümanların üzerine abanan yabancılıklar arasında

şaşkınlıklar yaşanmasıdır bir diğer neden de. Bu insanları çıkmazlara

sürüklüyor ne yazık ki. Çok parçalı oluştan ötürü nasıl bir yol tutturulacağı

kestirilemiyor. Gruplaşmalar kimi zaman iyi niyetle olmasına karşın,

yetersizlikler ya da niyeti başka olanların sapmalarına kapılabiliniyor.

Müslümanlarını günümüzdeki büyülü dünya karşısındaki

tutumları şaşırtıcı. Beklenmedik bir durum. Bir anda kendi değerlerinden

vazgeçebiliyor. Belki de asıl üzerinde durulması gereken hususların başında bu

geliyor. Çıkarların gözetilmesi ve öncelenmesi insanların sahih niyetlerini

aşıyor başka yönlere doğru götürüyor. Ve artık bir çıkar kavgasına dönüşüyor. O

zaman da insanlar özgünlüklerini yitiriyorlar ve sıradanlaşıyorlar.

Müslümanları sınırlayan, denetim altında tutan kimi

durumlar bir kendindenlik içeriyor. İnsanlar bu yaşama biçimini benimsiyor ve

zevkle de yürütüyorlar. Sınırları aşmak gibi bir tutuma çok çabuk girmiyor.

Müslümanlar arasında yaşayan her kim olursa olsun onlardan

etkiler taşır. Müslüman olmasalar bile. Fakat Müslüman olup üslup ve yaşayış

bakımından başka yol üzerinde olanlar da Müslümanlardan izler taşıyorlar. Kimi

davranışlarında kendilerini belli ediyorlar. Buna aynı topraklar üzerinde yaşan

ateistler de dâhildir. Siyasal bölünmelerin en derinleştiği zamanlarda bile

İslâm söz konusu olunca ortak buluşma alanları mutlaka oluyor. Son dönemlerdeki

uçurumları kısmen bunun dışında tutmalıyız.

Siyasal bölünmeler, çıkar ilişkileri zamanla beklenmedik

uçurumlar oluşturuyor. Bunların hafifletilmesi, insanımızın birbirine

yakınlaşması aradaki uçurumları giderir Müslümanları daha güvenli bir ortama

doğru götürür. Bugün en çok da buna gereksinim var.

Müslümanlar rızklarını temini konusunda kusursuz bir çaba

içinde olurlar. Bu hayatın kaçınılmaz yanı. Bir de Müslüman ın kendi benlerine

aşan sorumlulukları var. Bu onların asıl gerçeği. Bunu cihat kavramı ile

tanımlamak en sağlıklı olanı. Çünkü Müslümanlar kendi nefislerini de denetim

altında tutmak ve kendini sınırlamak ile de sorumludur. Bu aşırılıklardan

korunmayı gerekli kılıyor. Kendi içinde bir iç denetimi de var. Fakat bu insanı

yasaklar ile sınırlamak yerine insanın kendi doğası ile bir uygunluk içinde.

İnsanın kendi nefsiyle olan mücadelesi en zor olanı.

Çünkü kendi nefsi çıkarlarını sınırlayan ve aşanlar büyük eylemler içinde

olurlar. Cihadın en anlamı yanı da budur. Malıyla, canıyla, emeğiyle ve ruhuyla

katılır.

Canın korunması en önemlisi elbette. Savaşları ve

benzerlerini bunun dışında tutuyoruz elbette. Hayatta kalındıkça daha büyük

eylemlerde bulunma şansına sahip olur. Müslümanların yükümlülükleri insanları

daha anlamlı hâle getiriyor.

Müslüman olmanın değeri hiçbir şey ile ölçülmez. Sadece

bu dünya yüzünde değil ötede de bunun karşılığı. İnsanı hayata ve gerçeklere

bağlayan özel nedenleri var.

Müslüman ız, sorumluyuz ve hayata daha anlamlı bakıyoruz.

Attığımız her adımın hesabını yapmak durumundayız. Hesap derken bilinçli bir

yürüyüştür sözünü ettiğimiz.